Maşa ve Nataşa’ya bir teklif sundum: Dairelerimi geri verirlerse, ben de onlara kızlarını geri vereceğim

Adım Alper. Annem vefat ettikten sonra, babam başka bir kadınla evlendi. Yeni eşinin de iki kızı vardı.

Yıllar geçti, büyüdük, her birimiz ergenliği geride bıraktık. Sonra bir gün, babam bir kaza geçirdi ve o da aramızdan ayrıldı.

Üvey annem gerçekten çok dürüst, iyi yürekli biri çıktı. Evi bana bıraktı, Burası annenin mirasıydı. Şimdi de sanındır, oğlum! dedi.

Benden sadece bir şey istedi: Kızları, okuldan mezun olana kadar evde yaşamaya devam edecekti. Kendisi ise köyüne dönecekti. Ben de kabul ettim.

Gonca ve Sedef, birbirlerinden çok farklıydılar ama ikisinin de tek bir hayali vardı: Evli barklı, evi olan bir koca bulmak.

Çok güzel günler başladı benim için. Gonca bana sabah kahvaltımı hazırlıyor, Sedef ise gömleklerimi ütülüyordu. İki kız kardeş de bana hoş görünmek için ellerinden geleni yapıyordu.

Ve aradan iki ay bile geçmeden, önce Gonca, sonra da Sedef birer kız çocuğu dünyaya getirdi. Üvey annem durumu öğrenince ortalığı birbirine kattı. Fakat Gonca ile Sedef kürtaj olmayı reddetti, çocukları doğurmaya kararlıydılar.

Ben ise düşündüm, taşındım 18 yıl boyunca maaşımın üçte birini nafaka olarak ödemek bana çok pahalıya patlardı. Bu yüzden, ipotekli bir eve geçmeye karar verdim.

Evimi iki küçük stüdyo daireyle takas ettim. Üzerine de kenarda birikmiş paramı peşinat olarak koyup, kendime ayrı bir daire için kredi çektim.

Her bir stüdyo daireyi Gonca ve Sedefe verdim, yeter ki nafakadan feragat etsinler diye. Birkaç yıl huzur içinde yaşadım.

Dört yıl geçti, derken işyerime yüklü bir nafaka borcu için haciz kararı geldi.

Kız kardeşlerime gittim, durumu sormak için. Gülerek yüzüme baktılar. Meğerse bana bu daireleri öylesine vermişim gibi gösterip, sözleşmeyi de bilerek yanlış yapmışlar.

Böylece, annemden kalan evim gitti, ben kredi ödeyip, üstüne bir de nafaka yatırıyor oldum. Hayatım oldukça zorlaştı.

Üvey annem ise durumdan memnundu: Oh olsun, hak ettin sen bunu! diyordu.

Gonca ve Sedef kızlarımı da bana göstermeyi yasakladı. Nafaka borcunu kapatmak için borç para buldum, hakkımı aramak için mahkemeye başvurdum ve çocuklarımı görme hakkını kazanmayı başardım.

İş yerinde patronlarımla ciddi bir görüşme yaptım, maaşımın büyük bölümünü elden almaya başladım. Artık nafakayı çok az ödüyordum.

Her Cuma kızlarımı alıp Pazar günü annelerine bırakıyordum. Canları ne isterse alıyordum, onları türlü etkinliklere götürüyordum. Goncayla Sedef sürekli şikayet ediyor, Bizim kızlarımızı şımartma! diye bağırıp çağırıyorlardı.

Bir de iki genç adama para verip, ablalarımı güya uygun damat bulamamalarına ikna etmeleri için tuttum.

Bir gün, çocuk esirgeme kurumundan bir kadın eşliğinde kızlarımı üvey annemin köy evinden aldım, Anneleri tamamen terk etti dedim. Sonra nafaka için kendim dava açtım ve kızlar artık benimle yaşamaya başladı. Çok iyi bir baba oldum. Annelerini gördüklerinde bana koşuyorlar, sarılıyorlardı; annelerinin onları benden koparmasından çok korkuyorlardı. Boşuna mıydı onlara kötü üvey anne hikâyeleri okumam

Sonunda Gonca ile Sedef işlerin farkına vardığında, ben zaten evlenmiş, mutlu bir aile kurmuştum.

Onlara bir teklif sundum: Dairelerimi geri verin, ben de kızlarınızı size iade edeyim. Tabii hemen kabul ettiler.

Şimdi harika bir hayatım var. O iki daireyi kiraya veriyorum, kendi dairemin kredisini çoktan kapattım.

Kimseye kendimi ezdirmedim, akıllıca davranıp, hakkımı geri aldım. Böylece, bana kurulan oyunun rövanşını tatlı bir şekilde aldımAma öğrendiğim en büyük ders şu oldu: Hayatta her şey gelip geçiyor, insanlar, paralar, evler… Fakat sevgi ve adalet bir kere yara aldı mı, asıl kazanç, iç huzuruna sahip olmakta gizliymiş. Şimdi kızlarımın yüzünde her sabah gördüğüm güven ve mutluluk bana yetiyor. Biliyorum ki, yaşattığım tüm acılara rağmen, kendi ailemin gerçek başrolü olmayı başardım. Artık içimde sonsuz bir dinginlik, yanımda da kocaman bir aile var. Ve ne olursa olsun, hayatın bana sunduğu her değişimde aklıma tek bir cümle geliyor: İyilik mutlaka döner, huzur da ona eşlik eder.

Rate article
Lifequest
Maşa ve Nataşa’ya bir teklif sundum: Dairelerimi geri verirlerse, ben de onlara kızlarını geri vereceğim