Neden boşanmak istediğine karar verdin? diye sordu kayınvalidesi, sanki buna hakkı varmış gibi. Elif, asla eşinin ailesiyle birlikte oturmak istememişti. Fakat onu buna kocası ikna etmişti. Annesinin oğlundan bir türlü ayrılmak istemediğini söylemişti. Tam otuz dört yaşında bir adam! Elifin de ona acıması tutmuştu.
Hayata bakış açılarımız farklı. Olur böyle şeyler. İlk ya da son biz değiliz, dedi Elif, aslında açıkça konuşmak istese de.
Asıl sebep neydi? Kayınvalidesi, kayınbiraderi Emiri her gün görüntülü arıyor, Elifin eve ne kadar uyum sağladığını kontrol ediyordu. Bu, kayınvalidesi eve gelemediği günlerde oluyordu. Düğünleri günü ise genç çifti tebrik ederken şunları söylemişti:
Oğlum sonunda evlendiği için çok mutluyum. Tabii, daha iyi bir gelin de bulabilirdi. Ama olan oldu işte. Alınma, gelin kızım.
Belki Elif o an gitmeliydi. Kayınvalidesi uzun zamandır Elifin Emiri terk etmesini istiyor ve bunun için elinden geleni yapıyordu. Ama Emir, karısını hiç korumaya çalışmadı. Bir gün Emirle araba ile kayınvalidesinin evinin önünden geçerken, kayınvalidesi Elifi kapıdan içeri almak istememişti. Oğlumla baş başa konuşmam lazım, demişti ve Elif bir saat boyunca dışarıda beklemek zorunda kalmıştı.
Neden hemen gitmedi? Elif bunu şimdi bile bilmiyordu. Ama artık gitmeye kararlıydı. Benimle uğraşma artık, dedi Elif. Farklı düşünüyoruz. Bunu filmlerde bırak. Hadi bakalım, oğlumda neyi beğenmedin söyle. Kabul ediyorum, seni Emirin yanında görmek ister miydim, hayır. Ama durum böyle ilerledi. Şimdi seni kolay kolay bırakamam. Hadi, söyle bana derdini.
Elif alaycı bir gülümsemeyle baktı. Onun iznine ihtiyacı yoktu. Zaten bu evde sadece eşi için kalmıştı. Boşanmasının tek bir sebebi vardı: kayınvalidesi.
Gidiyorum, dedi Elif sakin bir sesle.
İzin vermiyorum! diye bağırdı kayınvalidesi.
Umurumda değil. Benim için hiçbir şey ifade etmiyorsun, diye karşılık verdi Elif.
Yüzüğün yarı parasını bana geri ver, diye bağırdı kayınvalidesi.
Ne dediniz? dedi Elif.
Evet, oğlumun sana aldığı yüzüğün bedelinin yarısını istiyorum.
Elif kahkaha attı.
Demek konuşacak tek şeyiniz yüzük. Çünkü oğlunuzun hayatı boyunca almayı başardığı tek şey bu galiba. Alın sizin olsun! Bana lazım değil, dedi Elif.
Böylece yolları ayrıldı. Elif kendine Nasıl oldu da böyle bir adamla, Emirle evlenmeyi kabul ettim? diye soruyordu. Kayınvalidesi zaten düğünden önce gerçek yüzünü göstermişti. Neden razı olmuştu, onu sadece Allah biliyordu.
Bir gün Elif’in iş arkadaşı İpek, Ben de evleniyorum, dedi.
Aa, kiminle? dedi Elif.
Şey, kusura bakma…
Yok artık! dedi Elif, hemen anlamıştı.
Emir ile. Senin eski kocan.
Şaka mı yapıyorsun? Ayrıldığımızı çok iyi biliyordun.
Biliyorum. Ama herkesin hikâyesi farklı. Emir çok düşünceli biri. Annesi de herkese yardımcı olmaya çalışıyor. Bazen fazla karışıyor ama olsun, dedi İpek.
Senin için sorun yoksa bana ne! Ben bittiğine sevindim, dedi Elif.
Ayrıca bak yüzüğü de gösterdi bana, dedi İpek. Emirin bana aldığı yüzük bu.
Elif ne göreceğini biliyordu. Aynı yüzüktü. Emir yeni bir yüzüğe bile para harcamamıştı. Hiç şaşırmadı.
Yüzükte de Birlikte sonsuza dek diye yazıyordu. Elif, Keşke o yazıyı silse, diye geçirdi içinden.
Hayatta insanı üzen bir ortamda kalmak için kendini zorlamanın faydası yoktu. Elif, sonunda kendi değerini anlamıştı: Kendi mutluluğunu ikinci plana atmak, kimsenin hatırı için değmezdi. Önemli olan, sonunda kalbinin sesini dinleyebilmekti.




