Benimle aynı yaşta, 60 yaşında olan arkadaşımla beraber yaşamaya karar verdik ve diğer dairemizi kiraya vermeye başladık.

Bütün detayları enine boyuna konuşup birlikte yaşamaya karar vermiştik. Neden olmasın ki? Fikrimizde ne kadar çok avantaj olduğunu düşündük bir zamanlar:

İkimiz de yalnızdık. Altmış yaşından sonra yeni bir bey bulmak o kadar da kolay değil zaten, şansın yaver giderse ev meselesini de bir şekilde çözersin diye düşündük. Çocuklar ve torunlar başka şehirlerdeydi, akrabalar da durumdan memnundu; ne de olsa iki anneanne can sıkıntısından uzak olacaktı. Gençliğimizde aynı evde kiracı olarak yaşamıştık, o zaman çocuğum bile küçüktü. Karakterlerimiz zordu ama bir şekilde anlaşmıştık, bu yüzden canımız sıkılmaz diye düşündük. Temizliği beraber yapar, yemekleri birlikte pişirir, evde gereğinden fazla vakit öldürmemek için kültürel programlar bile ayarlardık.

Maddi bakımdan da iyi olacaktı. Masrafları paylaşacaktık, kiraya verdiğimiz evden gelen gelirle de rahat ederiz dedik; üstelik kazancımız da artacaktı! Sağlık konusunda da rahat olacaktık, biri hastalansa diğeri yanında olurdu, başında beklerdi.

Kısacası, birlikte yaşamayı adeta nimet olarak görmüştük!

Ama hayat başka türlü çıktı karşımıza.

İlk anlaşmazlığımız hangi evde yaşayacağımız konusunda çıktı. Her birimiz kendi evinde kalmak istiyordu, her birimiz kendi gerekçemizde inat ediyorduk. Ben taşınmaya razıydım ama sırf arkadaşım sürekli taviz verdiğimi düşünmesin diye tartıştım.

İkinci pürüz ise eşya meselesiydi. Arkadaşımın evine taşınmayı kabul edince eşyalarımı toplamaya başladım, fakat bana söylenmeye başladı: “Çok fazla eşyan var!” Eşyaları nereye sığdıracağımızı bilemedik, tümünü bırakmaya da cesaret edemedim, kiracının kim olacağı belli değil ki.

En sonunda bir garaj kiraladık, tabakları çanakları ve ev eşyalarını oraya yerleştirdik. Hemen arkadan uygun kiracı da bulduk ve eğlence(!) başladı. Önceleri kendimi misafir gibi hissettim, arkadaşımın da benim üzerimde baskısı olduğunu düşündüm. Sonra biraz gevşettim.

Birlikte yaşamak sandığımız kadar kolay değildi. Eşitlik yoktu. O deterjanları bir yere koymak isterdi, ben başka yere. Hep onun düzenine uymam gerekiyordu çünkü evin hanımıydı.

Yiyecek konusunda da anlaşamadık. O ne severse ona razı oldum; zamanla kendi damak tadımı unuttum gitti. Bir de malum, ben uykuma çok düşkün biriyimdir, ama arkadaşım televizyonda dizi izlemeden uyuyamaz. Ben seslerden rahatsız olurum, kulak tıkacı bile pek işe yaramıyordu.

Dezavantajlar avantajları arka plana atmaya başladı. Alttan almaya çalıştık, orta yol aradık. Sonra bir gün baktım, arkadaşım bana sinir olmaya başlamış. Ona göre kurallarına uyuyordum ama yine de huzursuzdu.

Bir süre konuşmadı benimle. Günler geçti, derken haftalar Sürekli neyi yanlış yaptığımı düşündüm. Sonra dayanamadım, karşısında ağladım. O da gözyaşlarını tutamadı ve neden bu kadar gergin olduğunu bilmediğini itiraf etti. O anda anladım ki; her insan kendi evi ve kendi kurallarında yaşamalı. Görüşmek daha çok mutlu ediyordu, birlikte oturmak değil.

Evi kiracıdan geri aldık, kira sözleşmesini feshettik. O günden sonra arkadaşlığımız yeniden eski tadına kavuştu.

Rate article
Lifequest
Benimle aynı yaşta, 60 yaşında olan arkadaşımla beraber yaşamaya karar verdik ve diğer dairemizi kiraya vermeye başladık.