Sen doğum makinesi misin? Kaç çocuk daha yapmaya niyetlisin? Eşim Ardanın annesi sinsi bir tavırla üzerime yürüdü.
Sana da merhaba, Feriha Hanım… Bu kadar alaycı olmasan olmaz mı? Arda, dördüncüye hamile olduğumuzu söyledi de o yüzden mi moralin bozuldu? dedim kibarca.
Elbette bozuldu! Üçüncü torundan sonra sana dedim artık çocuk yapma diye! Akıllı kadının lafını dinlemedin ki! Geçen yılbaşında sana bir kutu prezervatif verdim, korun diye! Hâlâ başlıyorsun! diye homurdandı Feriha Hanım.
Nur, kaynanasının yılbaşında ona koca bir paket prezervatif hediye ettiği anı hatırladı. O an da büyük oğlunun doğum günüydü, anne, gelinine üstü kapalı artık yeter demek istemişti.
Sizi duyduk, ama tabiatla inatlaşılmaz ki… dedi Nur sakin bir sesle.
Espri mi yapıyorsun sen bana? O zaman çocuklarına kendin bak, ben artık yardım etmeyeceğim!
Zaten baktığın yoktu ki… dedi Nur, ama o cümlesini bitiremeden karşıdan bir çınlama geldi; telefon bir anda kapandı.
Telefonu yatağa fırlattı Nur, hafifçe gülümsedi, henüz dümdüz olan karnını okşadı. Dördüncü bebek geliyordu ve bu durum Feriha Hanımı çileden çıkarıyordu. Nur, kayınvalidesinin neden bu kadar gerildiğini bir türlü anlayamıyordu.
Hayatında torunlarına bakmamış, genç çifte maddi olarak da asla elini uzatmamıştı. Ayda bir en fazla çocukları görmeye gelirdi. O da bayramlarda elinde bir hediye olurdu, hepsi bu kadardı. Nur buna üzülürdü ama içinden geleni asla Ardaya söylemezdi. Halbuki Feriha Hanım hiç de fakir sayılmazdı, çocuklara bir çikolata bile çok görürdü. Nur hep içine atar, bir şey demeden geçip giderdi. Çocuklarım giyiyor, yiyor; Allaha şükür, derdi kendi kendine.
Arda evin geçimini güzelce sağlarken, Nur da evden küçük işler yaparak yuvaya katkı sağlıyordu. Kazancı biraz yükselince, çocuklarla ilgilenmesi için bir yardımcı da tutmuştu. Oyun oynar, yürüyüşe çıkar, böylece Nur rahatça çalışabilirdi.
Aslında mutlu bir aile tablosu vardı ortada, ama Feriha Hanımın huzursuzluğu o mutluluğun içine sık sık soğuk bir rüzgar gibi girerdi. Nura baştan beri sıcak davranmamış, arka arkaya çocuklar oldukça iyice gerilmişti.
Üçüncüde ilk kez, Bu kadar yeter, aldır bu bebeği! diye tutturmuş, sonra zaman içinde o kıza gönül vermişti. Tam ortalık durulmuşken, Nur dördüncüye hamile olduğunu öğrenmişti. Dördüncü bebek de pek planlı değildi ama Allahtan gelmişse, baş üstüne deyip kabullenmişlerdi.
Bu haber Feriha Hanımı fazlasıyla sarsmıştı. Nur emindi ki, kayınvalidesi kendi çıkarını düşündüğü için böyle rahatsız oluyordu. Arda annesine sürekli destek olur, maddi yardım yapardı. Dördüncü çocukla masraflar artacak, annesinin dükkânı da zaten zor dönüyordu.
Nur, eşinin annesine yardım etmesine karşı değildi fakat çocukların nasibinden de kısılması hoşuna gitmezdi. Şimdilik her şey yolundaydı, Arda da annesini dişçiye götürmüş, yaz tatiline çıkarmış, evini onartmıştı.
Nurun tahmini doğruysa, kayınvalidesi esas kendi maddiyatını düşündüğü için endişeliydi ve bu dert, zamanla daha da büyüyecekti. Sabrı taşmaya başlamıştı Nurun; kayınvalidesinin azarları, nasihatleri, bebek bekleyen genç kadının psikolojisiyle oynuyordu.
Ama Nuru ve Ardayı bu yoldan çevirecek bir güç yoktu. O çocuk doğacaktı, mesele sadece buydu. Sahi, kayınvalideler genç çiftlere kaç çocukları olacağına karışabilir mi ki?




