Zamanın birinde, gençliğimin tam ortasında, yani on yedi yaşıma bastığımda annem bana beklenmedik bir haber vermişti. Bir kardeşim olacağını söylediğinde, dünyam başıma yıkılmış gibi hissettim. Anne, çocuk yapmak sırası artık bana gelmedi mi? Senin torunlarına bakman gerekirken bana bu yapılan reva mı? Eğer anne olmayı isteseydim, şimdiye kadar çoktan yapardım! Arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakarım? Yaşlı kadın, hâlâ çocuk doğuruyorsun! diye haykırmıştım gözyaşlarımı tutamadan. Bu haberle baş edemedim, anneme içimi dökmekte kusur etmedim, hatta bazen babam bile bana söz geçiremedi. Nihayet, bir gün kendimi sokaklarda kaybolmuş, ne yapacağımı bilmez halde buldum.
Kafamın içinde dönüp duran tek şey, evdeki yerimin silineceği korkusuydu. Yeni bebek gelince unutulacağımı düşünüyordum. Günler böyle geçti, ama bir sabah babam annemle minik kardeşimi eve getirdi. Annem eşiği ağlaya ağlaya geçti, minik bir bebek kucağında. O an kalbim eridi, göz yaşlarımı tutamadım. Annem bana yeni doğan kardeşimi göstereceği sırada içimde bir anda tarifsiz bir sevgi filizlendi.
Şimdi ise, bunca yıl sonra, kendim otuz yedi yaşıma geldim. Evliyim, kocamla birlikte İstanbulda üç odalı apartman dairemizde yaşıyoruz. Oğlum Yakup ise on altı yaşında, ve birazdan abilik heyecanını ilk kez yaşayacak. Bugün Yakup okuldan dönmeden önce kalbim kıpır kıpır; ona hamile olduğumu, evimize yeni bir bebek geleceğini söyleyeceğim için hem korku hem de heyecan içindeyim. İçten içe, onun da benim gençliğimdeki gibi tepki vermesinden çekiniyorum. Fakat korktuğum başıma gelmedi.
Bir kardeşim mi olacak anne? Harika bir haber bu! Sana yardım ederim, anneciğim! diye sarıldı bana neşe içinde. Sevinçten gözlerim yine doldu, her şey sanki eski hatalarımdan bir af gibi geldi bana, oğlumun olgunluğunu ve aklını görünce göğsüm kabardı. Mutfağa geçtim, tek başıma, kısık sesle tekrar tekrar mırıldandım: Anneciğim, beni bağışla Affet beni Ansızın, Yakupun suratında bir endişe belirince irkildim. Merakla sordum: Oğlum, ne oldu?
O ise bana gülümsedi, içimi rahatlattı: Her şey yolunda anne. Şimdi gel, yemeğimizi yiyelim, sonra beraber babaanneme ve halama gidip bu güzel haberi onlara da verelim dedi gözleri ışıl ışıl. O gün, hayatın insana sürprizlerle ve ikinci şanslarla dolu bir yolculuk olduğunu bir kez daha anladım.




