Buradaki hanımefendi yalnız, kimin olduğunu biliyorsun. O yüzden sessizce yürü ve beni daha az gör.

Nedense çocukluğumdan beri hayatımda hep kayınvalide-gelin ilişkilerinin örnekleri var oldu. Sanki kaderimmiş gibi

İlk olarak anneannemle büyükannemin arasında yaşanan savaşlara şahit oldum. Annem ve babam beni okul öncesi dönemde anneanneme bırakırlardı; orası benim için adeta bir arenaydı. Anneannemin evinde iki farklı insan yaşıyor gibiydi. Biri, bana sevgiyle bakan, ikramlar uzatan, masallar anlatan, birlikte resim çizen iyilik perisiydi. Diğeri ise, hasta yatağına mahkûm büyükannesine öfkeyle bağıran, başına gelen bu dertten şikayet eden ve bir keresinde Sen ne zaman öleceksin? diye haykıran karanlık bir insandı.

Büyükannem vefat ettikten sonra, kiradan çıkıp anneannemin yanına taşındık ve yeni bir çekişme başladı: annem ile anneannem arasında. Kavganın sesi bazen komşuları bile rahatsız eder, gelip bizi uyarırlardı. Ama evde sessizlik asla uzun sürmezdi.

Liseyi bitirmek üzereyken anneannemi toprağa verdik. Annem, alışılmış yas tutma ritüellerinin hiçbirini uygulamadı. Dokuzuncu günde, anneannemin tüm eşyalarını ayrım gözetmeksizin poşetlere doldurup çöpe taşıdı. Babam işten gelince annemin ölü annesine olan bu tavrına şok oldu. O akşam başlayan tartışma, onların boşanmalarının başlangıç noktasıydı. Altı ay sonra babam evimizi terk etti

Eşim Yusuf’la sade bir nikah yaptık, maddi durumumuz yerinde olmadığı için ev bile kiralayamadık. Düğünden önce bile anladım ki, onun annesiyle yaşayacaktık. Gözümde geçmişte tanık olduğum skandallar canlandı; kaynanamla uyumlu geçinmeyi, en azından kötü sahneler yaşanmamasını, birbirimizin hayatından çalmamayı hedefledim.

Kendimi böyle bir iletişime hazırladım ve neredeyse bir yıl boyunca sabırla kayınvalidemin iğneleyici sözlerine, temizlikten yemeğe yaptığım her işte eleştirilerine cevap vermedim. Sözcüklerinde taşkınca bir dile rastlamasak da ince alaycılığıyla bana acemiliğimi hissettirip kendisinin evin kraliçesi olduğunu göstermekte ustaydı.

Bir gün aldığıma bir dersin ardından artık açık konuşmaya karar verdim. Bir pasta aldım, eşimden bize biraz zaman ayırmasını rica ettim ve ailemizdeki kadın ilişkilerini kayınvalideme anlattım. Sonra ona dedim ki, Aynı kavgaların tekrarını yaşamayalım, yeni bir sayfa açıp en azından iyi bir komşu gibi konuşmaya çalışalım.

Kayınvalidem, sözümü kesti, pastayı iterek, Bu evde tek hanım var, o da kim olduğunu biliyorsun, dedi. Ben nasıl istersem öyle konuşurum. En iyisi hiç konuşmaman. Yani sessizce geç, seni bir daha görmeyeyim!

Eşim içeri girdiğinde bana umutla bakmıştı, ben ise başımı olumsuz anlamda salladım. Kayınvalidem hemen odasından çıkıp, Ee komşu, kocana akşam yemeği hazır mı? diye! Ben de, Bana böyle davranırsan, yaşlandığında kimse sana yemek getirmez, deyince ortalık karıştı. Eşim araya girmeye çalıştı fakat ben bir yılın sonunda patladım

Aileyi ayakta tutmak için zorlu ekonomik şartlara rağmen kiralık bir eve taşındık. Zamanla toparlandık, kredi çekip ev aldık. O sürede kayınvalidem ağır hastalandı, sürekli bakım gerektiriyordu. Küçüklüğümde gördüğüm örnekler aklıma gelince, bakıcı olmayı kesinlikle reddettim.

Eşime, annesiyle kalacak ve evi miras alacak bir aile bulmasını önerdim, gönülsüz olsa da kabul etti. Aylarca denedik. Hiçbir bakıcı kayınvalidemle iki haftadan fazla geçinemedi; sürekli paralarını ve emeklerini bırakıp ayrıldılar. Sonunda iki ay dayanan bir çift çıktı. Onlarla sözleşme yaptık; miras hakkı ve bakım şartlarını yazılı olarak belirledik.

Şimdi düşünüyorum da, ilişkimizin suçlusu ben değildim. Zira apartman dairesine talip olan hiç olmadı

Kendi hayatımdan öğrendiğim ders şu: İyi niyet bazen yeterli olmuyor; önemli olan karşılıklı anlayış ve sabır. Her ailede huzur öğrenilen bir şey; zorlamayla değil, gönüllü olarak yaşanıyor.

Rate article
Lifequest
Buradaki hanımefendi yalnız, kimin olduğunu biliyorsun. O yüzden sessizce yürü ve beni daha az gör.