Kocumla ilgili gerçeği öğrendikten sonra zorlu bir seçimle karşı karşıya kaldım: Onu ihbar etmek mi, yoksa hiçbir şey olmamış gibi davranmak mı?

Bir rüyada bulduğumuzu sandığım o garip aşka ilk defa üniversite sıralarında rastladım. İkimiz de elimizde üç kuruş yoktu, hatta düğünde bile bir gelinçiçeği alamamıştık. Niye bilmiyorum, nişanlım bana Kadıköyün arka sokaklarından kopardığı papatyaları getirmişti, sanki başka alemlerden toplanmış çiçeklerdi. Onlara bakınca, gerçek ile hayalin arasındaki çizgi kayboluyordu.

Hamileydim ve yine de bir düğün yaptık. Nikâh salonundan çıktığımız o ani yağmurda, çiçekli gelinliğimle annemin Üsküdardaki evine sığındık. Okul bitene kadar annem her sabah bize menemen hazırladı, asla yalnız bırakmadı. O kadar tuhaf ve huzurlu bir hayatımız oldu ki, sabahları kocamla aynı anda gözlerimizi açıp uykulu uykulu oğlumuzun üstünü örtüyorduk. Eşim iş bulmak için ne yapsa kâr sayardı; Bostancıda hamallıktan tut, simit satmaya kadar her işi denedi.

Bir gün bir rüyadan fırlamış gibi, Maltepede küçük bir bakkal dükkânı açma fikri aklına düştü. İlk başta, rafta duran boyalı şekerleri saymak dışında pek iş yoktu ama sonra işler açıldı. Tuhaf bir şekilde ev de arabada sahibi olduk. Yoğurtlu börekler bile eksik olmadı soframızdan. Kocam, Evle ilgilen, işi bırak, dediğinde geceyle gündüz yer değiştiriyor gibi oldum; kabul ettim. Oğlumuz İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun oldu, babası da onu muhasebeci yaptı dükkânda.

Bir sabah kargaların sesiyle uyandım, oğlum içleri dökülen eski bir mektup gibi bir gerçeği önüme bıraktı: Kocamın bir ilişkisi varmış. Sanki rüyamda yürürken aniden dere kenarından aşağı yuvarlanmıştım. Önümde iki yol vardı; ya boşanacak, ya da hiçbir şey olmamış gibi davranacaktım. Sessizliği seçtim, bari rüyadaki su dalgası geçsin dedim kendi kendime. Belki bıkar, döner eskiye derken; kocam bir akşam bana geldi, kendi ağzıyla anlattı. Bir başka kadının hamile olduğunu söyledi. Boşanmak istemediğini, çünkü huzurlu yaşadığımızı söyledi. Başka bir evde o kadınla yaşayacak, bana ve oğluma maddi destek sağlayacaktı. Oğluma da ileride yardım edecekti.

Şimdi, evde rüzgâr esintisini dinlerken kendime yer bulamıyorum. O puslu, ilkbahar sabahındaki buluşmamızda elime tutuşturduğu karanlık ve beyaz papatya buketi hep gözümde beliriyor; uyanmak isteyip uyanamıyorum. Rüya bitmiyor.

Rate article
Lifequest
Kocumla ilgili gerçeği öğrendikten sonra zorlu bir seçimle karşı karşıya kaldım: Onu ihbar etmek mi, yoksa hiçbir şey olmamış gibi davranmak mı?