Eşi basit bir yemek pişiriyor, fakat kocası börek ve lahana sarması istiyor: “Sen doğum izindesin, bolca vaktin var!”

Evliliğimizin ilk yıllarında her şey gayet düzgündü; her konuda anlaşıyorduk diye yazıyorum bugünkü günlüğüme, ben, 28 yaşında Ahmet. Eşim Elifle birlikte çok çalıştık, birikim yaptık, İstanbulda bir daire almak için kredi başvurusu yapacak kadar para topladık. Yemek açısından hiç sıkıntımız olmadı. Ne pişirildiyse, ben hep yedim! Elif fazla düşünmeden hızlıca bir düdüklü tencere aldı, çabuk ve pratik yemekler hazırladı çorbalar, pilavlar, yahni. Ne şikayet ettim ne de talepkar oldum. Bazen, hayal kurar gibi, Şöyle özene bezene yapılan bir yemek olsa ne güzel olurdu derdim sadece.

Ne demek özene bezene derseniz, mesela kıymalı börek, mantı, ya da zeytinyağlı sarma gibi… Elifin elinin hamuruyla uğraşmasını istediğim şeyler hep birkaç aşamalı, önce içi hazırlanacak, sonra hamur yapılacak, o hamur açılacak, dolgusu olacak, haşlanacak, dinlenecek Özetle, bir gün ya da iki gün mutfakta vakit geçirmeyi gerektiren işler! Üstelik dışarıdan hazır alınan hiçbir şeyi beğenmiyorum; evde yapılmalı, el emeği olmalı…

Bu taleplerim ne zaman başladı? Tam olarak, Elif doğum iznine çıktıktan yaklaşık iki yıl sonra… Açıkçası, ben mutfak işlerini çok sevdiği için değil, evde zaman varken neden daha özenli yemekler yapılmasın diye düşünüyorum. Elif ise, Ben sevmiyorum, ama yine de her gün yemek yapıyorum! diyor. Ben bütün gün ofiste çalışıyorum, akşam eve geldiğimde sofrada sıcak yemek hep var, kolay kolay makarna ya da sosis koymaz. Yine de basit yemekler: patatesli yemekler, tavuk, çorba, salata. Yine de zaman zaman Elife sitem ediyorum: Evde tüm gün oturuyorsun, neden mantı, börek, ya da lahana sarması yapmıyorsun? diyorum. Farkındayım, doğum izninde olmak sanıldığı kadar rahat değil; çocuğa bakmak, evi toparlamak derken gün geçiyor. Ama Elifin söylediğine göre, kızımız meleğim, altın gibi bir çocuk; mutfağa bir sandalye çekip yanına koyduğunda, bir parça hamur veriyor, çocuk saatlerce kendi halinde oynuyor. Ona şiirler okuyor, şarkılar söylüyorlar. Yani çocuk Elifi zorlamıyor. Elifin esas sorunu, mutfakta uzun zaman geçirmek istememesi. Kendi diyeti var, az et yiyor ve unlu mamulleri hayatından çıkardı. Yani mantı ya da börek yapacağım, ben yemeyeceğim, kız da yemeyecek, sadece Ahmet için mi uğraşacağım? Fazla mı bencilim?

İçten içe, evimizde huzur var. Akşamları eve koşa koşa geliyorum, gecikmem, yılda bir defa işler dolayısıyla etkinliğe gidersem de kısa sürede dönerim. Kızıma yardım ediyorum, istekli olarak onunla oynuyorum, yıkıyorum, dolaştırıyorum.

Ama son zamanlarda Elife sık sık turşu, börek gibi özenli yemekler istemeye başladım. Geçen hafta ciddi bir tartışmaya döndü, birkaç gün konuşmadık.

Benim derdim şu: Elif, bir yumurtayla hamur yapıp, kıymalı bir iç hazırlayıp, bir düzine börek ya da mantı yapmak çok zor diyor. Kırılıyor; Sen sadece kolay yemekler yapıyorsun, bana özel bir sürpriz yok, özen yok, sıradan pişiriyorsun diyorum ama derdimi anlatamıyorum.

Elifin tepkisi: İlk önce eti haşla, hamur yoğur, sonra börek aç, içle doldur Ben bunları zaten yemem, kendime ve kızımıza başka bir yemek yapmak zorundayım!

Elife göre günümüz dünyasında kimse artık el açması börek, mantı, zeytinyağlı sarma yapmıyor. Belki yılda bir, bayramda hava atmak için Gençler de masa başında saatlerce uğraşmıyor. Günlük hayatta o kadar zahmete girmiyor kimse. Eğer illa börek istiyorsan dışarıdan sipariş verebilirsin; ama kolay değil, asgari ücretle çalışan bir kadın, bir de kredi borcu varken Her gün lüks yemeksiz, gerçekçi değil.

Ben de Elifi, kendi babaannemin örneğiyle ikna etmeye çalışıyorum; Babaannemin mutfağında hep börek, poğaça kokusu olurdu, hem çalışır hem de dört çocukla hepsini becerirdi.

Elif hemen tepki veriyor: O eski kadınlar, akşamları çok işleri olmadığından mutfakta vakit geçirirdi. Ne televizyon vardı ne internet. Kendilerine iş edinmişler. Çamaşır, börek, mantı Bence çocukla vakit geçirmek, yürüyüşe çıkmak daha güzel! Üç saat ocakta dans etmektense

Geçenlerde Elif, kayınvalidesini aradı; Elif, bir erkeğin kalbine giden yol mideden geçer, dedi kayınvalidesi. Bir börek ya da mantı yapmak zor değil, yeter ki iste. Meğer ben de anneme dert yanmışım.

Elif ise Kendi yemediğim lahana sarmasını neden yapayım? Hemen bir sürü ses, başlar dedikodu erkekler de yemek yapabilir!

Bence, bir adam mutfağında her zaman sıcak yemek buluyorsa, her gün çeşit çeşit yemeği talep etmesi biraz abartı. Ne yiyorsan onu kabul et, böyle detaylı şeyler istiyorsan, kendi başına yapmayı da bilmelisin. Gerçekten canın çekiyorsa, bir gün bir araya gelip birlikte mantı yapabiliriz, ama her gün değil…

Bugün içtenlikle şunu öğrendim: Mutlu evlilik sadece mutfakta değil, anlayışta ve paylaşımda gizli. Belki arada ben de Elife yardım etmeli, bazen mutfağa birlikte girmeli, bazen onun ihtiyaçlarını daha iyi anlamalıyım. Birbirimizi olduğu gibi kabul ettiğimizde, soframız daha bereketli oluyor.

Rate article
Lifequest
Eşi basit bir yemek pişiriyor, fakat kocası börek ve lahana sarması istiyor: “Sen doğum izindesin, bolca vaktin var!”