Beşinci kez üst üste ikiz kız çocuğu dünyaya getirdi; yine doğumhanede Papa’dan özel bir kutsama aldı

Ayşe hamileliğin sonlarına doğru bayağı zorluk çektiği için, doktorlar hiçbir riske girmek istemedi ve onu doğumdan epey önce İstanbuldaki özel bir hastaneye yatırdılar. Üstelik, Ayşe sadece bir bebek değil, ikiz bekliyordu. Doktorlar planlı bir sezaryeni önerdi ama Ayşe içten içe kendisi doğurmayı çok istiyordu; o yüzden doktorlar da ona bir şans vermeye karar verdiler. Duruma göre müdahale ederiz, zamanımız var, dediler.

Bir de Ayşe ve eşi Muratın hastaneyle ortak doğum sözleşmesi vardı; doğum anında babanın da içeride olması gerektiği için doktorlar pek yabancı istemedi ameliyathaneye. Ayşenin sancıları gece geç saatte başladı; hemen Murata haber verildi, adamcağız yirmi dakika sonra soluğu hastanede aldı. Biz de onları hemen doğum öncesi odaya aldık. Ayşe zaten daha önce de doğum yapmıştı, nasıl davranması gerektiğini iyi biliyordu, gayet olgun ve sakin bir şekilde süreci yönetti. Saat sabah dörtte ilk bebek dünyaya geldi.

Bebek hemen avazı çıktığı kadar bağırdı, ebemiz Tebrikler, ilk kızınız oldu! dedi gülerek. Ama normalde herkesin sevindiği o anlarda baba Murat sadece zoraki bir gülümsemeyle karısına döndü. On dakikadan kısa süre sonra ikinci kızları da doğdu. Anne Ayşenin keyfi yerindeydi, yüzü gülüyordu ama Murat birden gözyaşlarına boğuluverdi. Sanki sevinçten değil de, başka bir sebepten…

Tabii biz de bir tuhaf olduk; ama Ayşe elini salladı ve dedi ki: Boş verin, bir saate düzelir o. Beşinci kez ikiz kızlarımız oldu da ondan. O hep bir oğlan isterdi ama kısmetimizde yokmuş, biraz üzüldü işte. Ama kızlarına bayılır, her şey yolunda olur merak etmeyin. Ve gerçekten de öyle oldu: Ertesi gün hastanenin penceresinden baktığımızda, Muratın yanında coşku içinde balonlarla oynayan, birbirinden tatlı beş kızını ve onların Seni seviyoruz anne! diye bağırdıklarını görünce, bu ailenin çok mutlu olduğunu tekrar anladık. Yine de, içten içe biraz da olsaydı baba için bir oğlan, fena mı olurdu dedikVe işte o anda, Muratın elleri hâlâ gözlerinde, daha önce hiç olmadığı kadar kocaman bir gülümsemeyle yüzünü kaldırdı. Kızlarının neşesiyle dolup taşan o odada, Murat bir an olsun bakışlarını Ayşeden ayırmadan, usulca yanına geldi. Bir oğlanım olmadı belki, dedi, ama bu dünyanın en şanslı babasıyım. İyi ki varsınız. O an, mutluluk, yorgunluk ve minnettarlık birbirine karıştı odada; Ayşe hafifçe güldü, Murat onu ve minicik ikizleri kucağına aldı. Sonra beş küçük kız, sanki yeni gelen kardeşlerini neşeyle karşılamak ister gibi yatağın etrafında el ele tutuşup döndüler.

Bir süre sonra gülüşler yankılandı koridorlarda. Hemşireler bile girdi odaya, kutlama havası sardı tüm bir servisi. Herkes biliyordu ki, bazı mucizeler sayılara, cinsiyete veya dile sığmaz; bazen insanın en büyük mutluluğu, kucağında coşan hayatı izleyebilmekti.

Ve orada, İstanbul sabahına bakarken, Ayşe ve Murat hayatlarının en güzel günlerinden birini, kızlarının kalplerine unutulmaz bir anı olarak yazdılar. Dışarıda güneş doğarken, içeride sevgi büyüdüherkese umut ve neşe saçan, gerçek bir aile masalını bize yeniden hatırlattı.

Rate article
Lifequest
Beşinci kez üst üste ikiz kız çocuğu dünyaya getirdi; yine doğumhanede Papa’dan özel bir kutsama aldı