Bugün içimi dökmek istiyorum; yaşadıklarıma hâlâ anlam vermekte zorlanıyorum. Hatice’yi ilk kez ortak arkadaşlarımızın düzenlediği bir davette gördüm. Onunla karşılaştığım o an, kalbim tarifsiz bir heyecanla doldu. İçimde ona karşı durdurulamaz bir sevgi oluştu. İlişkimiz oldukça hızlı ilerledi fakat babam hâlâ endişeliydi. Bana özellikle dikkatli olmamı, Haticenin duygularının samimi olmayabilme ihtimalini ve belki de sadece maddi çıkar peşinde olabileceğini söyledi. Biraz sinirlenmiş olsam da babama bu fikrinin yanlış olduğunu belirttim, çünkü ona henüz ailemin mal varlığından hiç bahsetmemiştim. Yine de babam, bu gerçeği olabildiğince uzun süre saklamamı ve Haticenin duygularının gerçekliğini sorgulamamı tavsiye etti.
Babamın sözleri aklımdan günlerce çıkmadı; uzun uzun düşündüm ve sonuç olarak bu durumu bir deney olarak görmeye karar verdim. Kayıp verecek hiçbir şeyim yoktu, belki de eşimin sevgisinin gerçekliğinden emin olabilirdim. Ardından, Hatice ile sade bir düğün yapmaya karar verdik ve ailemizin çeşitli evlerinden en mütevazı olanını seçip oraya taşındık. Bilerek en gösterişsiz olanı tercih ettim, büyükannemden miras kalmış gibi gösterdim. Altı ay boyunca günübirlik sıradan bir hayat yaşadık. Ben işe gidip ortalama bir maaşla geçinmeye çalıştım, Hatice ise ay sonunu getirebilmek için bütçeyi dikkatle yönetiyordu.
Altı ay sonra, artık gerçeği açıklama vaktinin geldiğine karar verdim. Bir demet çiçek aldım ve uzun zamandır içimde tuttuğum gerçekleri paylaşmaya hazırlanarak eve geldim. Fakat, eve girdiğimde Hatice’yi bavul hazırlarken gördüm. Bana dönüp şöyle dedi: “Canım, arkadaşlarım bana önce senin varlığını anlattılar; bu nedenle seninle olmayı kabul ettim. Ama anladım ki sen aslında bir fukaradan ibaretsin. Böyle bir hayatı kabul edemem, o yüzden daha zengin bir adamla gidiyorum.” Bu sözleri işittiğimde adeta donakaldım, şaşkınlığımı gizleyemedim. Soğukkanlı bir şekilde cevap verdim: “Arkadaşların haklıymış, seni sadece test etmek istedim ve gördüm ki niyetlerin hep para üzerineymiş. Babam da haklıydı.” Hatice sonradan defalarca af diledi, ama kararımda asla geri adım atmadım; onunla bir daha barışmadım.
Hayat bazen insana öyle dersler veriyor ki, insan neye inanacağını şaşırıyor. Her şeyi samimiyetle yaşadığım halde, gördüklerim, bana güven duygusunun ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gösterdi.




