Kendini Sev, Hayatın Güzelleşsin

Kendini Sev, Her Şey Güzel Olacak

Dışarıda tipiden göz gözü görmüyor, rüzgar hırpalıyor pencereyi; Melikenin iç dünyası da dışarıdan farksız. Koca evin içinde tek başına oturuyor, her türlü rahatlığı var ama ruhu yine de yalnız. Eşi Kemal var aslında, ama o yine iş için akşam çıkmış, Melike ise neyin ne olduğunu çok iyi biliyor.

Oğullarıyla kızları çoktan yuvadan uçmuş, oğlu evlenip başka bir semtte kendi ailesini kurmuş, kızıysa İstanbuldan uzağa, Bursaya yerleşmiş. Orada üniversiteyi bitirdi, yerli bir delikanlıyla evlenip huzurlu, mutlu bir yuva kurdular, artık torun sahibi oldular.

Melike bu sabah kızıyla konuştu telefonda.

Anneciğim, sesin neden böyle buruk, bir şey mi oldu? diye sordu Gülay.

Yok kızım, ne olsun? Sözde her şey yolunda Siz nasılsınız, benim biricik torunum iyi mi?

Her şey şahane annem. Ercan zaten hastanede, doktorun işi hiç bitmez, yorgun dönüyor eve ama mesleğini çok seviyor, hayatımın anlamı diyor. Beliz de yakında kreşe başlayacak, büyüyoruz, mutluyuz.

Sevindim kızım, hep yüzünüz gülsün, dedik Melike, sesi yorgun ve bitikti.

Yine de kötü hissediyorum anne, sesin hiç iyi gelmiyor. Ya babam nerede?

Baban O bahçede garajda, arabayı ısıtmaya çıktı, hava buz gibi, tipi var, dedi Melike, kırmamaya çalışarak.

Melike aylardır kafasının içinde fırtınalarla boğuşuyor, kimseyle paylaşamıyor dertlerini, paylaşsa da neye yarar? Kimi acır, kimi belki de gülüp geçer. Geçen yaz bir gün Melike, pencerenin altında çiçekleriyle uğraşırken pencereden gelen sesi ayırt etti: Kemal telefonda, sesi yumuşak, tatlı. Evin önünde, kendinden emin ve Melike içeride yok sanıyor.

Tamam canım Gelemem bu akşam, özledim elbette Ben de seni seviyorum Kırılma, yarın uğrarım, sözüm söz

Birden kesildi konuşma ya da başka odaya geçti. Melikenin içi parçalandı, yerle bir oldu. O güvenip, hayran olduğu, temiz kalpli Kemal; başkalarından farkı olmamış diye düşündü ve birden ablasının eski şikayetleri geldi aklına. Demek hissettiği acıyı şimdi daha net anlıyordu. Gözyaşlarını tutamadı, evin köşesinde boş bir bankta oturup ağladı.

Allahım, bunlar benim başıma nasıl geldi. Herkese güvenip her şeyiyle candan olan ben, böyle bir ihaneti hak etmedim ki

Kemal kırk yedi yaşında, hayatı hep konforlu. Melike ona sevgisini hiç esirgememiş, çocuklarını büyütmüşler, herkes yoluna gitmiş. Koca evde Melike ile Kemal baş başa kalmışlar. Kemalin kasabada un fabrikası, yem işine de el atmış, bölgedeki hayvan üreticilerine ürün götürüyor.

Melike aylarca içine attı. Altı ay sonra Kemalin görüştüğü kadını yavaş yavaş arayıp buldu, hatta gece uykusunda eşinin telefonunda gezinip iz sürmeye başladı.

Kadının adı Semaydı. Meğer ortak tanıdıklarının uzaktan bir akrabasıymış, daha önce evlerine gitmişler. Sema kasabanın en kalabalık mahallesindeki beş katlı apartmanlarda yaşıyor. Vefa denen kadim bir komşudan da adresi öğreniverdi.

Bizim kuzen Semanın adını iyi etmezler, güzel kadın tabii, hiç evlenmemiş, kimileri onun için tersi pisi der. Güzelliğine güveniyor, erkekler de etrafında pervane. Otuz beşinde hâlâ evlenmemiş, çocuk da düşünmüyor. Bana da arada dert yanar, hayatımda mutluluk yok, yalnız bir çocuk istemem derdi, dedi Vefa.

Melike Vefaya belli etmedi, gözyaşlarını yutkunarak sakladı, eve gidince yıkıldı, tek başına ağladı.

Allahım, bu yükü taşımak ne zor

İki ay geçti, Melike en sonunda Semayı görmeye karar verdi; kapıyı açınca Semanın rengi kaçtı, Melike evin içine daldı, öylece oturdu.

Merhaba, dedi Melike bitkin tonu ile ve kanepeye kayıverdi.

Sema köşede öylece titriyordu, her an bir çatışma bekliyor gibiydi. Melike ise öfkeyle konuşmaya başladı:

Başka erkek mi bulamadın? İnsan başkasının hayatını yıka yıka mı mutlu olacak? Sana yakışıyor mu, söyle?

Sema gözyaşlarına boğuldu birden.

Ben de bilmiyorum ne oldu bana, Kemali seviyorum ve sensiz yaşayamam.

Melike bir anda kendini tutamayıp bir tokat attı. Sema yanağını tuttu.

Affet beni Melike abla, affet, hafızamı kaybettim sanki dedi Sema.

İki kadın da ağladı. Sonra Melike toparlandı:

Bak, ne olur Kemale söyleme geldiğimi. Ama eğer bir daha burada bulursam affetmem! dedi ve çıktı gitti.

Sema, Kemale Melikenin geldiğini anlatmadı, Melike de Kemale hiçbir şey söylemedi. O günden beri Melike iç dünyasında boğuşup yaşıyor, Kemalin hâlâ Semaya gidip gitmediğini bilmiyor; şüphe her akşam içini kemiriyor.

Şimdi ne yapacağım? Kemalsiz hayat düşünemiyorum, bunca yıl iyisiyle kötüsüyle bir bütün olduk. Boşanırsak her şeyi bölüşeceğiz, bunu da istemiyorum. Varsın, olduğu gibi kalsın her şey diye düşündü, gözleri camdan kış karanlığına daldı.

Diyelim ki Kemal bana evi bıraktı, ben bu koca evde tek başıma ne yapacağım? Sürekli bakımı, masrafı var. Kemal olmadıkça petek bile yanmaz, bozulur, ben çaresizim Yoksulluktan korkuyorum, bu hayata alıştım. Çocuklara babalarının yeni bir kadın bulduğunu nasıl anlatacağım? Büyük bir yıkım olur onlar için de.

Herkese anlatacak cesareti yok Melikenin, arkasından laf ederler: Biraz kendini düşün, ayrıl, kendine değer ver derler, biliyor.

Belki haklılar, dedi kendi kendine, ama ben onu seviyorum. Belki de Kemalin bu hevesi geçici, belki döner. Önemli olan aramız hiç değişmedi, konuşurken hâlâ sıcak, kavga yok, eskisi gibi. Belki de gerçekten insan kendini sevmeli, kendine de bakmalı

Bir yük gibi Melikenin üstünde Sema, kolay değil, her zamanki gibi davranıyor ama içindeki fırtına dinmiyor, genç, güzel Semayı sürekli aklında döndürüp duruyor Melike. Bir yandan tuhaf şekilde, Kemalin başkasını da arzulamış olduğunu kabullendiğini fark etti.

Şu an nerededir? Sözde işte Ama içimden bir ses orada olmadığını söylüyor.

Bir anlık düşünceyle irkildi Melike:

Yoksa ben de mi başka birini bulsam? Dışarıda bana güzel sözler söyleyen de var diye iç geçirdi, ama hemen kendine kızdı: Yok, mümkün değil, düşünemem bile başka bir adamı. Kemalden başkasını yanımda göremem. Benim Kemalim en iyisi, yeter ki geri dönsün ailemize Belki affedebilirim, erkekler bazen böyle sapar, sevdiklerini kaybetmekten korkmazlar bile Kim bilir, belki de öyle değildir.

Melike gençliğini düşündü, ince bir hüzünle gülümsedi.

Vaktiyle hem yoksulduk, hem de mutlu. Öğrenci evinde tek odayı paylaşırken, ne akşam yemeği arardık, ne de paramız vardı Sinema için bilet alır, keyifle izlerdik, küçük mutluluklardı onca sıkıntının arasında. Şimdi ise bolluk içindeyim ama yine de yalnızım. Birine derdimi anlatmaya bile cesaretim yok, anlatmak istemiyorum zaten.

Kemal eşine bir sürpriz yapmak istemişti.

Melike dalgın dalgın otururken, kapı önünde arabanın farları yandı; Kemal geldi. Ağır ağır inip garaja çekti arabayı. Sonunda eve girerken bağırdı:

Melike, neredesin? Karanlıkta ne işin var? mutfağa girip ışığı açtı. Melike karanlıkta olduğunu yeni fark etti.

Buradayım, dedi kısık sesle, dalmışım biraz, hava da fena.

Sorma, yollar mahvolmuş, resmen kar fırtınası Zor döndüm, acıktım, hadi sofrayı kur, dedi Kemal, yine her zamanki gündelik haliyle.

Melike hemen ayağa kalktı, masayı hazırlamaya koyuldu. Kemal ellerini yıkamaya gitti. Yemekte Kemal eşine gülümseyerek baktı.

Dinle Melike, yeni yıl kapıda, ben de düşündüm ki bir sürpriz yapayım.

Melikein yüreği sıkıştı; artık sürprizlerden korkuyordu

Neymiş bakalım? dedi derin bir nefesle.

Kemal gözlerinin içine bakıp biraz sustuktan sonra kıkırdadı.

Valla hanım, uzun zamandır bir yere gitmedik beraber. Dur bekle, deyip kapı girişine gitti, elinde iki zarfla döndü. Bak, sana iki kişilik deniz kenarında tatil ayarladım! Antalyaya uçuyoruz, yeni yılı palmiye ağaçlarının altında karşılayacağız!

Melikenin içini bir huzur sardı, omuzlarından bir dağ kalktı sanki, hâlâ biraz tereddütle fısıldadı:

Off Kemal, sen hiç değişmiyorsun, hiç haber vermeden sürpriz! Şimdi hemen gidelim, itirazım yok Kış günü, Akdenizde Çok ilginç gerçekten, dedi ve mutlulukla güldü.

Bunu aslında oğlumuz önerdi, ama ben de istiyordum. Değişiklik iyi gelecek, valizini hazırla

Her şey yoluna girdi Melike için. Gittiler Antalyaya, yeni yılı orada karşıladılar, mutlu döndüler. Melike eşine yeniden güvendi. Dikkatini daha çok Melikeye veriyordu Kemal, eve koşarak geliyordu, gecikirken arayıp haber veriyordu. Hayat devam ediyordu.

Rate article
Lifequest
Kendini Sev, Hayatın Güzelleşsin