Elif ve Muratın evliliği uzun sürmedi aslında baştan beri yanlış bir birliktelikti. Üç yıl kadar evli kaldılar, bir kız çocukları oldu ve ardından boşandılar. Murat, gerçek bir baba gibi, hemen kızının geçimi için düzenli para göndermeye başladı. Eski eşiyle aralarında şöyle bir anlaşma yaptılar: Elif, ondan nafaka talep etmeyecek, ancak Murat her ay belirli bir tarihte belirli bir miktarı ödeyecekti. Bir süre her şey bu şekilde devam etti.
Bir gün Murat, posta kutusunda bir mektup buldu ve neye uğradığını şaşırdı. Mektupta eski eşinin, Muratın babalık hakkının kaldırılmasını talep ettiği yazıyordu. Nasıl yani?! Mektupta ayrıca Muratın değil, başka bir adamın kızın biyolojik babası olduğunu gösteren bir DNA testi de bulunuyordu. Eski eşi, birkaç yıldır resmi olarak evli olduğu bir adamdan çocuk yapmıştı. Demek ki Elif, iki yıl boyunca hem Muratla hem de öteki adamla birlikte olmuştu. Üstelik Murat, tam beş yıl boyunca düzenli olarak para göndermişti.
Elbette canı çok yanmış, gururu kırılmıştı. Fakat bir yandan da, harcadığı bütün parayı geri almak gerektiğini düşündü. Sonuçta o çocuk kendisinin değilmiş ve yıllarca boşu boşuna ödemeler yapmıştı.
Yasalarımıza göre, DNA ile çocuğun biyolojik babası olmadığını ispatlayan bir baba, ödediği nafakayı geri alma hakkına sahip. Şimdi Murat da mahkemeye başvurdu.
Ama bazen düşünüyorum, acaba yaptığım şey doğru mu? Bu yaşananlardan kendime kalan en büyük ders; insanın gerçekten güven duymadan, sırf yalnız kalmamak için bir hayatı paylaşmasının ve sorumluluk üstlenmesinin sonu çoğu zaman hüsran olabiliyormuş. Artık attığım her adımı iki kere düşünmem gerektiğini biliyorum.




