Bugün içimden geçenleri anlamak zor. Defterim, sana yazmak belki de kendimi rahatlatmama yardımcı olacak. Kiminle birlikte olduğuma inanamayacaksın: Adı Kerem’di. Gerçekten iyi kalpli, geleneksel değerleriyle tanınan, sevgiye inanan bir adamdı. Sürekli mahallenin çocuklarını okula götürürdü, sokaktaki hayvanlara mama bırakırdı. Dış görünüşü çok düzgün, kendi evi vardı, güzel bir arabası da vardı, işinde de iyi bir pozisyona sahipti.
Şans gerçekten benim yanımdaydı; Kerem beni eş olarak seçmişti. O sıralar yeni nişanlandığımızda kendimi dünyanın en mutlu kadını sanıyordum. Arkadaşlarım gözlerini kıskançlıkla üzerime diker, Aman ha, böyle bir adamı sakın kaybetme! diye uyarırlardı.
Tabii ben de onu kaybetmemek için elimden geleni yaptım, o ise bana adeta tutundu. Ama ne yazık ki bu mutluluğun uzun sürmedi.
Bir gün Kerem eve surat asarak geldi. Gözümün içine bile bakmadı. Uzun uzun sordum, “Ne oldu?” diye. Sonunda, eski eşimle tanıştığını itiraf etti. Tamamen tesadüfmüş. Belirtmem gerekir ki, eski eşimle hiçbir şekilde görüşmüyordum. Ne fotoğrafını göstermiştim, ne de Kerem onun nasıl göründüğünü bilirdi. İşin tuhafı, sanki Kerem onla buluşmak istemiş gibi duruyordu. Ama bu olay, asıl hikayenin başlangıcıymış meğer.
Diyelim ki tamamen tesadüf, ve Kerem bir şekilde eski eşimi tanıdı. Bana sormadan onu bir yerde görüp yanına gitmiş ve konuşmaya başlamışlar. Sigara içmişler birlikte, sohbet derinleştikçe mevzu bana gelmiş. Kereme hiçbir şey gizlemedim ama aralarında neyi, nasıl konuştular merak ediyorum. Şaşkınlığımı anlatacak kelime yok. Kerem de sonra hiç yapmaması gerektiğini itiraf etti. Meğer Kerem, eski eşime beni sormuş: “Nasıl biri, neden ayrıldınız?” gibi şeyler.
Ağlamaya başladım. Bu bir ihanet değil mi? Eski eşimle buluşmak, benim hakkımda ondan bilgi almaya çalışmak… Ben daha yanındayım; isterse her şeyi bana sorabilir. Bu normal bir şey mi? Böyle mi davranılır? Neden, Kerem?
Eski eşim benimle ilgili bir sürü saçmalık anlatmış tabii. Kerem ise bana dönüp bunların doğru olup olmadığını sorgulamaya başladı. Neden olmadık şeyler için kendimi açıklamak zorundayım? Birisi hakkımda saçmalıyor diye ben mi hesap vereceğim?
Bir anda içimde Kerem’e karşı duyduğum o derin saygı kayboldu. Bankta oturup dedikodu yapan nineleri anlarım; yaşlarının gereği, başka işleri yok. Ama sen bir erkeksin, neden böyle arkamdan iş çeviriyorsun? Hem beni hayat arkadaşı olarak seçtin, birlikte yaşıyoruz. Sana güvenimi hiç sarsmadım. Onun bu davranışı öylesine aşağılık ve kirli geldi ki, o anda Keremle ilgili tüm hislerim söndü. Yaptığını asla mazur göremezdim. Böyle bir ihaneti affetmem imkânsız.
Hep düşünürdüm, bir adam, sevdiği kadının arkasından hakkında kötü şeyler söylenirse, en iyi ihtimalle alay eder ya da kavga çıkartır. Ama gidip özellikle eski eşi bulup, nişanlısını arkasından sormak, yetişkin bir kadının aklını alacak şey.
Böylece, herkesin gözünde mükemmel damat olan Kerem benim gözümden düştü… Sonra aklıma annemin söylediği bir söz geldi: Bir ilişkide en önce karşılıklı saygı olmalı. Hiçbir zaman uç noktalara gitmedim, ama erkek dedikodusu bana fazla geldi. Bir erkek hata yapabilir, ağlayabilir, kapris bile yapabilir; ama kadın gibi dedikodulara inanıp arkasından iş çevirmek… asla kabul edemem.




