Ben de zamanında 50 yaşımda evlenen kadınlardan biriyim; o dönemde nihayet mutluluğu bulduğuma inanmıştım ama beni nelerin beklediğinden habersizdim
Herkes bana hep kitap kurdu, kuralcı derdi, doğrusu okumayı ve öğrenmeyi çok seven, çalışkan biriydim. Lisansüstü eğitimimi tamamladım ve yıllarımı kütüphaneciliğe verdim. Bir arkadaşım, bana ilerideki eşim olacak adamı tanıştırdı. O zamanlar Selim Bey 59 yaşındaydı; yıllar geçmiş ama o hala umutluydu, iyi bir eş arıyordu. Bense ondan dokuz yaş küçüktüm. Selim Bey, şiir ve edebiyat tutkusu, naifliği ve zarif tavırlarıyla hemen kalbimi kazandı. Sohbetlerimiz zamanla güzelleşti, birkaç ay sonra bana evlenme teklif etti.
Ben de kabul ettim, zira uzun zamandır bir aile özlemiyle yanıp tutuşuyordum. Nikâhın ardından benim evimde yaşamaya başladık; çünkü onun kızı ve ailesi kendi evinde oturuyordu. Şimdi geçmişe baktığımda, o dönemde nelerle karşılaşacağımı hiçbir şekilde kestiremediğimi görüyorum. Hayatım boyunca yalnız yaşamıştım ve şu an birçok şey değişiyordu, bu değişimi içimde taşımakta hayli zorluk çekiyordum. Masadaki örtüdeki leke, kırış kırış olmuş yatak örtüsü, etrafa saçılmış çoraplar ve hiç düşünmediğim türlü tuhaf şeyler Her ayrıntı canımı sıkmaya başlamıştı. Sanki evimiz otel olmuştu, bütün sorumluluk bana kalmıştı. Selim Beyin parayla da arası pek iyi değildi. Bir gün musluğu tamir edeceğine daha beter bozup ancak ustayı çağırdığı an, sabrım taştı.
O gün, artık sabretmek ve kendimi üzmek istemediğimi fark ettim; nihayetinde ikimiz de yetişkin insanlardık, farklı alışkanlıklarımız vardı. Çok geçmeden oturup konuştuk; o ise her şeyden memnunmuş meğer Ben ise huzursuz ve sessiz bir yapıya sahip olduğum için kavga ya da gürültüden hoşlanmam. Fakat barışçıl bir çözüm bulamadık; çünkü Selim Beyin kızı babasının artık hep benimle yaşayacağını varsayarak kendi evinin düzenini kurmuştu. Üçüncü ayın sonunda Selim Bey boşanmayı kabul etti. Benden gelen hediyeleri geri istedi. Çöpten bir sepet ve ince bir zinciri geri vermek benim için önem taşımıyordu zaten.
Bu yaşanmışlık bana şunu düşündürttü: Acaba 50sinden sonra mutlu bir aile hayatı kurmak gerçekten mümkün mü, yoksa geçmişin alışkanlıkları peşimizi bırakmıyor mu? Şimdi geriye dönüp bakınca hâlâ bu sorunun cevabını arıyorum.




