Bu hikaye birkaç ay önce yaşanıyor. Akşam saatlerinde, Kerem annesini havaalanından aldıktan sonra eve dönüyor. Yolda, otobanın kenarında bekleyen bir kız görüyor. Kıza yardım etmeye karar veriyor. Araba üşüdüğünü fark edince üzerine kendi montunu veriyor, çünkü kız sırılsıklam olmuş.
Meğer kızın başına gelenler çok ağırmış; kendi babası ona şiddet uygulamış. Kız, Keremden kendisini otogara götürmesini istiyor, orada geceyi geçirip sabah ne yapacağına karar vermeyi planlıyor. Kerem onu böyle çaresiz bırakamayacağını anlayınca, istersen kendi evinde kalabileceğini söylüyor. Kız bu teklifi kabul ediyor ve bir süre Keremin yanında kalmaya başlıyor. Aradan üç ay geçiyor ve beklenmedik bir şey oluyor.
Bir gün, kız kendini kötü hissediyor; doktora gittiğinde hamile olduğunu öğreniyor. Bu haber karşısında Keremin kafası çok karışıyor, nasıl reag edeceğini bilemiyor. Ancak kısa sürede kararını veriyor: Kesinlikle çocuğun doğmasına engel olmayacak. Hemen kızı, Ayşeni, evlenme teklifiyle şaşırtıyor. Şimdi ise Kerem, etrafındakilere eşi Ayşenin ne şahane yemekler yaptığını, nasıl iyi bir ev hanımı olduğunu ballandıra ballandıra anlatıyor. Ama herkesten sakladığı bir gerçek var: Kerem hiçbir zaman bir kadını gerçekten sevememiş, sadece Ayşenin yaşadıklarına acıdığı için yanında kalıyor. Evliliklerinin ne kadar süreceğini bilmese de, her gün Ayşenin yüzündeki gülümsemeyi görmek ona yetiyor ve onu mutlu etmeye devam ediyor.




