Ağabeyim ve eşi otoyolda seyir halindeyken, tuhaf bir kadın neredeyse arabalarının önüne atladı ve yardım istemedi. O gün hayatları sonsuza dek değişti

Eğer bana bu hikâye anlatılsaydı, başta kesinlikle inanmazdım. Ama işin tuhafı, bu olay abimin ve yengesinin başına geldi. Dedemin köydeki doğum günü kutlamasından dönerken yaşandı. Saat henüz erkendi, yedi civarıydı. Otobanda ilerlerken bir kadın yolun kenarında onları durdurmaya çalışıyordu, ellerini havada sallıyor. Yengem hemen, “Durma, tehlikeli olur,” dedi. Ama abim, tabii ki merakına yenik düştü, arabayı yavaşlattı. Kadının yüzü sanki çorap söküğü gibi, yara bere içinde.

Bir yandan ağlayıp, bir yandan anlatmaya çalıştı. Meğerse ailesiyle kaza geçirmişler, arabaları yoldan çıkıp dereye yuvarlanmış. Eşinin öldüğünü, ama çocuklarının hâlâ yaşadığını söyledi. “Ne olur, oğlumu kurtar,” diye yalvardı ve kazayı işaret etti. Abim arabadaki yengeme kadını yanında tutmasını söyleyip hızla kazanın olduğu yere gitti. Hakikaten, arabayı dere kenarında buldu. Gözünün gördüğüyle yetinmeyip hemen arabadan altı yaşında bir oğlan çocuğunu çıkardı.

Geri döndüğünde, kadın bir anda ortadan yok olmuştu. Yengeme nerede olduğunu sordu; “Kadın senin peşinden gitti,” deyip omuz silkti. Abim geri dönüp kadını bulmak için arabaya tekrar yaklaştığında, ön koltukta iki kişinin olduğunu fark etti: Bir adam aile reisi ve yanında karısı. İkisi de ölmüştü. Peki nasıl oluyor da yol kenarında onlardan yardım isteyen kadının ta kendisi, ölü bedeniyle oradaydı? Abimin anlattığına göre, bunu idrak ettiğinde ürpermiş. Küçük çocuk şimdi abimin ailesinde yaşıyor, öz evlatları gibi benimsediler. Abim hâlâ “Bize bir hayalet yol gösterdi,” deyip duruyor. Gerçekten hayatın, Türk filmi gibi bir sürprizi vardı o günHer şeyden sonra, dedemin köyüne bir sene boyunca herkesin yolu düştü. Ama abim, doğum gününden sonra her gece kapının önüne bir bardak su bırakmaya başladı; yengem de küçük çocuğun yatağının başucuna bir mendil koydu, annenin gözyaşlarını silsin diye. Bizler, bazen aileme bakınca, sıradan hayatlarımızda olağanüstü bir şeyin bıraktığı izleri görüyorduk. O küçük çocuk büyürken, her doğum gününde gökyüzünde bir kuş süzülürdü; köydeki herkes, abimin kararını hatırlardı, yardım etmek için durduğu o akşamı. Ve biz, o hayalet kadının hem kendi çocuğunu kurtarıp hem de bize insanlığımızı yeniden hatırlattığını unutmadık. Bazı hikâyeler anlatılmaz, yaşanır; bazen yolun kenarında, bazen bir çocuğun gülümsemesinde. Ve o gece, bizim hayatımıza bir mucize değdiister inan, ister inanma, bazı iyilikler kaybolmaz.

Rate article
Lifequest
Ağabeyim ve eşi otoyolda seyir halindeyken, tuhaf bir kadın neredeyse arabalarının önüne atladı ve yardım istemedi. O gün hayatları sonsuza dek değişti