“Sen burada hiçsin, senin veletin de öyle!” – dedi kocasının kız kardeşi

Rüya, daha reşit olur olmaz, babasının ona 18. doğum gününde bulduğu damatla evlendi. Aile zaten zengin; başka ne ister insan mutlu olmak için, değil mi? Düğün dillere destan oldu, tüm köy oynadı, göbek attı. Yalnızca yeni evliler biraz mahcup, ortamdan kopuktu.

Rüya damadı sevmişti aslında, gerçi kendisini neredeyse hiç tanımıyordu. Ablasının talihi pek parlak değildi onu da, komşu köyden 40 yaşındaki bir adama verdiler. Herkes, Bu kız evde kalır derken, babası ona da zor bela bir eş buldu, üstüne bir de çeyiz söz verdi.

Yeni evliler, Ercan’ın evinde yaşamaya başladı. Ev küçük ama her şey kendilerine ait. Evin reisi, Bir torun vereceksiniz, o zaman büyütürüz evi, diyordu hep.

Kayınvalide pek dert etmedi gelini; elinden tutup, genç hanım olarak alışmasına yardımcı oldu. Fakat eltisi ise yeni akrabasına hiç mi hiç ısınmadı. Mevlüde ablalarıydı, ama hâlâ anne-babayla yaşıyordu. Babası onu da evlendirmişti ama damat, bir yıl sonra, kızcağızı bohçasıyla geri iade etti. Resmen yılan gibi biriydi. Ne evi çekip çevirirdi, ne de aileyi büyütmek isterdi. O yüzden öyle tek başına, miskinliğe vurmuştu.

Kadim adetlere göre, gelin ancak ilk oğlunu doğurduğunda evin gerçek hanımı olurmuş. O zamana kadar oturduğun yerde sesini çıkarma kuralı vardı. O yüzden her gelin, damat evine girer girmez şişkin karın hayaliyle yaşıyordu.

Rüya da aynı yoldan gitti. Kocaman bir karnı olana kadar, Mevlüde bütün pis ve ağır işleri ona kitledi. Halbuki evde işçi de vardı, ama elti Rüyayı aşağılamaya bayılıyordu.

Ercan, baba olacağını öğrenince mutluluktan parladı. Kayınpederler de mest, gelinleriyle gurur duyuyordu. Aynı gün inşaat malzemelerini alıp yeni evin temelini atmak için pazara koştular. Mevlüde kudurdu tabii. Artık ömür boyu kart bir kulübede, anne babasının hizmetinde çürüyeceğini anladı. Ona ne koca beklenir, ne yeni bir ev…

Aradan altı ay geçti. Rüya sabahın köründe, kapıyı yumruklayan bir sese uyandı. Mevlüde gelmişti.

Hâlâ mı yatıyorsun? Bütün işleri yaptın mı? Evde yaptım, ama eşim beni bahçeye çıkartmıyor. Yok daha neler, tembelliğe bahane hazır! Ne istiyorsun ki? Bana ne biçim konuşuyorsun öyle! Patronluk mu taslıyorsun? Unutma, doğurmadıkça bana söz geçiremezsin! Hayatta öyle bir derdim yok… Sen de çocuğun da burada bir hiçsiniz, anladın mı?

Mevlüde bildiğin delirmişti. Sağdan soldan ne bulduysa Rüyaya fırlatıp bağırmaya, ortalığı yaygaraya boğmaya başladı. Kayınpeder anında fırlayıp geldi, öfkeli kızını zorla dışarı çıkardı. Rüya karınını okşayıp kendini sakinleştirdi. Her şey güzel olacak. Kesin güzel olacak…

Rate article
Lifequest
“Sen burada hiçsin, senin veletin de öyle!” – dedi kocasının kız kardeşi