Bir yıl boyunca çocuklara borç ödemek için para verdim! Bir kuruş daha vermeyeceğim!
Eşimle birlikte tek bir çocuğumuz var, yetişkin bir oğlumuz. O da kendi ailesini kurdu, hatta biz de artık torun sahibiyiz.
Ben, darbe ve sıkıntılarla geçen eski Türkiyede büyüdüm, otuz yaşında evlendim. O dönemlerde bu yaşta evlenmek gecikmiş sayılırdı. Doğal olarak, herkes çocuk bekliyordu. O zamanlar çocuğun yoksa, sanki hastalıklıymışsın gibi bir bakış vardı.
Eşimle beraber bir oğlumuz oldu ve bunun yeterli olduğuna karar verdik. Okumuş insanlar olarak bir çocuk büyütmenin ne kadar masraflı olduğunu gayet iyi biliyorduk. Ne kadar çok çocuk, o kadar fazla masraf, bu açık bir gerçekti bizim için.
Tek çocuk sahibi olma kararımız boşuna değildi. Sonuçta oğlumuzu iyi yetiştirdik, güzel bir eğitim almasını sağladık ve kendi hayatımızı da rayına oturttuk.
Ama oğlum bizimle aynı fikirde değildi. Daha yeni evlenmişlerdi ki, gelinimiz hamile kaldı ve bir torunumuz dünyaya geldi. Genç çiftin kendilerine ait bir evi yoktu, bu yüzden kredi çektiler. Bir şekilde o krediyi her ay ödedik. Sonra öğrendik ki, gelinimiz tekrar hamileymiş. Tabii hemen sordum; iki çocuğa nasıl bakacaklar, ev kredisi nasıl ödenecek? Kızdılar bana, “Biz hallederiz” dediler. Ben de, Madem öyle, buyurun” dedim.
Uzun süre idare ettiler. Ama gelin artık işe gidememeye başladı, oğlumun da işi bitti. Ne yapacaklarını bilemediler; bizim kiraya verdiğimiz daireye taşınmaya karar verdiler. Eşim, gençlere kredi ödemelerinde yardımcı olacağımızı söyledi. Böylece, eşimle birlikte tam bir yıl boyunca onların ev kredilerini ödedik. Onlara yardım ettiğimize, işleri kolaylaştırdığımıza inandık. Ama öyle olmamış.
Yakın zamanda öğrendim ki, aslında kredi ödenmemiş; altı aydır gecikmedeymişler. Bizim verdiğimiz paralar nereye gitti belli değil! Eşim çok sinirlendi, artık gücünün kalmadığını söylüyor. Ben de şoka girdim; ne desem, ne yapacağımı bilmiyorum. Çocuklarımıza destek olalım dedik, ama onlar sırtlarını bize yaslayıp keyif çatmışlar. Şimdi ne yapacağız, doğrusu bilmiyorum.
Bugün dönüp baktığımda anladım ki; aslında yardım etmek demek, bazen doğru yolu görememek demekmiş. Çocuklara kendi başlarının çaresine bakmayı öğretmeden yapılan yardımlar, uzun vadede sadece onları tembelliğe alıştırıyormuş. O yüzden artık bir kuruş daha fazladan vermeyeceğim. Herkes kendi yolunu kendi çizecek, böylece gerçek hayatla yüzleşmeyi öğrenecek.




