Eve Neşeli Bir Sibirya Kurdu Getirmeyi Hayal Etmiştik, Fakat Yanımıza Herkesin Uzak Durduğu Bir Köpek Aldık: Barınakta Kalbimizi Parçalayan O Tek An

Neşeli bir Sibirya kurduna kavuşmayı bekliyorduk; ama eve, herkesin yüz çevirdiği bir köpekle döndük. Barınaktaki tek bir an, içimizi parçaladı.

Dün, İstanbuldaki hayvan barınağına gittik. Planımız, sahipleneceğimiz Sibirya kurduyla tanışmaktı; ama hayat bambaşka bir sürpriz hazırlamıştı.

Cam bölmenin arkasında, sessiz bir kafeste bir köpek oturuyordu. Güçlü, iri yapılı, duman rengi tüyleri ve göğsünde bembeyaz bir leke; boynunda ise kırmızı bir tasma vardı. Pitbull cinsi olduğu belliydi. Oturuşu, hayatta gördüğüm en hüzünlü hali anlatıyordu. Pitbulllar ülkemizde de çoğunlukla tehlikeli ve saldırgan sanılır, oysa gerçekte sahiplerine sadık, duyarlı ve insan canlısı köpeklerdir.

Ama onun bakışlarında bunların hiçbiri yoktu.

Sırtını duvara dayamış, başını önüne eğmişti. Bakışlarında, kimsenin anlamadığı, kimsenin önemsemediği o kadar uzun zamanın ağırlığı vardı ki Sanki umudu unutmuş gibiydi.

Ne havladı, ne yerinde zıpladı.

Sadece sessizlik kaldı.

Herkesin, tanımadan suçladığı, gözlerinden önce yargılandığı duman grisi bir pitbull

Yanımıza yaklaşan gönüllü genç bir kadın fısıltıyla konuştu:

Uzun zamandır burada. O kadar iyi huylu, o kadar yumuşak ki. Ama kimse pitbull olduğu için yakınına bile yaklaşmıyor. Kafesindeyken hep içine kapanıyor.

İşte, o kadarı bile yetmişti.

O sessiz direnç.
O yanlış anlaşılan güç.

Kırılmış değildi sadece derin bir yorgunluk çökmüştü üstüne.

Yanımda duran eşim Elife baktım, o da bana. Hiç kelimeye gerek kalmadı. Hayatta bazı kararlar akılla verilmez; adalet tam kalbinde hissedilince, insan gönlünü dinler.

Onu biz alacağız, dedim.

Eve dönüş yolumuz sessiz geçti.

Sevinç çığlıkları yoktu.
Ne kuyruk salladı, ne gözlerinde heyecan.

Arka koltukta, kendi gövdesinin içine büzülüp yatmaya çalıştı. Bazen en ufak seste ürperdi. Ama arada kafasını kaldırıp, yüzüne vuran güneş ışığını hissetmeye çalışıyordu sanki kendine ısının ve güvende olmanın hâlâ mümkün olduğunu hatırlatıyordu.

O gece, yeni evinde artık ömür boyu yuvası olan evinde odanın köşesine kıvrıldı ve derin bir uykuya daldı. Öyle bir uyku ki, ancak kalp yeniden güven duymaya başladığında gelir.

Bir duman rengi pitbull.
Yanlış anlaşılmış tek bir ruh.
Ve önünde, yeni başlayacak sevgi dolu bir ömür.

Hoş geldin evine, cesur oğlum.
Artık güvendesin.
Çok kıymetlisin.
Ve bir daha, asla yalnız olmayacaksın. Gecenin sessizliğinde, onun hafif nefes alışlarını dinlerken, içimde tarif edemediğim bir huzur büyüdü. Belki kimse anlamayacaktı, belki mahalledeki bazı komşular bakmaya bile cesaret edemeyecekti. Ama bizim evimiz artık; korkunun değil, ikinci şansların hikâyesi olacaktı.

Sabah, ilk defa yavaşça yanıma gelip başını dizime koyduğundagözlerinde minnet, ürkek bir parıltı ve yepyeni bir başlangıcın kırılgan umudu vardı. O anda anladım ki, bazen dünyayı değiştirmeye bir pitbullun sessizce başını dizine koyması yeter.

Ve evimizin duvarlarına yayılan bu sevgi, tüm ön yargıların ötesinde, yepyeni bir yaşamın tohumlarıydı.

Belki dışarıdaki hayata meydan okuyamayız. Ama bu evde, artık kendi masalımızı yazıyoruz. Cesaret, hüzünlü gözlerdeki ışıltıda, sevgi ise ikinci bir şansın sessiz sıcaklığında saklı.

Bazı kalpler, sadece sevilmeye ihtiyacı olduğu için asla kırılmaz. Hangi gövdenin içinde attığının önemi yok.

Bizimki artık üç kişilik bir aileve dünya o sabah, biraz daha insancıl bir yer oldu.

Rate article
Lifequest
Eve Neşeli Bir Sibirya Kurdu Getirmeyi Hayal Etmiştik, Fakat Yanımıza Herkesin Uzak Durduğu Bir Köpek Aldık: Barınakta Kalbimizi Parçalayan O Tek An