Sevgi Hanım altmış yaşında. İki çocuğu var ve yıllardır kocasıyla birlikte küçük bir iki odalı evde yaşıyor. Ancak burada bir düzeltme yapmak gerekiyor. Aslında Sevgi Hanım yıllardır kocasıyla yaşamak zorunda kalıyor, ona katlanıyor. Kocası oldukça zor bir karaktere sahip; kendini beğenmiş, kibirli ve duygusuz bir adam. Evde her şey onun istediği gibi olmalı. Bu yüzden Sevgi Hanım yıllarca sabredip sessiz kalmış.
İki çocukları var. Kızları Melike, on iki yıldır evli. Eşi Alperle birlikte bir ev kredisine girip ödemelerini düzenli yapıyorlar. Tüm ikramiyeler ve fazladan gelen para bu krediye gidiyor. İkisi de çalışıyor ve hem krediyi ödemeye hem de çocuklarını iyi yetiştirmeye, güzel giydirmeye zaman ayırabiliyorlar.
Melikenin abisi Gürkan ise kız kardeşine göre daha iyi bir hayat sürüyor. Şehirde birkaç dairesi ve kırsalda bir evi var. Bir gün Melikeyi arayıp haber veriyor: Anne ve babam boşanmaya karar verdiler; üstelik bu defa anne isteğiyle. Evi satıp parayı ikiye böldüler. Ben babama cebimdeki evlerden birini vermeye söz verdim, sana da annenin yanında ol demiştim, diyor Gürkan.
Melike şaşkınlıkla cevap veriyor: Peki ya annem nerede kalacak? Bizim zaten iki odalı evimiz, iki de çocuğumuz var. Nerede yatacak? Gürkan sitemle karşılık veriyor: Bu senin düşüneceğin bir şey. Kendi anneni dışarı mı atacaksın? Melike mahcup bir şekilde, Alper de bu duruma sıcak bakmayacak, diyor. Gürkan ise son sözü söyleyip telefonu kapatıyor: O sizin bileceğiniz iş.
O sırada Gürkan babasına şehirdeki evlerinden birini açmış bile, onun için mesele kapanmıştı. Melike ise uzun süre düşündükten sonra, annesi için bir kredi çekmeye karar verdi. Şansı yaver gitti, başvurusu kabul edildi. Evi Melikenin üstüne yaptılar; kapora olarak da annenin ev satışından kalan parasını kullandılar. Ve böylece Melike, ikiye katlanan yüküyle hem yeni krediyi ödemeye hem de evin işlerine yetişmeye çalıştı. Alper ise başta bu fikri bir türlü kabullenemedi. Zaman zaman surat asıp evde huzursuz dolaşıyor, Bu yaşta insanlar boşanır mı? Tüm yük çocukların omuzuna biniyor, doğru mu şimdi bu? diyordu.
Peki, Alperin dediği gibi yaşlılıkta boşanmak, çocuğu zora sokmak doğru mu? Hayatta bazen alışkanlıklardan vazgeçmeden değişim beklenmez. Sevgi Hanımın yıllarca susarak yaşadığı mutsuzluğa katlanmak yerine, cesurca kendi hayatı için yeni bir yol seçmesi herkesin düşünmesi gereken bir gerçek. Çünkü bazen mutluluk, başkalarının beklentilerine göre değil, insanın kendine duyduğu saygıyla başlar.




