Geçen ay sonunda nihayet bir torunum oldu. Sevinçten havalara uçuyordum, bir an önce bebeği görmeye gitmeyi iple çekiyordum. Ama ne yazık ki istenmiyoruz. Gelinim açıkça memnuniyetsizliğini gösteriyor. Hediyeler, oyuncaklar, paralar aldım götürdük; oğlumun eşi ise bizi her seferinde görünce tedirgin oluyor. Kız kardeşim de aynı şekilde davranıyor.
Kendimi çok kırılmış hissediyorum, sonuçta ben de onların gözünde bir babaanneyim. Gelinim bana ve kızıma karşı saygısız davrandı; halbuki Zeynep sadece bir iki hayat tecrübesini paylaşmak istemişti. Sonuçta Zeynepin üç çocuğu var, biliyor neler yaşanacak. Ama gelinim bana hediyelerin yarısını geri verdi. Sözüm ona, yeni doğmuş bir bebek peluş oyuncaklarla ne yapsınmış! Oysa büyüyecek, hepsi lazım olacak, neden öyle şey yaptı anlamıyorum.
Ziyarete gittiğimizde bize bir çay bile ikram edilmedi. Oğlum ise sessizce başını eğdi, belli ki evde söz hakkı yok. Eve dönerken gözyaşlarımı tutamadım, böyle karşılanacağımı hiç beklemezdim.
O günden beri torunumun sadece fotoğraflarını görüyorum, yanlarına gitmemize izin vermiyorlar. Çocuklarımı evime çağırıyorum, ama gelinim kesinlikle gelmek istemiyor. Oğlumdan en azından bebek arabasıyla parkta buluşmasını rica ettim, ama ona da izin çıkmadı. Gelinim oğlumu adım adım kontrol ediyor ve hiç yalnız kalmasına müsaade etmiyor.
Gelinim torunuma mama veriyor, emzirmemek için böyle bir yol seçmiş. Bizi göremeyecek olmasının sebebi sanırım, onu yargılamamızdan korkuyor. Ama benim umurumda bile değil! Yeter ki torunumu görebileyim, ona asla karışma niyetim yok, her anne kendi bildiği gibi büyütür çocuğunu.
Eskiden ilişkimiz çok iyiydi gelinimle, ailesiyle de öyleydik. Ama torunum doğduktan sonra sanki her şey değişti. Ona en ufak bir kırgınlık yapmadım, neden böyle oldu anlamıyorum. Arkadaşlarım da şaşırıyor, torunum var ama bir kez göremedim diye.
Annem evimizi benim adıma kaydettirmişti. Satıp parayı oğlumla kızıma eşit olarak paylaştırmayı düşünüyordum. Ama son yaşananlardan sonra eşim kesinlikle karşı çıktı. “Böyle nankör çocuklara ev vermektense, kiraya verelim daha iyi,” diyor. O da haklı sanırım, yaşlanınca başımızda kimse olmayacak belli, işte işler böyle…




