Bir baba, ailesini terk ettikten sonra kızını bakıcı olarak işe aldı: Bu sıra dışı düzen ne kadar sürecek ve aralarındaki gergin ilişki onarılabilecek mi?

Babası bir sabah ansızın evi terk ettiğinde, Asumanın ruhunda derin bir öfke birikti. Babası ne kadar sık arayacağına dair sözler verse de, Asuman onu artık hayatında istemiyordu. Fakat nedendir bilinmez, Babaannesi, O senin baban, unutma kökünü, kan bağını. Arada bir ara, hatırını sor, diye ısrar edip durdu. Asuman bunu çok garip buluyordu; çünkü kendi annesi bile eski kocasıyla asla konuşmuyordu. Yine de annesini üzmemek, babasını gücendirmemek için zaman zaman hâlâ görüşmeye razı geliyordu.

Bir keresinde, rüya gibi flu bir atmosferde, gri okul sıralarında otururken, babası birden çıkıp geldi, onu dersten aldıöğretmeni sinirlenmişti ama, babanın otoritesine laf edememişti. Asuman kendini bir anda babasının Kadıköydeki evinde buldu. Orada, camdan yansıyan kendi görüntüsünün arasından, sınıf arkadaşlarının fısıldaştığını duydu; onun gizli bir kız kardeşi olduğuna dair dedikodular… Başta inanmak istemedi fakat, babası yeni eşiyle ve minik kızlarıyla karşısına çıkınca hakikati kabullenmek zorunda kaldı. Üvey annesi Asumanı güler yüzle karşıladı, ona Derslerin nasıl, güzel kızım? deyip onunla içtenlikle ilgilendi. Ancak babası sürekli bilgisayarının başındaydı; kelimeler dudaklarında donup kalıyor, kızlarına sanki bir yabancı gibi davranıyordu.

Zamanla babası, Asumanı daha sık evine götürmeye başladı. Onu küçük üvey kardeşine bakması için sık sık görevlendiriyor, Asuman da bu sorumluluk yükünden rahatsız oluyordu. O benim kardeşim değil, diye içinden geçiriyor, sadece annesine ve babaannesine yaranmak istercesine boyun eğiyordu. Bir keresinde, babası Asumana, Bugün burada kal, annen merak etmez, dedi. Asuman ise, Ders çalışmam lâzım, bahanesiyle hemen evden ayrıldı. Baba hiç bozulmadan, O zaman annen çağırana kadar yalnızca kardeşinle ilgilen, biz çıkıyoruz, diyerek, Asumanı adeta ücretsiz bakıcıya çevirdi.

Bir söğüt ağacının gölgesinde yalnız kalmış gibi, Asuman içine düştüğü bu değersizlik hissinden bıktı ve bir sabah uyandığında evlerine geri dönmemeye karar verdi. Bir gün babası aradı, pazarlık yaparcasına, Kardeşini unutma, sorumluluğunu yerine getir, dediğinde, Asuman sessiz ama kararlı bir tavırla reddetti, Ben bakıcı değilim, dedi. Babası ise, onu pek umursamadan, yine kendi işlerinin peşine düştü. Asuman yalnızca, odanın köşesinde kalan minik bir leylek oyuncağı gibi, ilgisizleşmişti.

Bir müddet sonra, babası ve yeni karısı ilişkiyi tekrar kurmak istese de, her seferinde Asumanın kendini uzak tuttuğunu gördüler. Sonunda, Rıhtımda eski püskü bir simitçinin yanında, Asuman babasına açıkça sordu: Neden bana karşı böylesin? Babası gözlerini kaçırarak, Evin en küçüğüne birinin bakması gerek, başka çare yoktu, dedi; üstelik Asumana olan özleminden zerre bahsetmedi.

Bu rüya hiç bitmediAsuman ve babasının arası hep buğulu camlar arkasında, uzaktan seyredilen sokak lambası gibi mesafeli ve soğuk kaldı. Babasının yaptığı hiçbir şey o eski bağı onaramadı; Asuman kaldığı yerden, yalnızlık içinde, değer verilmediği ve hep kullanıldığı hissiyle yaşamına devam etti.

Rate article
Lifequest
Bir baba, ailesini terk ettikten sonra kızını bakıcı olarak işe aldı: Bu sıra dışı düzen ne kadar sürecek ve aralarındaki gergin ilişki onarılabilecek mi?