Meral, son otuz iki yıl boyunca sadece mutlu bir anne olmuş. Oğlu Tolga ile aynı evde yaşıyor. Tolga, küçük bir şirkette yönetici olarak çalışıyor. Meral, bütün zamanını oğlu Tolga ile geçiriyor. Hafta sonu gelince birlikte yapılacak pek çok işleri oluyor. Öncelikle pazara gidiyorlar. Tolga bu işi pek sevmediği halde, annesinin hatırı için katlanıyor. Meral, pazar tezgahları arasında ağır ağır dolaşıp özenle sebze meyve seçiyor, tabii bu iş bir markette yarı sürede bitse de, pazarda oğlu ile vakit geçirmek ona ayrı bir mutluluk veriyor. Daha sonra köye gidip, bütün zamanlarını bahçede geçiriyorlar.
Turşu kurma zamanı gelmiş; gerçi ne Meral ne de Tolga turşuyu ya da salamura domatesi sever. Yine de, dostları ve akrabaları için yapıyorlar. Her şey yolunda giderken ve Meral, otuz iki yaşındaki oğlunun hep yanında olmasına şükrederken, bir anda bütün düzenleri altüst oluyor. Tolga bir gün, Anne, evlenmeye karar verdim, diyor. Gelini Melis; 25 yaşında, sakin, mütevazı bir kız çıkıyor. Tolga ve Melis birlikte bir daire satın alıyorlar, fakat Melisin annesi, daireyi kiraya verip, gençler olarak şimdilik onun yanına taşınmalarını ve kira gelirinden faydalanmalarını öneriyor: Yeni kurulan bir aile olarak o paraya ihtiyacınız olur, diyor. Gençler de bu fikre uyuyor.
Meralın yüzü bir kez daha gülüyor; çünkü oğlu hala yanında. Ama sevinci erken oluyor. Tolga artık bütün vaktini eşiyle geçiriyor. Akşamları beraber dışarı çıkıyorlar. Bir süre sonra Melisin hamile olduğu ortaya çıkıyor. Meral, yıllardır sakladığı bebek kıyafetlerinin işe yarayacağını düşünüyor. Fakat gelini Melis, bunların ancak fotoğraf çekimi için kullanılabileceğini, kendi bebeği için her şeyi kendisinin seçmek istediğini söylüyor.
Bir süre sonra, yeterli birikimi yapan Tolga ile Melis, Meralın evinden ayrılıp kendi evlerine yerleşiyorlar. Meralın kalbinde büyük bir burukluk var artık. Onu bırakıp gideceklerini hiç beklemezken, oğlunun genç karısıyla birlikte yeni bir hayata başlaması içini acıtıyor. Meral, Tolganın kendisini bir başkasına değiştiğini düşünüyor.




