Adam, Seni Üzmek Veya Kırmak İstemiyorum, Canım Oğlum – Annesiz Büyüyen Bir Çocuğun Yalnızlığı, Baba…

Adem, seni üzmek ya da incitmek istemiyorum, canım.

Adem pencere kenarına oturmuş, dışarıyı izliyor. Babasını bekliyor ve derin düşüncelere dalıyor. Annesinin evi terk edişinin üzerinden iki yıl geçmiş. Kendine yeni bir hayat kurdu demişti babası bir keresinde hüzünle. Neden oğlunu bırakıp gitti? Kim bilir… Ademe göre hâlâ hiçbir şey net değil. Yavaş yavaş, annesinin yüzü hafızasında silikleşiyor.

Baba, oğlunun mutlu olması için elinden geleni yapıyor. Artık Adem on yaşına geliyor. Pek çok şeyi anlamaya başladı, hiçbir şeyi ondan saklamıyorlar. Ama hayatının pek bir tadı yok gibi. Kendi kendine bulaşıkları yıkamayı, eşyalarını dolaba yerleştirmeyi öğrenmiş. Artık oyuncaklarla oynamıyor.

Artık neredeyse büyümüş sayılır. Yalnızlığı ise çok derin. Ademin en büyük isteği bir köpeği olsun. Ama babası buna izin vermiyor:
Kim ilgilenecek onunla? Ben sürekli işteyim, sen okula gidiyorsun, daha küçüksün.

Sonunda baba, eve bir köpek değil de bir kadın getiriyor. Adı Şebnem. Artık birlikte yaşamaya başlıyorlar. Adem onunla hiç konuşmamaya çalışıyor. Şebnem onun gözünde fazladan bir insan. Ama babası ona eşim diyor ve oğlunun yeniden bir anneye sahip olmasını istiyor.

Onu istemiyorum! diyor Adem kararlı bir şekilde. Böyle sürüp gidiyor hayatları. Adem, babasının Şebnemle mutlu olduğunu, güldüklerini, birbirlerine sarıldıklarını izliyor. Ama onun içinde derin bir kırgınlık, bir hüzün var.

Baba, onun gitmesini istiyorum.
Adem, ben de onun kalmasını istiyorum. Bir kadınsız, annesiz yaşamak zor.

Sıcak yaz günleri gelip çatıyor. Adem mahalledeki çocuklarla sokakta koşuşturuyor. Yeni arkadaşları, babasının ve yeni annesinin onu yurda vereceğini söylüyorlar.

Adem çok korkuyor. Ya onu bırakırlarsa? Belki de gerçekten yeni bir çocuk isterler, o da onlara engel oluyordur. Bunu düşünerek her ihtimale karşı hazırlık yapmaya başlıyor.

Bir gün, odalardan birinde konuşulurken kulağına şu cümle çalınıyor: Orada güzel bakarlar, onu göndermek lazım.

Ademin dünyası yıkılıyor. O gece gözünü bile kırpmadan sabahlıyor ve sabah kararını veriyor: Şebnemin gitmesini sağlamalı. Önce ufak yaramazlıklarla ona zor anlar yaşatıyor çayı tuzlu yapıyor, tencereyi ocağa boş koyuyor. Kaba davranıyor. Şebnem kimin yaptığını anlıyor ve Ademle konuşmak için karar alıyor.

Konuşmamız gerek. Kırgınsın.
Hayır, hiçbir şeye kırgın değilim diye geçiştirmeye çalışıyor Adem.
Adem, seni üzmek ya da incitmek istemiyorum, canım

Yaz için bir yayla evi tuttuk. Sana sürpriz yapmak isterdik ama artık her şeyi açıkça konuşmamız lazım. Baban bir köpek buldu, bugün onu almaya gideceğiz. Sen de gelmek ister misin?
Gerçek mi söylüyorsun? diye heyecanla soruyor Adem, hemen inanmak istiyor. Ardından Şebneme sıkıca sarılıyor.

Şebnem gözyaşlarını zor tutuyor: Bak mutlu olmalısın, her şey çok güzel olacak, ağlamaya gerek yok diyor ve Ademin başını okşuyor.

Babası işten döndüğünde hep birlikte köpek almaya gidiyorlar. Ademin öfkesi yerini dostluğa, anlayışa bırakıyor; artık Şebnem ona bir düşman gibi görünmüyor. Barışıyorlar. Minik yavru köpek, Ademin kucağında uyuyakalıyor. Herkes mutlu.

Rate article
Lifequest
Adam, Seni Üzmek Veya Kırmak İstemiyorum, Canım Oğlum – Annesiz Büyüyen Bir Çocuğun Yalnızlığı, Baba…