Ben bizim kalabalık ailenin en büyük ablasıydım. Herkesin karnını ben doyururdum, ilgilenirdim, minicik kardeşlerimi anaokuluna ve okula götürürdüm. Annem babam bana hiç sormadı, ister miyim istemez miyim diye, Sen büyüksün, bu iş sende deyip dayadılar sorumluluğu.
Doğru düzgün hiç arkadaşım olmadı, çünkü görüşecek zamanım yoktu. Yaşıtlarım bana dalga geçer, Sen çocukların altını temizlemekten başka bir şey bilmezsin derlerdi. Çok koyuyordu bu sözler bana, sessiz sessiz ağlardım. Babam bunu görüp üstüne bir de kemerle döverdi. Aklındaki saçmalıkları döküyorum derdi güya.
Çocukluğum olmadı sayılır. 9. sınıfı bitirdiğimde mahalledeki meslek lisesine yazıldım. Onu da ailem seçti bana, Aşçı ol, hepimiz doyarız sonra deyip karar vermişlerdi.
Üç yıl sonra bir kafede iş buldum. Babam zorla oradan yemek çalmamı istedi, yüz vermedim. Annem bencil diyerek suçladı, Herkes senin yüzünden aç kaldı dedi. İlk maaşımı da elimden çekip aldılar. İkinci maaşı aldığım gün çantamı topladım, ilk otobüse bindim, nereye gittiğim de umurumda değildi. Yeter ki bu cehennemden uzaklaşayım diye düşündüm. Biliyordum, kalırsam hayatımı kendi ellerimle mahvedecektim.
Evet zordu ama ailemin kölesi gibi yaşayacağıma bunu göze aldım, ne olursa olsun kendi yolumu çizmek istiyordum. Yerleri sildim, süpürdüm, en sonunda bulaşıkçı oldum, ondan sonra anca mutfağa girebildim.
Maaşım katlanınca bile birikim yapmaya devam ettim. Bütün paramı kumbaraya attım. Hayalim kendi evim olsun, içinde sadece ben olayım, kendi düzenimi kurayım istedim. O süreçte yaşlı babaannemin yanında kaldım. O da benden küçük bir ücret isterdi, ben de ona ev işlerinde yardım ederdim. O yaşlı kadın bana aileden çok aile oldu. Ne zaman işten dönsem elinde ıhlamuruyla, kekleriyle beni beklerdi. O anlarda dünyada en mutlu insan bendim.
Sonra bir gün, eşimle tanıştım. Ne düğün yaptık, ne davul zurna, nikaha gidip imzaları attık sadece. Sonra da onun ailesinin evine taşındım. Aylar geçti, önce bir kızım oldu, ardından bir oğlum.
Bir süre sonra rüyalarımda hep annemleri gördüm. Eşimle konuştum, karar verdik, onları görmeye gidelim dedik. Poşet poşet hediyeler aldım, güzel bir karşılama umuduyla kendimi hazırladım. Ama beni görür görmez laf edip hakaret ettiler, bağırıp çağırdılar. Kardeşlerimin biri içkiye düştü, ablam da yolunu şaşırmış.
Annemle babam, yanımda çocuklarım var mı umrunda bile olmadı, torunlarına bakmadılar bile. Suratımıza kapıyı çarptılar. Belki bana ufak hesap diyeceksin ama, vallahi sırtımı dönüp çıktım. Getirdiğim hediyeleri de aldım, otellere dağıttım. Vefatlarına bile gitmem, vallahi.




