Canım, anlatacaklarım sana da tanıdık gelebilir… İlk çocuğumuzun doğumunun üzerinden koca bir yıl geçti. Tabii bu bizim ailede büyük bir olay oldu. Kayınvalidemle kayınpederim de bize jest yapmak istedi; kocaman bir sürprizle geldiler, kullandıkları evi tamamen bize verdiler. Duysan, insan sevinçten havalara uçar sanarsın ama benim içimde bir burukluk vardı, çünkü eskiden kirada oturduğumuz o daracık evlere bile dönmek ister gibi hissediyordum. Bunda kayınvalidemlerle aramızdaki bazı olayların etkisi çok büyük.
Düğünden sonra, eşim Serkanla beraber, ufak ama sıcacık bir kiralık dairede kalıyorduk. İkimiz de deli gibi çalışıp, ay sonu kira parasını biriktirip ödeyebiliyorduk. O sırada hayalimiz ileride daha güzel bir eve çıkabilmekti. Derken bir anda hamile olduğumu öğrendim. Açıkçası çocuk işini biraz daha ertelemeyi düşünüyorduk ama hayatın planı başka oluyormuş meğer.
Hamile olduğumu kayınvalidemlerle paylaştığımız anda, Artık siz çocuklu bir aile olacaksınız, rahat edin! deyip, hemen köyde bir yazlık alıp kendileri oraya geçtiler ve şehirdeki genişçe olan iki odalı evlerini bize bıraktılar. Maddi durumları da iyiydi, evi baştan aşağı tadilata soktular, eksiklerimizi tamamladılar, eski eşyalarımızı yenilediler. Allah var, bu kadarcık iyilik insanı baya mutlu eder tabii ki, ama bu süreçte hiçbir şeye karışmadık, bize danışılmadı, her şey onların istediği gibi oldu. Yani yine de minnettardık, sesimizi çok çıkarmadık ve eve taşındık ama hayatımızın bundan sonra nasıl bir şekle bürüneceğini bilmiyorduk.
Taşındıktan sonra, kayınvalidemle kayınpederimin ziyaretleri resmen rutin haline geldi. Hangi gün gelseler, eşyaların yerini değiştirirler, dolapları açıp kaparlar, bazen biz yokken bile evde işlerini hallederlerdi. Evde misafir gibiydim, kendi evimde bir türlü var olamıyordum. Mesela ben bir su bardağını oraya koysam, hemen gelir Burası bak daha iyi deyip başka yere taşırdı. Her şey ama her şeyin kontrolü onlardaydı. Arada bir temizlik yapacağız bahanesiyle evden eşyalarımızı atıp durdular, sonra saatlerce kaybolanları aramak bize düştü. Bir keresinde, kayınpederim yanlışlıkla önemli evraklarımızı çöpe atmış, Serkanla ciddi tartışma çıktı. İkisi de aylarca birbirine tek kelime etmedi, o kadar soğuk rüzgar esti ki evin içinde anlatamam.
Şimdi Serkan kafasını koymuş, Şu anahtarı nasıl geri alacağım da, evde biraz rahat nefes alacağız? diye kara kara düşünmeye başladı. Valla böyle bir şey yaşayınca, insan özgürlüğünün değerini çok daha iyi anlıyor. O yüzden, bazen verilen en “büyük” hediyeler bile insanı rahat ettirmiyor be canım.




