Bugün yine kafam karmakarışık… Yakın bir arkadaşım bana şaşkınlıkla şöyle sordu: Neden eşine tek bir kuruş bile miras bırakmadıklarını merak ediyorum. Oysa torunların da desteğe ihtiyacı var!
Kim anlayabilir onları ki? diye cevap verdim. En küçük oğulları hala bekar ve hali hazırda İstanbulda üç odalı bir dairesi, yanında iki tane daha iki odalı evi var. Ayrıca üç katlı bir yazlığı da bulunuyor. Belli ki bunlar bile ona yetmiyor. Üstelik hepsini de anne babası ona verdi. Eşime ise hiçbir şey bırakmadılar, eli boş kaldı.
Mark ve ben, yani ben Emine Yılmaz ve eşim, 12 senedir evliyiz. İki çocuğumuz var; biri 6, diğeri 10 yaşında. Kayınvalidem ve kayınpederimle hep sıkıntılar yaşadım. Sürekli hayatımıza burnunu sokmaya, bize ne yapmamız, ne yapmamamız gerektiğini söylemeye çalışırlardı. En kötüsü, kayınvalidem kendi seçimlerimi durmadan eleştiriyor, bir de bana anne diye hitap etmemi istiyordu.
Ona açıkça, Benim bir annem var, ikinciye ihtiyacım yok dedim. Yine de, asıl sıkıntı büyük kızımız doğduktan sonra başladı. Kayınvalidem, bir gün haber vermeden kapıma dayandı. Kapıyı çalmalarına, aramalarına rağmen kapıyı açmadım, telefonlara bakmadım. Zamanla, bu takıntılı davranışının yanlış olduğunu o da anladı ve hayatımıza karışmayı azalttı.
Çocukları büyütürken kendi annem az da olsa arada yardım etti. Çocuklar büyüyünce zaten kayınvalidemle de aramız iyice açıldı, onlar da bizden uzak yaşadılar.
Markın ailesi gerçekten varlıklı ve akıllı insanlardı. Sık sık yurt dışına geziye gider, sanat etkinliklerine katılır, arkadaşlarıyla restoranlarda yemek yerlerdi. Bize ise nadiren uğrarlardı; tatil günlerinde bile çoğu zaman şehir dışında olurlardı.
Bir gün beklenmedik bir şekilde, bütün varlıklarını küçük oğullarına bıraktıklarını öğrendik. İçim içimi yedi, kayınvalidemi arayıp nedenini sordum.
Ne bekliyordunuz ki? dedi bana kayınvalidem. Beni torunlarımdan uzak tuttun, Markı da bize karşı doldurdun. Ama küçük oğlum ne bizi unuttu, ne de ilgisiz kaldı. Sık sık arar, ziyaret eder. Mirasın ona kalması gayet normal.
Bazen düşünüyorum bu kararı doğru buluyor musunuz diye. Anlayamıyorum, ama kalbim hâlâ kırık.




