Ah canım, sana anlatmam lazım, bak dinle; Burak bir gün eşinin yani Elifin onu aldattığını öğrendi, hem de Elif bizzat gelip bunu ona söyledi. Dizlerinin üstüne çöküp gözyaşlarıyla Buraktan affetmesini istedi, perişan haldeydi. Burak ise nasıl böyle bir şeyi yaptığına inanamadı; Elif zaten bazen düşünmeden hareket ederdi ama bu bambaşka bir şeydi. Hatta hatırlarsan, düğünden ikinci gününde Elif çıkıp “Ben kredi çekmiştim, şimdi birlikte ödememiz lazım” demişti de Burak’ın dünyası başına yıkılmıştı.
Sonra bir gün Burak bakıyor ki Elif bir anda fenalaşıyor, hemen ambulansla hastaneye kaldırıyorlar. Sonradan öğreniyor ki Elif hamileymiş, düşük yapmış, haliyle bir sürü komplikasyon çıkmış Oysa Burak hiç bilmiyormuş eşinin hamile olduğunu. Elif ise “Bak artık ikimiz de iyi işlerde çalışıyoruz, paramız da var. Şimdi çocuk büyütmekle uğraşamayız, hayat düzenimiz bozulmasın istemem” diyerek konuyu kapatmaya çalışıyordu. Sonra da ihanet ortaya çıktı işte
Elif, Burakın kendisini affetmesini sağlamak için deli bir plan yapıyor. Diyor ki, “Sen de beni aldat, bak böylelikle vicdanın rahatlar.” O kadar ileri gidiyor ki, kendi arkadaş çevresinden Buraka uygun güzel bir kız bile buluyor; uzun boylu, sapsarı saçlı, fit bir kız. Ama Burakın içi el vermiyor, gidemiyor o noktaya Ona yakışmadığını düşünüyor hep.
Kızcağız -adı Deryaydı galiba- “Ne, erkek değilsin galiba?” diyor. Burak da “Sadece sıradan bir adamım, bilerek eşimi aldatamam” yanıtını veriyor. Sonra bütün keyfi kaçmış şekilde eve dönüyor, Elifle konuşmak bile istemiyor. Hatta topuyor bavulunu, alıyor birkaç parça eşya, en yakın arkadaşı Yunus’un evine geçiyor bir süre.
Bir müddet sonra Elif arıyor, “Ben hamileyim, evine dönmek zorundasın artık. Yuvanı yıkamazsın” diyor. Ama Burakın hiçbir şekilde Elife de, çocuğa da, o eski hayata da dönesi yok. O arada markette, yine o sarışın kız Derya karşısına çıkıyor; “Ne işin var buralarda? Ben Elifin hamilelik planı tuttu diye düşünmüştüm ki” diyor.
O an Burak uyanıyor bir şeylerden şüpheleniyor. Eliften doktor raporu veya ultrason göstergesi falan istiyor. Elif bozuluyor, “Bana güvenmiyor musun hâlâ?” diye soruyor. Burak ise “Senin ihanetten sonra güvenmiyorum, kusura bakma” diyor.
Elif sonuçta ortaya hiçbir belge koyamıyor. O an Burak, bir kez daha kandırıldığını anlıyor ve kesin kararını veriyor: Boşanma davası açıyor. Ah, valla yakın arkadaşım olmasan anlatmazdım; başına gelenler tam Türk filmi tadındaO boşanma dilekçesini imzaladığı gün Burak hiç olmadığı kadar hafif hissediyordu. İçinde tuhaf bir huzur, belki biraz da özgürlük vardı. Hayata yeniden başlamak için bir fırsat Yıllar sonra ilk kez aynada kendine bakıp gülümsedi.
Yunusla küçük bir balkonda, ince belli bardakta çaylarından bir yudum alırken şöyle dedi: Biliyor musun, artık kendime ihanet etmeyeceğim. İkisi birden göz göze gelip güldü.
Derya bir süre sonra tekrar karşısına çıktıama bu kez ikisinin sohbeti geçmişin acısına hiç dokunmadı. Sadece iki insan, yeni bir hikâyenin başında. Belki hızlıca aşık olup mutlu olmayacaklardı; belki de olacaktı. Ama Burak biliyordu, artık kimse ona yalan söyleyemezdi.
Bir gün, parkta yürürken elini cebine sokup eski, buruşmuş bir kağıt parçası buldu. Oysa o gün hastanede Elifin korkuyla tuttuğu elleriydi aklında kalan. Şimdi ise kimsenin onu ne dünyaya ne kendine ne de mutlu olmaya zorlayamayacağını anlamıştı.
Gözlerini kapadı, derin bir nefes alıp geçmişi bıraktı. Belki de en büyük sadakat, önce kendimizi affetmekteydi. Gülümsedi; çünkü sonunda, mutlu son ona da yakışmıştı.




