“Kocamı mı istiyorsun? Senin olsun!” dedi kadın, kapısında beliren yabancı kadına tebessüm ederek.

“Benim kocamı ister misin? Senin olsun!” dedim, kapımda beliren tanımadığım kadına tebessüm ederek.

“Bir saniye bekle Şule! Kapı çalıyor. Kim geldi öğrenince seni tekrar ararım,” dedim, çocukluk arkadaşım Şule’yle yaptığım telefon sohbetini yarıda keserek. Şule, annesinin doğum günü kutlamasını öyle komik ayrıntılarla anlatıyordu ki, kahkahalarım salondan ta mutfağa yankılanıyordu.

Kapıya doğru yürüdüm, dürbünden bakınca şaşırıp kaldım. Nasıl olsa apartmanımız güvenli, her önüne gelen giremiyor; bir komşu gelir diye düşünmüştüm. Ama karşımda hiç tanımadığım tuhaf görünümlü genç bir kadın dikiliyordu.

Açmaya gerek yok diye düşündüm; malum, bu aralar başıboş kimseyle muhatap olmamak en iyisi. Yabancılarla konuşmam. Dolandırıcılar, saf insanları kullanır ama ben onlardan değildim.

Tekrar Şuleyi aramaya yeltendim ki, kapı zili bir daha çaldı. Kadın ısrarcıydı; içeride biri olduğundan son derece emin, cevap almakta kararlı.

Evde yalnızdım; eşim Serhat, arkadaşı Necatiye bahçedeki bazı işleri halletmek için gitmişti. Yine dürbünden kadına dikkatlice baktım ama tedirginlik hissetmedim.

“Kapatıp gönderirim, en fazla. Sonra hafta sonuma huzurla devam ederim,” diye geçirdim içimden. “Ne olabilir ki? Belki yanlış kata geldi ya da evde zeytinyağı, deterjan falan satmaya çalışacak.”

Kararlı bir şekilde kapıyı açtım. Kadın birden silkinip saçını telaşla düzeltti, ardından konuştu:

“Merhaba! Siz Ayşegül müsünüz?” dedi, boynundaki atkıyı parmaklarıyla oynayarak. “Tabii sizsiniz, niye soruyorsam?”

“Vay canına,” diye düşündüm. “Demek adımı da biliyor. Dolandırıcıların çıtası iyice yükseklere çıkmış.”

“Buyurun, kimi aradınız? Beş dakikadır kapıdasınız. Anlatacak bir şeyiniz varsa hemen söyleyin, yoksa sizi uğurlayayım!” dedim, ciddi bir sesle.

“Serhat evde mi?” diye sordu kadın, ağzımı açık bırakacak kadar hazırlıklıydı.

“Bu kadarı fazla!” dedim sessizce. “Demek kocamın adını da biliyor. Bayağı çalışmış!”

“Serhatı mı arıyorsunuz?” dedim, aslında başka bir şey söyleyecektim.

“Hayır, asıl sizinle konuşmam lazım ama Serhat evdeyse işim zor olurdu,” diye karşılık verdi, rahat bir sesle.

“Size neyi zorlaştıracak anlamadım?” içimden sordum merakla.

“O evde değil. Buyurun, mesele nedir?”

“Bence içeri girelim. Böyle koridorda konuşmak tuhaf,” dedi, yüzü cüretkâr bir ifade alınca.

“Yok artık! Tanımadığım insanı evime almam. Eğer anlatacağınız bir şey varsa hemen burada söyleyip gidin,” dedim.

“Bütün mahrem konuları Serhatla olan ilişkimi burada konuşmak ister misiniz, hem de komşuların önünde?” dedi, alaycı bir tebessümle.

“Ne? Hangi ilişki?” dedim, istemsizce sesimi yükselterek.

“Ayşegül, bir sorun mu var, neden bağırıyorsun?” diye sordu yan daireden komşumuz Ayten Hanım; tam o sırada asansörden inmişti.

“Ayten Hanım, iyi günler! Yok, bir şey yok. Hava nasıl dışarıda?” dedim, konuyu değiştirme telaşıyla.

“Yağmur geliyor sanırım,” dedi, apartman kapısına gitmekte acele etmese de bir yandan meraklı gözlerle bizi süzüyordu.

“Buyrun, geçin,” dedim istemeyerek ve yabancıyı içeri aldım.

Kadın içeri girer girmez gözleriyle evi inceledi, bakışları eşyalar üzerinde kısa kısa gezindi.

“Beş dakikanız var. Lütfen anlatın ve salona girmeye kalkmayın, müze turu yapmıyoruz,” dedim.

“Adım Meltem,” dedi ve atkısıyla kabanını çıkardı. “Serhatla birbirimize âşığız.”

“Aman ne sıradan hikaye! Daha özgün bir bahaneyle gelseydiniz bari,” dedim, alaycı bir edayla gülerek.

“Ne var bunda? İnsanlar âşık olabilir. Siz de ilk terk edilen eş değilsiniz sonuçta,” dedi, rahatça koridorda ilerlemeye çalışarak.

“Peki sizce, eşim beni artık sevmiyor ve sizi mi seviyor?” diye sordum, hafif bir gülümsemeyle.

“Kesinlikle! Yoksa burada olamazdım,” dedi, kendince kendinden emin bir sesle.

“Bakın, aslında asıl problem şu ki, Serhat kimseyi sevemez. Hiçbir zaman öğrenemedi. Yanılıyorsunuz hanımefendi,” dedim, gayet sakin bir tonda.

Tam Meltem bir cevap vermek üzere hazırlanırken, birden koridorun kapısı açıldı ve Serhat içeri girdi…

Serhatın şaşkınlıkla gözleri yuvalarından fırladı; evimizin girişinde yabancı bir kadın görünce donup kaldı.

“Meltem? Ne işin var senin burada, cumartesi günü? Bir şey mi oldu iş yerinde?” dedi, anlamaya çalışarak.

“Hayır, Serhat. Ben değilim, senin için gelmiş,” dedim, durumu kendi içimde biraz da keyifle izleyerek.

“Benim için mi? Ne demek o? İş yerinde bir problem mi oldu?” diye sordu Serhat, iyice kafası karışarak.

“Yoo canım. Kadın seni benden almaya gelmiş. Alıp götürecekmiş,” dedim, alaycı bir gülümsemeyle.

Meltem yüzü kızarararak hemen kabanını kaptı ve yavaşça kapıya doğru ilerledi.

“Bu kadar mıydı? Hani Serhat? Seni almaya gelmemiş miydin? Vallahi gönlüm seninle, bayıla bayıla veririm,” dedim, gülümseyerek.

Ama Meltem çoktan çıkmıştı, arkasına bile bakmadan apartmandan ayrılmıştı.

“Bu işin aslı astarı ne Ayşegül?” dedi Serhat, iyice şaşkın halde.

“Bana anlatman gereken bir şey var mı? Bu kadın neden gelip bizim evde boşanma talebinde bulundu, üstelik birlikte yaşayacağınızı iddia ediyor?” dedim, kollarımı kavuşturup ona bakarak.

“Ciddi misin? Hiçbir şeyden haberim yok. Son zamanlarda iş yerinde biraz tuhaf davranıyordu ama ben ona umut vermedim ki! Bıktım bu saçma şeylerden. Söz vermiştim ya, unutma,” dedi Serhat, şaşkınlıkla.

“İyi, çünkü tanıyorsun beni Serhat; bu tür şeylere asla tahammül etmiyorum. Ama şu bir gerçek ki, günümüzde kadınların hayatları fazlasıyla karışık ve eski şaşaalı mutluluklarını bulmak için ne yapacaklarını şaşırmışlar,” dedim, başımı iki yana sallayarak.

Serhat ayakkabılarını çıkardı, doğrudan mutfağa yöneldi. Ben ise kısa bir süre koridorda durakladım; böyle saçma hikâyelerin huzurumu gölgeleyemeyeceğine söz verdim kendime. İçten içe ise, Meltemin güya “akıllıca” planının ne kadar akılsızca olduğunu düşünmeden edemedim.

Günün sonunda, başkalarının aramıza girmesi ne kadar denenirse denensin, bizim ilişkimizin aslında tahminimden de sağlam olduğu açıkça ortaya çıkmıştı.

Rate article
Lifequest
“Kocamı mı istiyorsun? Senin olsun!” dedi kadın, kapısında beliren yabancı kadına tebessüm ederek.