Emine Hanım, hayatı boyunca çalışıp emekli olduktan sonra Anadolunun küçük bir kasabasında huzurlu bir yaşam sürüyordu. Gündelik işlerinde sakinliğin ve doğanın tadını çıkarıyor, bahçesinde domates, biber ekip biçiyordu. Fakat Eminenin huzuru, şehirde yaşayan oğlunun ailesinde baş gösteren sıkıntılarla bozuldu. Torunu Mustafa, terbiyeli, sessiz bir gençti. Okul hayatı başarılı geçmiş fakat üniversiteye gitmek yerine şehirdeki bir tekstil atölyesinde çalışmayı seçmişti. Genç yaşında evlenip bir oğlu olmuştu, ancak hayatı hızla kontrolden çıktı; Mustafa alkolün pençesine düşmüştü.
Her geçen gün daha çok yanlış çevreye karışıp kendine zarar vermeye başladı. Evin içerisinde tartışmalar, kırgınlıklar hiç bitmiyordu; evlilikleri çatırdıyordu. Emine Hanım, hem Mustafaya yardım etmek hem de aileyi bir arada tutabilmek için torununa kapılarını açtı. Yalnızlığını hafifletecek, yeni bir ortam Mustafaya iyi gelecekti; hem de ev işlerinde el atacak birisi olacaktı.
Başlarda, Mustafanın köydeki hayatı olumlu etkiler yaratmıştı. Alkolü azaltmış, yüzü gülmeye başlamıştı; eşi de bir nebze rahatlamıştı. Yeni düzene alışıp Emine Hanımın bahçesinde birlikte çalıştılar. Fakat bu huzur kısa sürdü; bir ay geçmeden Mustafa eski alışkanlıklarına döndü. Sonrasında karısı, çocuğunu alıp gitti. Mustafa ise umudunu kaybetmek yerine kendisi gibi alkol kullanan bir başka kadını hayatına aldı ve birlikte yaşamaya başladılar. Yaşlı Emine Hanımın duygularını görmezden geliyorlardı.
Bir süre sonra borçlar yığıldı; alacaklılar peşlerine düştü. Mustafa, Emine Hanımın eski, güvenilir arkadaşlarından dahi para istemeye başladı; yaşlı kadının kalbinde derin yaralar açtı. Tüm sıkıntılarına rağmen, Mustafa sonunda Emine Hanımı evi üzerine geçirmeye razı etti. Kadıncağız bir gecede her şeyini kaybedebileceğinden korkar olmuştu. Mustafa ile yeni sevgilisi Emine Hanımın sırtından geçinmeye devam etti, evin giderlerine en ufak katkı sağlama isteği göstermediler.
Bir gün Emine Hanım, odasında bitkin ve kederli bir şekilde içini çekerek dedi ki: Cehennemden korkmam ben, evladım… Ona ben bu dünyada alıştım zaten! O esnada, Mustafa ile sevgilisi kendi işlerini kurmak hayaliyle bankadan kredi çekmenin planlarını yapıyorlardı. Fakat eğer iş yolunda gitmezse, üçü de kendilerini sokakta bulabilir; hayatlarının sorumsuzluklarının faturasını en ağır şekilde ödemek zorunda kalabilirlerdi.




