Hatırlıyorum, yıllar önce bir yaz tatilinde bir arkadaşım ile birlikte Ege kıyılarında, küçük bir sahil kasabasında vakit geçiriyorduk. Plajda, bir yaz kafesinin yanında dondurma satan bir stand vardı. Biz de, serin bir gazoz eşliğinde kafede otururken, dondurma standı önünde bir kalabalık olduğunu fark ettim. Arkadaşım meraklandı, beraber kalabalığa doğru yürüdük.
Orada, yerde baygın yatan bir kız vardı. Yanında bir kadın oturmuş, gözyaşı içinde onu hayata döndürmeye çalışıyordu. Arkadaşım şaşkınlık yaşamadı, ani bir hareketle bir şişe su aldı, kızı ıslattı ve nabzını kontrol etti. Sonra, suni kalp masajı yapmamız gerektiğini anladı ve bana ambulans çağırmamı söyledi.
Nihayet, birkaç dakika sonra sağlık ekipleri geldi ve kızı apar topar götürdüler. Fakat gitmeden önce, arkadaşımı tebrik edip teşekkür ettiler. Tolga arkadaşım, o kızın hayatını kurtarmıştı. Ben, Tolganın cesaretinden değil, oradaki insanların çoğunun sadece izleyip, hatta fotoğraf çekip hiçbir şey yapmamasından çok etkilenmiştim. Belki o an ben de Tolga kadar hızlı davranamazdım; önemli olan, kızın kurtarılmasıydı.
Ertesi sabah, aynı kafede kahvaltı yapıyorduk. Birdenbire, kapının önünde üç yabancı ve oldukça gösterişli araba durdu.
Ne güzel arabalar! Keşke benim de böyle bir arabam olsa, dedi Tolga hayran hayran. Arabalardan altı adam indi. Görünüşlerinden Karadenizli oldukları belliydi; masamıza yöneldiler. İçlerinden biri, Dünkü kızı kurtaran hanginiz? diye sordu. Ben de Tolgayı gösterdim. Fark ettim ki, sert duruşlarına rağmen huzurlu konuşmak istiyorlardı.
Adamlar Tolgaya teşekkür ettiler ve onun eline arabalardan birinin anahtarlarını tutuşturdular. Meğerse, bu adamlar kızın abileriymiş. Kardeşlerinin hayatını kurtaran Tolgaya minnet borçlarını böyle ödediler. Tolga, uzun süre şaşkınlığından kurtulamayacak gibiydi; üç yıl boyunca bir araba almak için para biriktirmişti ama hiç almamıştı. Bu ödül ona, insanlık dersi gibi gelmişti.
Bazen, insanın başına ne geleceğini bilemezsin; iyi bir insan olmak, hiç beklemediğin bir anda hayatını değiştirebilir. Kızın adı ise, gerçek bir Türk ismi olan Şenaydı. Bizim hikayemiz de, Egenin tatlı esintisiyle böylece hatırlarda kaldı.




