Küçük kardeşim çocukluğundan beri içine kapanık biriydi. Yıllar geçse de pek değişmedi. Okulda neredeyse hiç arkadaşı olmadı, oysa Baran gerçekten iyi kalpli bir çocuktu. Bu utangaçlığı yüzünden ne kızlarla doğru düzgün konuşabiliyordu ne de yeni insanlar tanıyabiliyordu. Üniversitede de arkadaş grubunda sadece erkekler vardı. Hoşlandığı kızı ise kendi kararsızlığı yüzünden başka birine kaptırmıştı. Baranın özel hayatı şanssızlıklarla doluydu ama iş hayatında başarılı oldu diyebilirim.
Üniversiteden mezun olduktan sonra güzel bir iş buldu, kendine bir daire aldı, ailemize de destek olmaya başladı. Zaman geçti ama hâlâ hayatına düzgün birini alamadı. Onu kendi arkadaşlarımla tanıştırmaya çalıştım, ama hepsiyle sohbet ilerlemiyordu bir türlü. Hepsi aynı şeyi söylüyordu: Baran iyi biri ama konuşacak ortak bir şey bulamıyoruz. Yine de bir gün, bir kız ona gerçekten kalbini açmayı başardı. Baran hiç bu kadar mutlu olmamıştı; yüzü adeta ışıldıyordu.
Kendim için düşününce, sanırım Baran gibi biriyle olmaktansa yalnız kalmayı tercih ederdim. Onun yeni sevgilisi, küçük bir markette tezgahtarlık yapıyor ve önceki evliliğinden iki çocuğu var. Ayrıca lise mezunu bile değil ve kirada oturuyor. Açıkçası, kardeşimin neden bu kadar bağlandığını hiç anlayamıyorum. Baran onu ailemize tanıştırmaya getirdiğinde annem neredeyse fenalık geçirdi ve misafiri hemen evden uğurladı. Barana üzülüyorum; bu kadar yıl yalnız kaldı, şimdi kendisine göre olmayan birisine kaptırdı kalbini. O ise anne-babamızın sözünü hiç dinlemiyor. Aşk gerçekten de gözü kör ediyor bazen. Umarım Baran kısa zamanda gerçekleri görür ve bu ilişkiden vazgeçer.
Kardeşimi nasıl ikna edebilirim, inanın bilmiyorum.




