“Mor bir duvar kâğıdı alacağız,” dedi Zeynepin eşi Murat.
“Farkında mısın, o renk tabanla hiç uyumlu olmaz. Bence en iyisi bej,” diye karşılık verdi Zeynep.
“Annem beji hiç sevmez, bunu bilmelisin,” dedi Murat.
“Senin annen bedava yapılan işlere bayılır,” diye ekledi Zeynep.
Eşinin annesi, bir defasında evinin yeniden dekore edilse ne güzel olacağını imâ etmişti. Zeynep sesini çıkarmamıştı. Ama bu fikir Muratın hoşuna gitmişti. Sonuçta, konu annesiydi. Zeynep karşıydı fakat söylemedi.
En nihayetinde, kendi işi değildi. Murat yaptırmak istiyorsa, buyursun yaptırsın. Kayınvalidesi ise sadece sonuca bakıyordu. Teşekkür bile yoktu, sadece bir istek listesi vardı.
“Zeynep, bu bedava bir tadilat değil, oğlumun yaptığı bir iyilik,” diye savundu Murat bir gün.
“Elbette öyle,” dedi Zeynep.
Neticede anneniz bedava olan şeyleri seviyor. Murata da sık sık bunu anlatıyordu. Annesi bir şeyi beğenmezse, kesin tekrar yaptırırdı. Zeynep haklıydı. Tadilat nihayet bitti, anne döndü evi incelemeye.
“Güzel değil bu… Duvar kâğıdı hayalimdeki gibi değil. Mutfak da olmamış. Bu dolaplar nedir böyle? Her şey o kadar kötü yapılmış ki anlatamam. Resmen sizi dava edesim var,” dedi kayınvalide.
“Peki kimi dava edeceksin? Bütün masrafı üzerine alıp uğraşan oğlunu mu?” dedi Murat.
“Hadi Zeynep, şaka yapıyorum işte,” dedi annesi.
Kayınvalidem, anlaşılan günü pek iyi geçirmiyordu. Pahalı bir değişiklik umuyordu, ama aslında normal bir tadilat oldu. Her şey yeni, temizdi ama muhtemelen onun beklediği kadar pahalı değildi. O yüzden de beğenmedi. Zeynep ve Murat öyle varlıklı insanlar değildi ki lüks tadilatlar yapabilsinler. Ellerinden geleni yaptılar fakat annesi bir kere bile teşekkür etmedi.
“Zeynep, galiba annem bu tadilatı beğenmedi,” dedi Murat bir gün.
“Tabii ki beğenmez! Senin annen neyi sevdin ki bugüne kadar?”
“Daha iyisini istiyordu sanırım…”
“Bak, bizim o kadar paramız yok,” dedi Zeynep.
“Bir kredi çeksek?” diye araya girdi annesi.
Zeynep, kayınvalidesinin söylediklerini umursamıyordu artık.
“Annesinin hatrına isterse kredi çekebilir, birinden borç da alabilirdi,” diye düşündü. Vaktinde geri öderdi zaten. Üzerine biraz faiz ekler, lira lira öderdi. Zeynep artık sıkılmıştı. Ama Murat önden konuştu:
“Anne, ne kredisi, sen de bilirsin ben hiç sevmem öyle şeyleri. Hele ki tadilat için kredi almak… Her şey özenle yapıldı, güzel de oldu. Daha ne istiyorsun?”
“Bari mutfağı baştan yapsak,” dedi annesi ve çıktı gitti.
“David, galiba annenin hiç yüzü kalmadı,” dedi Zeynep.
“Zeynep, onun huyu zor biraz,” dedi Murat.
Bir gün, nalbur dükkanında tıklım tıklım insan vardı. Zeynep elinde bir masa örtüsü tutuyor, Murat da bazı tesisat malzemeleriyle uğraşıyordu. Bir şey almayacak gibiydiler, ama fiyatlar bayağı kabardı. Bu işin sonu yok gibiydi.
Aniden Zeynep durdu:
“Sen ‘artık tadilata para kalmadı’ demiştin.”
“Evet, biraz borç almak zorunda kaldık,” dedi Murat.
“Bıktım artık!” deyip, masa örtüsünü rafa bıraktı Zeynep. “Kim almak isterse alsın. Senin annen için yeterince uğraştık. Yine de borca girdin. Bu kadar da fazla. Sakın benimle bu konuda tartışmaya kalkma!” dedi ve hızla kapıya yöneldi. Murat da peşinden gitti. Anne de olsa, bir noktadan sonra insanın yapmak istedikleri sınırlıydı.
Hayatta herkesi memnun etmeye çalışmakla ömür geçmez. Bazen, gerçekten değer bilenler için çabalamak gerekir; insanın kendi huzuru her şeyden kıymetlidir.




