Korku İçinde Söylenenler

Korkuyla Söylenen

Bahar, elinde bir tomar tahlil sonuçları ve sevk kâğıtları tutarken, sanki bu sayfalar yaşadıklarının sınırlarını çizecekmiş gibi sıkı sıkı kavramıştı. İstanbuldaki devlet hastanesinin cerrahi servisinin koridorunda plastik sandalyeler diziliydi, duvarda sessizce akan bir televizyon, yalnızca alt yazıdaki haberler akıyordu; ama o cümlelerin kendi hayatlarına bir ilgisi yoktu. Kapıdan hemşire çıkınca Bahar hemen kalktı.

Orhan Beyin yakınları? Lütfen buyurun.

Bahar bir adım önde ilerledi; hemen yanında Arda da kalktı. Arda, gece gelirken üzerinde olan montu bile değiştirmemişti. Elleri hep cebinde, titrediklerini göstermek istemez gibiydi.

Odada, babası yüksek yatakta yatıyordu. Üzerindeki ince çarşafta, dizlerinin kıvrık halde olduğu belliydiher zaman daha rahat edebilmek için bacaklarını çekerdi. Komodinin üzerinde bir şişe su, dosya ve derli toplu bir tişört vardı. Babası yorgun ama gülümsemeye çalışan gözlerle onlara baktı.

Nasılsınız bakalım, dedi alçak sesle. Siz iyi misiniz?

Sandalyenin ucuna ilişen Bahar, babasının üstünde duruyormuş hissi vermemek çabasındaydı. Hızlı ve kararlı konuşmak istiyordu ama dili dönmüyordu.

Yanındayız. Her şey yolunda. Birazdan Cümlesini tamamlayamadı.

Arda babasına doğru eğildi, sanki omzuyla onu dış dünyadan koruyacakmış gibi.

Baba, ne olur güçlü ol. Her şeyi ayarlayacağız. Gerekirse her gün gelirim.

Gerekirse sözcükleri aralarında asılı kaldı, Bahar onların bu kelimelerde tutunacak bir dayanak aradığını hissetti. Doktor dün kısa ve kuru konuşmuştu; ama her duraklamada Bahar riskin sesini duymuştu. Korku onları sanki yapışkan bir şekilde birbirine bağlıyordu.

Arda, dedi Bahar, babasına bakamadan, hadi dürüst olalım. Kavga edecek zaman değil. Ne olursa olsun bir yolunu buluruz. Sen kaybolmayacaksın; ben de gitmem. Kimse yalnız kalmaz.

Arda başını fazla hızlı salladı.

Söz veriyorum. Hep yanında olacağım. Bir sorun olursa tüm sorumluluğu üstlenirim. Tamam mı? Bunu babasına söylüyordu ama gözleri Baharda, sanki aralarındaki sözleşmeyi mühürlüyordu.

Babası birinden diğerine baktı. Kuru, sıcak parmakları çarşafın ucunu kavradı.

Yemin etmeyin, dedi. Sadece kavga etmeyin yeter.

Bahar, kavga etmeyeceğiz, büyüdük, her şeyi anlıyoruz demek istedi; ama onun yerine babasının elinin üstünü kapadı. Sanki sihirli cümleyi söylerse ameliyat kolay geçecek gibi geliyordu.

Üstesinden geleceğiz, dedi. Gerekeni yapacağız.

Babalarını sedyeyle götürdüklerinde, Bahar ve Arda koridorda kaldı. O verdikleri söz, sanki nazarlık oldu. İkisi de bunu aklından geçirerek ayakta kalmaya çalıştı. Bahar, eşine, biraz geç döneceğini yazıp telefonu sessize aldı. Arda, işyerini arayıp bugünü ücretsiz izin almak istiyorum dedi, gerçi Bahar onun işleri zaten sıkıntılı olduğunu biliyordu.

Ameliyat, beklenenden uzun sürdü. Doktor çıktığında yorgun, maskesini indirmişti. Elimizden geleni yaptık, ilk 24 saat çok önemli, dedi. Ne her şey iyi dedi, ne de içini rahatlatacak bir şey söyledi. Bahar, sadece stabil kelimesine sarıldı.

Durum temkinli, dedi doktor. İyileşmesi vakit alacak. Evde de bakım, ilaç, kontrol gerekecek.

Bahar, derste öğretmeni dinliyormuş gibi tek kelime kaçırmamaya çalıştı. Arda ise rehabilitasyon, tahmini süre, eve ne zaman döneceklerini sordu. Doktor, Evdaha çok var. Eve de iş düşecek dedi.

Ameliyattan sonraki ilk günlerde Baharın hayatı gitöğrengetirdön temposuna döndü. Ziyaret saatlerini, iki hemşirenin adını, reçete yazılan oda numarasını ezberledi. İlaç listesini hem telefona hem de deftere yazdıçünkü telefon şarjsız kalabilir, defter ise bitmezdi.

Arda iki günde bir, bazen akşam karanlığı çökmüşken geliyordu. Baharın listesine göre marketten meyve, su, yatak koruyucu pedler alıp getiriyordu. Genellikle güçlü görünmeye çalışsa da, hasta odasında hemen susup, yanlış bir şey söylemekten çekiniyordu.

Babası hep dik durdu. Hiç şikâyet etmediyalnızca bir kaşık su ya da yastık isterdi. Acısı olduğunda gözünü kapatıp, nefesini yavaşlatıyordu; kalp krizinden sonra öğrendiği egzersizler gibi Bahar onu izlerken gurur da bir emek diye düşündü.

İki hafta sonra babasını normal odaya aldılar; bir hafta geçmeden de taburcu işlemleri başladı. Bahar hem rahatladı hem de korktu. Hastanede her şey sırayla: iğne, muayene, kan tahlili Evde bu düzeni onlar kuracaktı.

Taburcu günü, Bahar eşinin arabasıyla geldi. Komşudan bulduğu katlanır baston ve temiz kıyafetler getirmişti. Arda, evin önünde karşılamaya, babayı üçüncü kata çıkarmaya söz vermişti. Ama o gelmedi.

Bahar apartmanın önünde, elinde anahtarlar ve evraklarla bekliyordu. Babası yolda iyice yorulmuş, bankta dinleniyordu. Baharın eşi huzursuzca saate baktı.

Şimdi gelir, dedi Bahar; ama kendisi de inanmıyordu.

Arda telefonu anca dördüncüde açtı.

Trafiğe takıldım, köprüde herkes durmuş. Yetişemem. Siz bir şekilde halledin.

Baharın yüzünden ateş yükseldi.

Bir şekilde mi? diye sordu. Arda, sen

Akşam mutlaka gelirim, bölüp sözünü kesti. Söz, ama şimdi yokum.

Bahar tartışmadı, babasının yanında. Babalarını üç kişi zorla üçüncü kata çıkardılar: eşi, apartman girişinde yakaladığı komşu ve kendisi. Babası nefes nefese, ama sesini çıkarmadı. Evde Bahar hemen ışığı açtı, ilaçları komodine koydu, şu halıyı kaldırmalıyım, babam takılır diye düşündü.

O akşam Arda mahcup bir surat ve elinde torbayla geldiportakal getirmişti.

Nasılsınız bakalım? dedi, sabah hiçbir şey olmamış gibi.

Bahar ona bir liste gösterdi: sabah ilaçları, gün içinde ilaç, gün aşırı iğne, pansuman ve tansiyon kontrolü. Sesi sakindiçünkü en ufak gevşese, boğazı düğümlenecekti.

Haftasonları gelebilirim, dedi Arda. Haftaiçi biliyorsun.

Bahar biliyordu. Ardanın işi belirsizdi, her an vardiyası iptal olabilirdi. Bir eşi, küçük bir oğlu, kredi borcu ve sürekli yetişemem endişesi Baharınsa iki okul çağında çocuğu vardı, evde onlara gözüyle bakan bir kocası ve artık sabrını kaybeden bir amiri

Birkaç hafta, hayat buz gibi bir teslimiyetle aktı. Bahar herkesten önce uyanıp babasına ilaç verir, tansiyonunu ölçer, tuzsuz lapa yapar. Sonra çocuklarını okula hazırlar, eşine alışveriş listesi verir, koşarak işe giderdi. Öğlen babasını arar, yemek yedin mi? Başın döndü mü? diye sorardı. Akşam eczane kuyruğunda, aradığı ilacı bulamaz; eczacı muadili var derdi, Bahar ise yenisini almaya korkardı.

Arda sadece haftasonlarıbazen birkaç saatliğinegeliyordu. Çöpü çıkarır, markete uğrar, Bahar yemek yaparken babasına eşlik ederdi. Ama her defasında saate bakmayı unutmazdı.

Kalkmam lazım, derdi Evde işim var.

Bahar başıyla onaylardı, ama içinde hep bir şeyler düğümlenirdi. Kimin daha çok emek verdiğini hesaba katmamaya çalışsa da, sayı otomatik oluşuyordu.

Bir akşam, babası uyurken, Bahar mutfakta bulaşık yıkıyordu. Su fazla sıcaktı, elleri yanıyordu. Eşi masada suskun oturuyordu.

Böyle devam edemezsin, diye konuştu sonunda. Tükeniyorsun. Çocuklar seni doğru düzgün göremiyor.

Bahar suyu kapattı.

Peki, ne öneriyorsun? dedi.

Bakıcı, günde birkaç saat bile olsa. Ya da bir hafta Ardaya ver.

Bahar, Ardaya bakıcı konusunu açtığını düşündü, hemen Ardanın paramız yok deyip kestirip atacağı sesi kulağında duydu. Sahi, kendileri de bilmiyordu ki; her lira şimdiden hesaplanmıştı.

Ertesi gün, babası tuvalete gitmek için yardım istedi. Duvara tutunarak ağır ağır adımlıyor, Baharın ise elleri endişeyle titriyordu. Babası banyoda sandalyeye oturdu, yukarı bakıp,

Yorgunsun, dedi.

Yorgun değilim, dedi Bahar.

İyiyim demek, gülümsemeyi zorla yapmak değildir.

Bahar arkaya dönüp gözyaşlarını gizledi. Kendi tükenmişliğinden utandı, sanki babasına ihanet ediyormuş gibi hissetti.

Bir ay geçtikten sonra, iyileşmenin yavaş ilerlediği anlaşıldı. Babası evde dolaşabiliyor ama hemen yoruluyordu. Onu duşa sokmak, suyunu içirip ilaçlarını hatırlatmak lazımdı. Kendi kendine bir şeyler yapmaya çalışıyor, ama bazen kutular arasında karışıyordu.

Bahar, oğlunun okul toplantısına gitmek için çarşamba akşamı Ardadan gelmesini istedi. Arda, tamam dedi.

O akşam gelmedi.

Çocuğun ateşi çıktı, kusura bakma, diye mesaj attı. Bahar okudu, içinde bir şeyin koptuğunu hissetti. Hasta çocuğa kızamayacağını biliyorduama kızgınlık başka bir kapıdan akıyordu.

Toplantıya gitmedi. Oğlunun imzalanmamış sınav kâğıdına bakarken hayatının bir talep yığınına dönüşmesini düşündü; kendi ihtiyaçları da arada kaybolup gitmişti.

Cumartesi günü Arda, hiçbir şey olmamış gibi gelip, geceyi çocuğun ateşiyle uğraşarak geçirdiklerini anlattı.

Anlıyorum, dedi Bahar. Gerçekten anlıyorum.

Arda ona şüpheyle baktı.

Ama? diye sordu.

Bahar ilaçları ve tarihleri yazdığı defteri açtı.

Ama sen hastanede bana söz vermiştin. Yanımda olacaksın, yük alacaksın, demiştin. Hatırlıyor musun?

Arda bir anda gerildi.

Zaten geliyorum, dedi. Hiç mi yardım etmiyorum?

Ne zaman uygun olursa geliyorsun, dedi Bahar. Benim ise ne zaman olur diye seçme lüksüm yok. Farkı görebiliyor musun?

Arda kızardı.

Bana da kolay mı sanıyorsun? dedi. Ben de dertleniyorum. Benim de ailem, işim var. Her şeyi bırakamam.

Ben bırakabiliyor muyum? Baharın sesi titremeye başladı. Çocuklarımı, işimi, eşimi bırakabiliyor muyum? Gece uykusuz kalıp sabah işe, patrona gülümseyerek gidebiliyorsam sen de bir şeyler yapmalısın, öyle değil mi?

Babasından öksürük sesi geldi. Bahar sustu, ama çok geçti. Arda yaklaşarak,

Sen kendin bırakmayız dedin, diye fısıldadı. Hep kendi üstüne alırsın, sonra da herkesten aynı gücü bekliyorsun.

Bahar bir anda kendisini dışarıdan gördü; gerçekten de hep fazlasını üstlenir, başkaları gücünü yetiremeyince hırslanırdı.

Güçlü değilim, dedi sessizce. Sadece başka türlü nasıl yapılır bilemiyorum.

Arda gözlerini yere indirdi.

Ben de bilmiyorum, dedi. O gün odada Ben üstlenirim dedim çünkü başka türlü babam Tamamlayamadı.

Bahar bir sandalyeye çöktü, elleri titriyordu.

Bunu korkudan söyledik, dedi. Şimdi birbirimize o korkuyla baskı yapıyoruz.

Arda sustu. Babasından yine öksürük geldi, Bahar yanına gitti. Babası tavana bakıyordu.

Benim için tartışmayın, dedi başını çevirip.

Kavga etmiyoruz, diye yalan söyledi Bahar.

Babası doğrudan baktı.

Duyuyorum. Sağır değilim. Ben sebebiniz olmak istemiyorum.

Bahar yanına oturdu.

Sana kızmıyoruz baba.

O zaman oturun konuşun, dedi babası. Lafla değil, eylemle. Herkes gücüne göre.

Ertesi hafta Bahar, babasının kontrolleri için devlet hastanesinden randevu aldı, evraklarını hazırladı. Arda da yardıma geleceğini söyledi; çünkü Bahar hafta içi artık tek başına baş edemiyordu.

Doktor, sonuçlara bakıp sorular sordu, sakin ve net konuştu. Çabuk iyileşme beklemeyin, ama korkmayın, dedi. Sonunda, Kim bakıyor? diye sordu.

Bahar ve Arda birbirlerine baktılar.

Ben, dedi Bahar.

Ben de yardım ediyorum, dedi Arda.

Doktor başını salladı.

Size plan lazım, kahramanlık değil. Devletin evde bakım hizmeti, sosyal destek, kısmi bakıcı desteği var. Bakım yükünü tek kişiye yıkmayın. Kendiniz tükenirseniz, iş başka yere döner.

Bahar bu tavsiyede bir izin duygusu buldu. Affedilmek değil, daha az yorulmak için izin istemekti bu

Sonra hemen Arda ile birlikte nüfus müdürlüğüne gittiler. Sırada Bahar, dosyayı tutarken, ilk defa birlikte çözüm bulduklarını hissetti. Arda, saatlik bakıcı ücretini sordu, telefonundan hesap makinesini açtı.

O akşam mutfakta aile toplantısı yaptılar. Babaları masada, sıcak yeleğiyle oturuyordu. Herkes sessizce dinledi. Bahar defterini açtı.

Şöyle yapalım, dedi. Daima ya da asla demiyoruz. Plan, para, sınır lazım.

Arda başını salladı.

İki akşam gelebilirim. Salı ve perşembe. Akşamdan sonra yanında olurum, ne gerekiyorsa yaparım. O arada sen ister dinlen ister çocuklarına vakit ayır.

Bahar, vücudunda yorgun bir rahatlama hissetti.

Güzel, dedi. O günler ben sadece kendime ya da çocuklara bakacağım. Bir de hafta sonu bir tam günsabah akşamsıra sende. Ben eşim, çocuklar, ya da nereye istersem gideceğim. Aramadan sormadan.

Arda gülümsedi.

Tamamdır.

Eşi ekledi:

Para işine gelirsek, haftaiçi üç saatlik bakıcıyı paylaşabiliriz. Bir kısmını ben de üstlenirim ama ne kadar tutuyor, onu bilelim.

Arda yüzünü buruşturdu.

Yarısını veremem, dedi. Ama sabit bir miktar ayırabilirim. Ayda şu kadar Bir de reçetesiz ilaçları ben alırım.

Bahar not aldı. Daha fazla versen iyi olur demek istedi ama kendi sesini hatırlayıp sustu.

O zaman böyle, dedi. Organizasyon, telefon, evrak bende. Haftada iki akşam ve bir hafta sonu sende, artı ilaç ve bakıcı katkısı. Kimse kimin daha çok yorulduğuna bakmasın. Planı takip ediyoruz.

Babası öksürdü, elini kaldırdı.

Ben de bir şey yapacağım, dedi. Günde iki kez egzersiz, ilaç kutuma siz günleri yazarsanız tabletlerimi unutmam. Kötü hissedersem hemen söylerim.

Bahar o anda babasında sadece hasta değil, yeniden kontrolü ele almaya çalışan bir adam gördü. Bu önemliydi.

Ertesi gün, haftalık doz kutusu aldı. Tabletleri sabah-akşam bölmelerine ayırdı, markörle işaretledi. Babanın komodinine, suyun yanına koydu. Babası kutunun bölmelerini açıp kapattı; hakiki bir yardım gibi hissetmeye çalışıyordu.

Salı akşamı, Arda geldi. Ayakkabısını çıkardı, ellerini yıkayıp babasının yanına gitti. Bahar ona temiz pedleri, termometreyi, reçete ve acil numaralarının listesini gösterdi. Bunu suçlamak için değil, sorumluluğu paylaşmak için yaptı.

Ben gidiyorum, dedi Bahar; koridorda bir an bekledi, dinledi. Odadan Ardanın haberleri konuştuğu, babasının kısa kısa cevap verdiği, hatta güldüğü sesler geldi.

Bahar apartmandan dışarı çıktı, amaçsızca parkın etrafında dolaştı. Vücudu hâlâ gergindi, sanki her an yeniden çağrılacak gibi Ama kimse çağırmadı.

Bir saat sonra eve döndü. İçerisi sessizdi. Mutfakta Arda çay içiyordu, defter Baharın önünde açık duruyordu.

Her şey yolunda, dedi Arda. Babam uyudu. Ona çay yaptım, yarısını içti. İlaçlarını kendisi aldı, ben sadece hatırlattım.

Bahar başını salladı.

Teşekkür ederim.

Arda gözlerinin içine baktı.

Bak, o verdiğimiz söz Başımızda böyle Demoklesin kılıcı gibi sallansın istemiyorum. Yapabildiğimiz kadarını yapalım. Sen de beni bıraktı diye düşünme.

Bahar içinde bir şeyin gevşediğini hissetti.

Ben de sürekli yemin etmek istemiyorum, dedi. Sadece her şeyin konuşulmuş olmasını istiyorum. Ve biraz da yaşamak sadece hayatta kalmak değil.

Arda defteri kapattı.

O zaman plana sadık kalırız. Bir değişiklik olursa önceden konuşuruz. Kavgasız.

Kapıya kadar uğurladı Bahar, ışığı kontrol ederek kapıyı kapadı. Sonra babasının yanına geçti. Yüzü, hastanedekinden daha huzurluydu. Komodinde su ve kutu, kapağı kapalıydı.

Bahar yatağın ucuna oturup usulca yorganı düzeltti. Zafer hissetmiyordu. Sadece, babasına yardım ederken birbirlerini yıkmadan ilerlemenin bir yolunu bulduklarını düşündü.

Mutfakta, defterin üzerinde bir çizelge: salı, perşembe, cumartesi. Yanında, herkesin katkı payı ve poliklinikten önerilen bakıcının numarası Büyük sözler değildi bunlar. Sadece, yarın da yapılabilecek işlerdi.

Rate article
Lifequest
Korku İçinde Söylenenler