Kocasının sevgilisi gerçekten güzeldi. Eğer erkek olsaydı, belki kendisi de böyle bir kadını seçerdi.
Bazı kadınlar vardır; kendinden emin, ne istediğini bilen, kendine değer veren. Dik yürürler, gözlerinin içine dimdik bakarlar, karşısındakini can kulağıyla dinlerler. Telaşlı hareketleri olmaz, dikkat çekmek için ne dekolteye ne abartılı davranışlara ihtiyaç duyarlar. Sakin, kendilerinden emin, asla paniğe kapılmazlar.
O olsa yine onu seçerdi. Tam kendi zıttı çünkü.
Kendisi nasıl biri? Hep acele eden, çocuklara ve eşine sesini yükselten, elinden düşen tabak çanak eksik olmayan, bir şeye yetişemeyen, işte dosyaları birikmiş, müdürü dır dır eden biri. Üzerinde ya pantolon ya da geniş kazakları, tişörtleri var, çünkü bir elbiseyi ya da gömleği ütülemek ona tam bir angarya gibi geliyor. O fırfırlı, süslü elbiseleri ne zamandır ütülemediğini unutmuş. Sağ olsun, yeni model kurutma makinesi çamaşırı da kıyafeti de öyle güzel düzleştiriyordu ki, ütüye ihtiyaç kalmamıştı neredeyse.
Ama o sevgili gerçekten harikaydı. Vücudu, duruşu, bacakları, saçları, gözleri, yüzü İnsan ister istemez nefesini tutuyordu görünce.
Nefesini de o gün bugündür bir türlü tutamıyor zaten, öğrendiğinden beri. Aslında, gördüğünden beri. Bir iş için İstanbulun uzak bir semtine gitmiş, karnı aç olunca da ilk gözüne çarpan kafeye girmiş. İşler bitmiş, ama açlık işte… Kalabalığın arasında bir köşe bulup oturmuş, menüyü eline alıp kafasını kaldırınca… Hayır, gözleri yanıltmadı. Eşini hemen tanıdı. Arkasından bile tanır zaten. Ve hemen yanında onu gördü.
Adam, kadının ellerini tutmuş, parmaklarına küçük öpücükler konduruyordu. Off, ne kadar yapmacık, diye geçirdi içinden, tam da şiirlerden fırlamış gibi. Ama kadın gerçekten güzel kadındı. Objektif şekilde bakınca, güzellik akıyordu.
Garip bir histi. Ciddi bir yanık gibi… Vücudundaki izleri görüp, bir iki saniye sonra şiddetli bir acı geleceğini bilirsin; beklerken yaşadığın o zaman dilimi İçini hafifletmek için elinden gelen tek şey, acımadan önce yanık yere hızlıca üflemek.
Acıması gerektiğini biliyor, ama içinde bomboştu. Hiçbir şey hissetmiyordu.
Kocası o gün tam zamanında eve geldi. Adam her zaman neşeliydi, sakin ve keyifliydi. Oysa kendi hemen gerginleşen, aceleci, etrafındakileri sürekli aceleye getiren, hayatı koşuşturan biriydi. Eşi ise ağır başlı, esprili, etrafa huzur saçan tam bir sağlam adam.
Şu an onun o mizah anlayışına fena halde ihtiyacı vardı. Kendi tarzı bu anı kaldırmazdı.
Tüm akşam içini kemiren merakı bastıramasa da, eşine doğrudan sormak istediği soruları yuttu: Nasıldı sevgilin? Geçen gün Nişantaşındaki kafede sizi gördüm, kadın maşallah çok şık, seni anlıyorum, insan ister istemez etkilenir.
Böyle açık açık sorup, adamın yüzünde terlemeleri, huzursuz bakışları izlemek keyifli olabilirdi.
Üstelik şöyle devam ederdi: Peki şimdi ne yapıyoruz? Çocukları tanıştıracak mısın yeni anneleriyle? Ben ne olacağım? O kadının evi var mı, yoksa buraya mı taşınacak?
Tabii tüm bunları hiç söylemedi. Adam her zamanki gibi onu yatağa sarıp, hemen uykuya daldı.
Belki henüz aralarında bir şey yoktur diye düşündü, yatağın diğer ucuna çekilirken. Sessizce güldü içinden. İşte, şimdi tam da kocasının başka bir kadınla onu aldattığını gözleriyle gören, ama herkese sadece ben öyle sandım diyen kadın kafasına bürünmüştü.
Belki gerçekten aralarında henüz fiziki bir şey yoktu. Sadece ilk aşama; yakınlaşma, çekicilik, birlikte gülmek, birlikte nefes almak… Ama adam tam bir usta, bir kere bile açık vermiyor, yüz kası bile oynamıyor!
Yatağında döndü durdu, bölük pörçük, karmaşık rüyalar gördü; kocaman parlak çiçekler ve kırmızı elbiselerle diğer kadınlar vardı rüyada.
Sabah ağır bir başla kalktı, her zamankinden yavaş hareket etti. Çocukları hazırlayıp okula yolladı, evde sessizce dolandı.
Bütün gün düşündü: Şimdi ne yapmalı? Böyle bir durumda kadınlar ne yapar? İnternetten mi baksam acaba?
Google da işe yaramadı. Kendisinin de cevabı yoktu. Hayata devam mı etmeli?
Ama zaten başka ne yapabilirdi ki? Hayat aynı şekilde akıp gidiyordu. Her şey aynı: eve zamanında gelen koca, gömleğinde ruj olmayan, parfüm kokmayan, evde cıvıl cıvıl koşan çocuklar, pazarları sinema keyfi Davranışlarda değişiklik yok. O eski aynı seks rutini, haftada iki, bazen üç sefer, hani ayrıntı verirsek
Belki kafede yanlış görmüştür?
Hayır, yanılmadı. Öğlen vaktinde eşini aradı, açmadı. Hemen bir taksiye atladı, yine aynı kafeye gitti. Yolda şoföre uydurma bir iş bahanesi uydurdu. Bir paket bekliyoruz, işi halledeceğiz dedi. Eşinin arabası dışarıda park halinde. Kocası ve sevgilisi birlikte kafeden çıkıp arabaya bindi, uzaklaştı.
O anda bembeyaz oldu, taksiciye bir bardak su rica etti, telefonu kulağına götürüp açıkça, Boşverin sizin paketinizi de işinizi de! Bekleyemem daha, işe gidiyorum, diye yüksek sesle bağırdı.
Ne olursa olsun, taksicinin kendisi hakkında ne düşüneceği hâlâ umurundaydı.
İnsanın kocasının bir sevgilisi olduğunu öğrenmesi hayatı ciddi şekilde değiştirir. Boşanmalı mı? Herhalde. Peki ya başka türlü yaşamak? Katlanmak? Neye? Neden?
Bir an, bir iki yıl önce arkadaşlarının başına gelen durumu hatırladı. Onların evliliğinde de adamın gizli bir sevgilisi olduğunu duymuştu. Adam inkar etmiş, kadına resmen yalan üstüne yalan söylemişti, mesajlar çıkınca bile inkar Hatta beni hacklediler, rakiplerim yaptı diye saçma sapan açıklamalara baş vurmuştu.
O zaman eşi demişti ki: Ben asla yalan söylemem. Ne yaptıysam, çıkar söylerim, adam gibi. Eğer ailemi seviyorsa bitiririm, yoksa ayrılır, sorumluluğumu yerine getiririm, kimseyi ortada bırakmam.
O an kocasıyla gurur duymuştu. Ne kadar öyle sağlam duruyor diye.
Tabii uzaktan yönetmesi kolay her şeyi. Sıra kendine gelince, işler değişiyor. Hem karısı, hem sevgilisiyle yüzleşmek zorunda olan insan, çoğu zaman cesaretini de ses tonunu da kaybediyor.
O gün kafede, onların masasına yaklaşıp boş sandalyeye oturdu. Sevgilisi şaşkın gözlerle baktı. Kocası irkildi, sandalyede bocaladı. Sessizlik Onları seyretmek ilgincine gitti. Kadın hemen anlamıştı kim olduğunu, belki de zaten biliyordu.
Adam tam bir şey söyleyecekken elini kaldırıp susturdu onu, Bu gördüğüm neyse, şaşırmadım. Böyle şeyler olur hayatta. Ama şimdi siz düşünün: Çocuklar var, ev var, yaşlı ebeveynlerimiz var Siz çözersiniz, hiç şüphem yok.
Ve ağır adımlarla kafeden çıkmaya başladı. Ütü ile özenle hazırlanmış elbise ona çok yakışmıştı. Uzun zamandır giymediğine pişman oldu.
Kocamın Sevgilisi Muhteşemdi: Bir Erkek Olsaydım, Ben de Onu Seçerdim. Bazı Kadınlar Vardır, Kendi…




