Kocam, kız kardeşim için beni terk etti. Yanına taşındı. Üç yıl sonra ise onu da bıraktıbu defa, kız kardeşimin en yakın arkadaşı uğruna.
Yedi yıl evli kaldık. Evliliğimiz kusursuz değildi ama kötü de değildi. Normal bir hayatımız vardı: iş, ev, aile, pazar günlerinden kalma toplantılar. Kız kardeşim, Meryem, sık sık bize gelirdi. Her zaman yanımızda gibiydi. Hiçbir zaman bir tuhaflık sezmedim. Hatta tam tersi, iyi anlaşıyor olmaları bana doğal geliyordu. Bazen yemeğe kalırdı, bazen ona işim olduğu için yardım etmesi için arardım çünkü tüm gün çalışıyordum. Aklımda en ufak bir şüphe yoktu.
Bir gün, sıradan bir perşembe sabahı, Ali erken çıktı, işe gidiyorum dedi. Öğlen eve dönmedi. Akşam da gelmedi. Ertesi gün yoktu. Üçüncü gün, nihayet telefona çıktı ama özür dilemedi, açıklama da yapmadı. Sadece, Geri dönmeyeceğim. Uzak kalmam gerek, dedi. Bir krizdedir, bir arkadaşına gitmiştir sandım. O hafta içinde, ailemden biri bana en korktuğum gerçeği söyledi: Ali, kız kardeşim Meryemle beraber yaşamaya başlamıştı.
Söylenti hızla gerçeğe döndü. Annem, babam, amcalarım, komşularımız herkes öğrendi. Meryem telefonlarıma çıkmadı. Ali de hiç ortalarda yoktu. Birkaç gün sonra, ben evde yokken, Meryem eşyalarını alıp gitmişti. Hiçbirimiz açıklama alamadık. Sanki konuşacak bir şey kalmamış gibi, herkes sustu.
Beraber başka bir mahallede yeni bir hayat kurdular. Sonra, aile toplantılarında Ali ile Meryem birlikte görünmeye başladılar ama ben o sohbetlere gitmedim. Meryem hep, Aşk seçilmez, diyordu, bazı şeyler kendiliğinden olur. Ali ise benden memnun olmadığını, çoktan mutsuz olduğunu söylüyordu. Ben ise, herkesin içinde, utanmış ve acı içinde kalakaldım. Neyse ki çocuk yoktu, yoksa yüküm daha da ağır olurdu.
Üç yıl geçti. Hayatıma devam etmeye çalıştım. Onlar hâlâ birliktelerdigörünen oydu. Ta ki bir gün, yine başkalarından duydum: Ayrılmışlardı. Ali gitmişti. Hem de yalnız değildişimdi, Meryemin yıllardır en yakın arkadaşı Elifle birlikteydi. Elif, başından beri yanımızda olan, hikayenin tamamını bilen, sırdaşımız ve destekçimizdi.
Meryem perişandı. Ali yine aynıydı: Evini, hikayesini ve bahanelerini değiştirmişti. Bu sefer de Meryemi suçladı. Mutlu olamadığını, sorunlu olduğunu söyledi. Artık kimse ona inanmadı.
Bugün hâlâ ailemiz paramparça. Meryemle konuşmuyorum. O da Elifle tüm bağını kopardı. Ali ise, ne özür diledi ne de sorumluluk aldı.
Kader dediğimiz şey bu mu acaba?




