Sınıfa yeni bir kız gelmişti, adı Merve’ydi. Geldiğinde erkekler hemen ona takılmaya başladı, fakat kısa zamanda Merve’nin kolay lokma olmadığını anladılar. Merve’nin gizli silahı, her durumda sarsılmaz öz güveniydi.

Sınıfa yeni bir kız gelmişti, adı Nisandı. O gün, sanki dün gibi aklımda; Nisan kapıdan içeri adımını attığında, sınıftaki oğlanlar hemen takılmaya ve laf atmaya başladılar. Fakat çok geçmeden anladılar ki, Nisan öyle kolayca yıldırılacak biri değildi. Onun gizli gücü, her durumda sarsılmaz bir özgüvene sahip olmasıydı.

O sıralar, sınıfta bir başka kız daha vardı: Yelda. Oğlanlar Yeldayı da sık sık alayla, kaba sözlerle ve kiloları yüzünden aşağılamaktan geri durmazlardı. Bazen sessizce boynunu büker, bazen de gözleri dolardı; ama hiçbir zaman kendini savunmaz ya da onlara karşı koymazdı. Bu tavrı, oğlanların daha da ileri gitmesine neden olurdu; İnek koşuyor! gibi aşağılayıcı laflar ettiler, üzgünüm ama böyleydi. Bu davranışlar, Nisan sınıfa katılana kadar hep sürdü.

Nisan ise Yeldadan çok daha uzun boyluydu; neredeyse iki katı kadar Sınıfa adım attığı anda, elbette kendisi de alayların hedefi oldu. Ama Yeldadan farklı olarak, Nisan daha önce başka bir okulda bulunmuş ve orada el üstünde tutulmuş, mahallenin çocuklarıyla dostça oyunlar oynamıştı.

Dönüm noktası eski okulun kantininde yaşandı. Bir gün yemekteyken, bir oğlan Nisana doğru bir simit parçası fırlattı ve kilosuyla dalga geçti. Nisan o an biraz şaşırdı ama sakinlikle pantolonuna düşen kırıntıları temizledi ve lafı duymazdan geldi. Sonrasında koridorda başka bir oğlan, yine fiziksel görünüşüne yönelik bir yorum yaptı; bu sefer Nisan geri durmadı, kendini savundu. “Hayatınız o kadar mı sıkıcı ki, bütün ilginiz benim vücut hatlarıma yönelmiş? İstediğiniz gibi bakın, ben sizi engellemiyorum; hatta izlemekten keyif alın!” dedi, gülerek. Bu cesur yanıtı, ona kısa bir huzur getirdi.

Bir beden eğitimi dersinde, öğrenciler cimnastik aletinin üzerinden atlamak zorundaydı. Nisanın sırası geldiğinde, alet kilosunun altında devrildi; ama Nisan soğukkanlılığını kaybetmedi, ustaca bir hareketle yere yumuşakça inerken nefis bir dönüş yaptı. Ancak onun müthiş atletizmine rağmen oğlanlar gülmeye devam ediyordu. Nisan ise bu kez kararlı bir tavırla, neden güldüklerini sordu ve daha çok gülmek istiyorlarsa kendisini kaldırmalarını teklif etti. Oğlanlar bu öneriyi kabul edip Nisanı kaldırdılar, gülüşmeleri sürdü.

Bayram tatili geldiğinde, Nisan kendine yeni bir hedef koydu: Fiziksel görünümünü geliştirmek için çalıştı, daha disiplinli bir hayat benimsedi, saçlarını boyadı, yepyeni ve daha zarif bir görünüme kavuştu.

Okullar yeniden açıldığında Nisanın değişimi karşısında oğlanlar hayrete düştüler; şimdi hepsi onunla arkadaş olmak istiyordu. Fakat Nisan, en çok kendisini alaya alan oğlana doğru gülümseyerek gitti ve şakayla karışık, Yeni şakalar için yardıma ihtiyacın varsa bana gel! dedi.

O günlerden bugüne kadar, Nisan her zaman özgüvenini korudu. Bir an bile kendisine yapılan sözlerden etkilenmedi; gururla yürüdü, başını dik tuttu ve dikkatleri umursamadı. Onun örneği, tüm sınıfa özgüvenin önemini zamanla öğretti. Herkes, kendi değerinin dış görünüşünden değil, dimdik duruşundan geldiğini kavradı.

Rate article
Lifequest
Sınıfa yeni bir kız gelmişti, adı Merve’ydi. Geldiğinde erkekler hemen ona takılmaya başladı, fakat kısa zamanda Merve’nin kolay lokma olmadığını anladılar. Merve’nin gizli silahı, her durumda sarsılmaz öz güveniydi.