Sizce sabahın köründe gelen telefonlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Hem de öyle bir saatte ki, insanın aklı almıyor.
Geçenlerde, kocamın ablası saat beşte beni aramaya başladı. O saatte kocamın telefonu da susmadı, kız kardeşi üst üste çaldırıyordu. Gözümü zar zor araladım. İnsan böyle bir kabalığı hayatında görmemiştir.
Telefona cevap verdim, duyduklarıma inanamadım:
Hala mı uyuyorsun? Biz saat 11e kadar iş için çıkıyoruz. Çocuklara göz kulak olun, kapınızın önündeyiz!
Daha bir kelime demeye fırsat vermeden, suratıma telefonu kapattılar.
Kocamla birbirimize şaşkınlıkla bakakaldık. Bu saatte hangi yeğen, kapımızın önünde nasıl olurdu ki?
Kocam üstünü giyindi, hızlıca dışarı çıktı. Köpekler delirmiş gibi havlıyordu, demek gerçekten biri vardı.
Ve evet, aynen tahmin ettiğimiz gibi, üç yeğenimiz kapının önünde sıralanmıştı. Şok olmuştum, gerçekti.
Çocukları içeri aldık, anne babalarını aramaya başladık, başımıza ne geldiğini anlamak için. Aldığımız cevap ise şu oldu:
Yeğenlerinizi hiç sevmiyor musunuz? Ne para yardımınız var, ne de hediye… Bari biraz vakit geçirin onlarla! Bizim şimdi önemli işlerimiz var, siz de çocukların gözünde itibarınızı toparlarsınız.
Kocam da, ben de ağzımız açık kaldık. En küçüğü bir yaşında bile değil, yanlarına ne bir bez konmuş, ne mama.
Allahtan bizim şehirde 24 saat açık bir market var. Kocam hemen oraya gidip, çocuklara lazım olan ne varsa aldı. Sonuçta bir şeyler yedirmek lazım, aç kalmasınlar.
Çok uzun, ağır bir gün oldu. Çocuklar huysuzdu, uyumak bilmediler, ağlamaktan bitap düştüler. Onların suçu hiç yoktu, bu kadar erken uyandırılırsan başka türlü olur mu?
Aileleri, çocukları almaya akşam üçte geldiler, üstelik arayıp arayıp zorla getirdik. Başkalarının çocuğu, büyük bir sorumluluk.
Bir de üstüne mızmızlandılar: Aldığınız mama da, bez de çocuklara uygun değil! dediler. Ama yine de hepsini alıp evlerine götürdüler.
Şimdi, bu durumdan kendimizi nasıl koruyacağız bilmiyoruz. Korkuyoruz ki bir sabah daha gözümüzü açamadan yeğenlerimizi kapıda bulacağız. Hâlâ yaşadıklarımızın şokunu atlatamadık…




