Günlüğüm,
Eşim mutlu ve sevgi dolu bir ailede büyümüş. Ama kayınpederim 57 yaşındayken, eşi ne yazık ki vefat etti. Onun için bu sürecin ne kadar ağır geçtiğini biliyorum; böyle bir acının üstesinden gelmek kolay değildi. Biz de çareyi kayınpederimin evini satıp, parayı bölüşmekte bulduk. Ardından, biraz toparlanana kadar yanımızda kalsın istedik. Aslında mantıklı gelmişti.
Kafamda ona en fazla altı ay bizde kalabileceğini, sonra kendine yeni bir ev alıp kendi hayatına döneceğini düşünüyordum. Ama işler hiç de düşündüğüm gibi gitmedi. Kayınpederim bizimle yaşamayı fazlasıyla sevdi. Ev giderlerine ya da alışverişe hiç katkı sağlamadı. Ben sürekli yemeklerini yaptım, çamaşırlarını yıkadım, odasını topladım. O ise sadece işine gider gelirdi. Bildiğin tatil gibi bir hayatı oldu.
Tam 11 yıl boyunca bizimle yaşadı. Sonra her işe karışmaya, sürekli ne yapmamız gerektiğini söylemeye başladı. Kendi kurallarını koydu, evin bir parçası değil, neredeyse kaptanı oldu. Biz de artık tahammül edemez hale geldik ve ona şehir dışında güzel bir ev alıp taşındık. Kayınpederim oldukça sağlıklı, yaşına göre dinç, tek başına yaşayabilecek biri.
Evin bütün ihtiyaçlarını karşıladık, düzenini kurduk. Fakat yerleşmeye başladıktan kısa bir süre sonra kalp ağrılarından, çeşitli rahatsızlıklardan bahsetmeye; burada kalamıyorum, sağlığım bozuluyor demeye başladı. Çoğunu da biliyorum ki uyduruyor. Sırf tekrar bizimle yaşamak için bahaneler üretiyor. Ama artık istemiyorum, gerçekten çok yoruldum. Kendi ailemle rahat rahat yaşamak, bir nebze huzura kavuşmak istiyorum. Çok yorgun hissediyorum.
Ne yapmam gerektiğini bilemiyorumBir akşam mutfakta, çayımı yudumlarken, eşim yanıma geldi. Onun da benim kadar yorgun olduğunu, bu yükün bizi nasıl değiştirdiğini, hatta birbirimizden uzaklaştırdığını fark ettim. Uzun uzun konuştuk; hem kayınpederimi sevdiğimizi, ama artık kendi hayatımızı kurmaya hakkımız olduğunu söyledik birbirimize. O gece ilk defa, suçluluk duymadan derin bir nefes aldım.
Ertesi sabah, kayınpederime açıkça ama saygıyla konuşmaya karar verdim. Baba, dedim, burada yalnız yaşamayı öğrenmen, yeni bir başlangıca cesaret etmen gerekiyor. Biz de kendimize kalmaya, ailemizi büyütmeye hazırız. Hafifçe gözleri doldu ama sustu. Bu sözlerin ağırlığını kavradığını hissettim; anlaşılan o da yeni bir hayatın ona ne getireceğini merak ediyordu.
Günler geçti, bir düzen oluştu. Kayınpederim başta zorlansa da, yeni komşular edindi, hatta bahçesine ektiği domateslerden bana fotoğraf göndermeye başladı. Kendi yolunu buldu. Biz de sonunda evimizde, uzun zamandır özlemini çektiğimiz huzura kavuştuk.
Bazen, kapıda büyük bir gülümsemeyle elinde sepet dolusu domatesle beliren kayınpederimi görünce, hayatın bazen alışkanlıklarımızı değiştirmemiz için karşımıza zorluklar çıkardığını anlıyorum. Zamanla herkes kendi yolunda büyüyormuş meğer. Ve bazen en güzel huzur, cesaretle atılan içten bir vedadan sonra gelirmiş.




