Meryem Ana elinden geleni yapıyor! Kocası artık yoksa, çocukları için yaşıyor. Birinden ötekine koşuyor, onlardan bir şey bekliyor. Peki onlar? Hayır, bahçeye çit çekmek ya da duvarları badana etmek değil… Kendi aralarında yarışıyorlar. Köyde şimdi neler oluyor?

Günlük, 12 Haziran

Selam hanımlar, bugün ne konuşuyoruz? Biraz kenara çekilin, haberleri dinleyeceğim. Emin olun, televizyonda böyle şeyler ne duyarsınız ne görürsünüz, dedim gülerek. Kadınlar gülüştü, bana yer açtılar.

Nerelerdeydin diye sordu teyzem. Markete uğradım. Bir kaza geçirdim, eşim beni terk etti

Yaşlı kadın birden bağırdı: Olur mu oğlum? Eşin nereye gitti? Arkadaşıma gitti. Dedi ki, işim yoksa adamdan sayılmam.

Teyzem şaşırdı: Dur ama, o da işsiz. Sizden ne farkı var?

Başımı salladım: Ben de anlamıyorum.

Çıkıp gittim. Teyzem arkamdan konuştu: Bak, erkekler geliyor! Yapacak pek işleri yok ama hep kadının sırtından geçinmek isterler. Ve Ah, ne adamdı bu! Çok yakışıklıydı eskiden! Eşiyle çocuğu gidince bambaşka oldu. Arkadaşı ilk köyün sahibi olmuştu. Ve Zeynep Muhteşem bir aşçı! Ama eşi gidince sadece çocukları için yaşıyor. Yok, ondan ona kaçıp duruyor. Bir şeyler bekliyor. Onlar ne yapıyor?

Yok öyle bahçe duvarı örmek, evini badana yapmak Yarışıyorlar kendi aralarında. Şimdi köyde neler oluyor? Eskiden erkekler sabah işine giderdi. Şimdi ise ne iş var, ne aile! Kimi göç ediyor. Tabii ki gidiyorlar, daha iyi bir hayat arıyorlar.

Ve bana bakın, diye ekledi yaşlı kadın: Çocuklarım sınırları aştı. Altı ayda bir anca gelirler. Torunlarımı fotoğraflarda görürüm oldu. Eskiden hep birlikte yaşardık; anne, baba, çocuk Mutluluk vardı. Şarkılar, sohbetler sabahlara kadar. Hayır bir araya gelip saman yapar, tüm aile ve komşular çalışırdı. Ya da bahçe kazılırdı bir günde. Akşam oturup ertesi gün yine işe dönerdik. Şimdi herkes kendi çiftliğinde yalnız.

Zeynep oradan geçiyordu. Ağır çuvallar taşıyor, arkasından iki çocuk koşuyordu. Bir yere mi taşınıyorsun, sordu teyzesine. Derin bir iç çekti.

Evet, Mustafa’ya. Başka nasıl olacak? En azından maaşı var. Ve Ali? O hiçbir şey yapmıyor. Çocuklarımı büyütmeliyim. Param yok. Çocuk parasıyla yaşanmaz, yoksa çoktan sorardım. Sanırım baharda şehre gideceğim. Küçük bir ev alır, erkeksiz yaşarım. Yeter ya! İstemeden bir şey yapmazlar, ama yemek isterler. Köyde işim kalmadı. Büyüğüm yakında okula gidecek. Kim götürecek? Kızım anaokuluna gidecek. İş bulurum. Üzülüyorum, ayrılmak zorunda kalıyorum. Burada doğdum, büyüdüm. Ama gitmeliyim. Tamam, gidiyorum; yoksa Mustafa her yerde arar beni. Güle güle, hanımlar, dedi Zeynep, eşyalarıyla çıkıp gitti.

Haklıydı aslında. Zeynep genç, çocukları daha küçük. Ben de olsam aynısını yapardım. Şimdi ben nereye gideceğim? Evi bırakmak zor gelir. Rahmetli kocam bu evi yaptı, çocuklar yanımızda yaşar diye. Bir keresinde mantar toplamaya gitmiştim, kaybolmuştum. Eskiden insanlar patikalarda dolaşırdı, şimdi ot basmış her yeri. Hayatımız böyle işte. En azından maaş gelirse iyi. Kalkayım, dedi teyzem, çiftlik beklemez, inek sağılacak, tavuklar beslenecek. Yarın görüşürüz.

Yaşlı kadın uzun süre yalnız kaldı. Kendi çocukluğundan, geçip giden yıllardan bahsetti hep. Allah bilir daha kaç yıl yaşar. Hava karardı, eve geçti. Işık bile açmadı, doğruca yatağa gitti. Gerek duymuyordu zaten; üç yıldır gözü göremiyordu.

Zeynep köyden hiç gitmedi. Orada kaldı. Hayatını değiştirmeyi başaramadı. İnsanlar olduğu sürece köy yaşamaya devam eder. Pek çok köy boş artık! Yalnız eski evler ve mezarlık kalmış, insanlar yılda bir gelir ziyarete.

Bugün bir kez daha anladım; insanın kökü, yurdu ne kadar önemli. Elinden geleni yapsan da, hayat bazen insanı başka yerlere, başka yollara sürüklüyor. Ama mutluluğun, huzurun aslında yürekte ve yuvanda olduğunu hiçbir zaman unutmayacağım.

Rate article
Lifequest
Meryem Ana elinden geleni yapıyor! Kocası artık yoksa, çocukları için yaşıyor. Birinden ötekine koşuyor, onlardan bir şey bekliyor. Peki onlar? Hayır, bahçeye çit çekmek ya da duvarları badana etmek değil… Kendi aralarında yarışıyorlar. Köyde şimdi neler oluyor?