Kız kardeşim tüm hayatını çocuklarına adadı, ama hastalandığında çocukları onu ziyaret bile etmedi…

Ablam, dört çocuğunu tek başına büyütmeye karar vermişti. Eşi, işyerinden bir kadınla onu aldatmış, ablam hayatındaki tüm acılarla savaşıp, bir daha kimseyle yakınlaşmamıştı. Ablam eğitimli bir kadındı; üç diploması vardı, bunlardan biri aşçılık üzerineydi. Hatırladığım kadarıyla, farklı kafelerde ve lokantalarda çalışmıştı uzun yıllar.

Çocukları için hep en iyisini aldı, hiçbir zaman eksik bırakmadı. Onlar minnettardı ama talepleri hiç bitmiyordu. Yıllar geçti, çocuklar büyüdü, kendi ailelerini kurdular. Ablam hâlâ onlara para göndermeyi sürdürüyordu. Yıllar önce emekli olmuştu ama çalışmaya devam etti; çocuklarına yardım etmenin hayatındaki en büyük anlam olduğuna inanıyordu.

Bir sabah grip oldu, ardından hastalık hızla akciğerlerine indi. Yoğun bir zatürre peşini bırakmadı. Hastalık iznine ayrıldı, elindeki parası güçlükle yetiyordu. Dostları ona yardım etti, fakat çocukları, ablam parayı göndermeyi bırakana kadar annelerini aramadılar.

Telefon açıp Geçmiş olsun, umarız tez zamanda iyileşirsin dediler; kimse ablanın maddi durumunu sormadı. Ablam, çocuklarından gelip kendisini görmelerini istedi. Hiçbiri kabul etmedi herkesin işi ve ailesi vardı, annesine vakit ayıramazlardı.

Ablam çok kırıldı. Hayatını çocuklarına adamıştı, ama ihtiyacı olduğunda koşup gelmediler bile. Bir ay hastanede kaldı. Hemşire, tüm tedavi masraflarını üstlendi. Sonunda iyileşti, tekrar işine döndü. O süreçte çocuklarından hiç haber gelmedi. Muhtemelen yakınları Anneniz iyi dediği için rahatlamışlardı. Ablam taburcu olup evine döndükten sonra çocukları tekrar annelerini hatırladı.

İlk başta sağlığını sordular, fakat hemen ardından asıl meseleye geçtiler; hepsi belirli miktarda Türk Lirası istedi ve paranın belirli bir tarihe kadar yatırılmasını talep etti. Dördü de aynı şeyi yaptı, hiçbiri ablanın o parayı nereden bulacağını düşünmedi; sadece kendi ihtiyaçlarıyla ilgilendiler.

Ablam, kimseye belli etmese de içten içe çok üzgündü. Bu muameleyi kendi çocuklarından beklememişti. Yıllarca onları kendi hayatının önünde tutmuştu, ama şimdi yalnız bir yaşlılığa mahkumdu. Belki de suç kendisindeydi, belki de hayattan kendisi için bir şeyler istemeliydi. Kendi geleceğini düşünmeliydi, çocuklarını her şeyin önünde tutmak belki de yanlış bir tercih olmuştu. Şimdi ise hiçbir şey değiştirilemezdi; yapacak bir şey kalmamıştı…

Rate article
Lifequest
Kız kardeşim tüm hayatını çocuklarına adadı, ama hastalandığında çocukları onu ziyaret bile etmedi…