Biliyorum, birçok erkek bu düşüncemi paylaşmayacak, ama yaşadığım onca şeyden sonra artık ‘kesin dönüşüm’ kavramına inanmıyorum.

Pek çok erkeğin bu düşüncemi paylaşmayacağını biliyorum ama yaşadıklarımdan sonra kalıcı değişime artık inanmıyorum. Bir adam bir kez aldattıysa bir süre düzgün durabilir, kendini tutabilir, sözler verebilir ama er ya da geç yine aynı yere savrulur. Ben bunu rüyamsı, tuhaf bir gecede, acıyla öğrendim.

İlk aldatmasını, daha sevgiliyken yaptı. Neredeyse iki yıldır birlikteydik. Bir sabah, odamdaki eski telefon garipçe çaldı; hatta sanki odada yüzlerce telefon aynı anda çılıyordu. Bilinmeyen bir kadının sesi, sanki vapurdan gelen hüzünlü bir ezgi gibi kulağıma doldu: O’nun beni aldattığını söyledi. Bir çay bahçesinde gibi, ağaçların arasından ona ağlayarak hesap sordum. Gökyüzü birden koca bir Kız Kulesine dönüştü; o ise titrek sesle sadece Yanlışlık oldu, sadece biraz göz göze geldik, başka bir şey yoktu, dedi. Aşıktım, gençtim, martıların peşinden koşan hayallerle doluydum. İnanmak kolaydı. Affettim. İçimdeki semt pazarları kadar kalabalık umutlarla devam ettik.

Üç yıl sonra, evlilik Sarıyerde bir evimiz, yeni planlarımız vardı. Bu seferki aldatması çok daha derindi. Yanlış duymuşsundur diyebileceği bir söylenti değildi. Aylarca süren, gizli mesajlar, gecikmeli dönüşler, garip harcamalar, garip dekontlar; hepsi birikti. Bir sabah Beşiktaş İskelesinde bekler gibi, ona gerçeği yüzüne söyledimgözleri kaçak bir tramvay gibi hızla sağa sola kaydı, Kafam karıştı, hayat çok durağanlaştı, kendimi yeniden çekici hissetmem gerekiyordu, dedi. Gözyaşı, Kadıköyde bir kokuşmuş balık hali gibi üzerimize serildi. Yine affettim.

Sonra sekiz yıl geçti; her şey yüzeyde sakince aktı. Birlikte Pazar alışverişleri, bayram ziyaretleri, uzaklara giden otobüslerin arkasından bakışlar Büyüdüğünü, değiştiğini, bambaşka biri olduğunu sandım. Ama bir sabah Kapalıçarşıda her köşeyi gezermişim gibi, ufak detaylar dikkatimi çekmeye başladı: başka kadınlara uzun bakışlar, uygunsuz fısıltılar, Instagramda mankenlerle dolu bir sanal dünya, benim yaklaşmamla hızla kapatılan sohbetler Görmezden gelmek, huzurun sahte yerçekimine kapılmak daha kolaydı.

Üçüncü sefer ise, ben onun yalanını yakalamadım. Kendisi anlattı. Bir gece eve, Galatadaki eski bir saray kapısından girer gibi, sessiz ve yoğun geldi. Gözlerinde günahkâr bir gölge geziniyordu. Sekiz sene tuttum kendimi, dedi, Ama artık dayanamadım. Başka bir kadınla görüşüyorum, yine kendimi canlı hissettim. O his hep içimde bekliyordu, zamanı gelince çıkmış. Gözümde ne mahkeme salonları, ne de tartışmalar Sadece yorgunluk, eski perdelerin solgunluğu gibi: Affedişlerin, mazeretlerin, aynı sözlerin tekrarı yordu beni. Bunu tekrar yaparken beni düşündün mü? dedim sadece. O ise söyleyecek kelime buldu: Düşündüm ama içimdeki istek daha baskındı.

O an acı ama gerçek bir şeyi kavradım: O hiç değişmemişti, sadece saklanmayı öğrenmişti. Ben ise beklemeyi O sadık olmamıştı; sadece sabırlıydı.

O gece bir çiçekçi dükkânının önünden geçercesine sessizce eşyalarımı topladım. O kalmak istedi. Ben ise gürültüsüz, ne bağırarak ne de yalvararak çıktım kapıdan. Antalyaya giden bir otobüste gider gibi, alabildiğine huzurlu hissettimartık kurtaracak bir şey kalmadığında gelen huzur Eşyadan, anlamsız anılardan hiçbir şey götürmedim. Sadece gururumu aldım yanıma.

Şimdi bir kadın, Benim için değişti, dediğinde bu rüya gibi hikâyemi hatırlıyorum. İnsanlar belki bir süre kendini tutabilir. Belki yıllarca iyi görünebilirler. Ama kökü çürümüşse, eninde sonunda her şey yine devrilir.

Rate article
Lifequest
Biliyorum, birçok erkek bu düşüncemi paylaşmayacak, ama yaşadığım onca şeyden sonra artık ‘kesin dönüşüm’ kavramına inanmıyorum.