“Bir Sürü Defterim Var!” – Oğlumuzun Öğretmenini Okula Nasıl Götürdük

Birkaç yıl önce yeni bir mahalleye taşındık. Bundan önce oğlum eski semtteki okula giderdi. O kadar uzak yol yapıyordu ki, bu durum iyice sıkıntı olmaya başladı ve en iyisi eve yakın bir okul bulmak diye düşündük.

Evimizin yaklaşık bir buçuk kilometre uzağında bir okul bulduk. Evden çalıştığım için oğlumu okula bırakıp alabiliyordum. Yeni okul oldukça modern bir yerdi, sürekli çeşitli etkinlikler düzenleniyordu. Öğretmenler de gayet samimi ve ilgililerdi, toplantılarda tanışma fırsatım oldu. En çok da oğlumun sınıf öğretmeni olan Elif Hanım’dan hoşlandım; Türkçe derslerine giriyordu.

İlerleyen süreçte öğrendik ki Elif Hanım da bizim yan apartmanda oturuyormuş. Oğlum okulu değiştirince onu kimi zaman parkta, kimi zaman pazarda veya markette tesadüfen görmeye başladık. Bir sabah evden çıkarken tam karşıma Elif Hanım geldi. Hava erkendi, okul yoluna düşmüş belli ki. Gönül borcu gibi oldu, okula gitmesinin kolay olması için onu arabayla bıraktım.

Elif Hanım, buyurun Arda da okula gidiyor, beraber geçelim dedim.

O da kabul etti. Benim için herhangi bir zorluk yoktu. Okula gittik, Elif Hanım teşekkür etti ve içeri girdi. Arda, öğretmenini işe arabayla bırakmamızdan dolayı biraz mahcup oldu. Öğretmenlerle tanıdık olmak kötü bir şey mi?

Bu tesadüf birkaç kez daha tekrarlandı ve Elif Hanım’ı arabayla okula bırakmaya devam ettim. Sonradan bunun bir alışkanlığa döndüğünü fark ettim.

Nisan ayında iki üç kere daha denk gelip arabayla bırakmıştım ki bir sabah bir SMS aldım.

Günaydın. Bugün okula gidiyor musunuz?

Gönderen Elif Hanımdı. Ben de gideceğimizi söyledim. Camdan bakınca Elif Hanımın çoktan arabanın yanında beklediğini gördüm. Oğlum böyle bir gelişmeye hazırlıksızdı. Hatta ben bile şaşırmıştım. Evden çıkıp arabaya yürüdüm.

Bugün arabayla gidecek olmama çok sevindim. Üç paket defter taşımam gerekiyor, çok ağır ve taşıması zor oldu dedi.

Hayır, hayır. Reddetmek aklımdan bile geçmedi. Fakat bu iş böyle sürüp gitmeyecekti, bir karar almak gerektiğine kanaat getirdim. Çünkü öğretmen olmasına rağmen biraz fazlaca rahat davranıyordu. Ben de şöyle bir öneride bulundum:

Elif Hanım, isterseniz yarın aynı saatte buluşalım, kimse kimseyi beklemesin. Biz sizi arabayla okula bırakırız.

Bu teklifi nezaketen reddeder diye umdum.

Aman ne güzel! Demek ki her gün yirmi dakika fazla uyuyacağım! O halde her sabah saat 8de yanınızda olacağım!

İşin rengi değişti… Oğlum bana pek hoşnutsuz bakmaya başladı, memnun olmadığı belliydi. Şimdi bu durumu nasıl çözeceğimi düşünüyorum. Sanırım tekrar kırtasiye ofisinde çalışmaya başlayacağım. Çünkü bir öğretmeni neden reddedeceğime dair iyi bir mazeretim yok…

Rate article
Lifequest
“Bir Sürü Defterim Var!” – Oğlumuzun Öğretmenini Okula Nasıl Götürdük