“Tamir et ve araba senin”, diyerek gülmüştü müdür, temizlikçiyle alay ederken. Bir dakika sonra ise artık kimse gülmüyordu.
Tamam, geldik. Tır şoförü kabinden atlayıp yere izmaritini bastı.
Motor son defa hırıltılı bir öfkeyle çalışıp sustu. Brandanın altında on iki ton domates vardı; dört saat sonra büyük market zincirinin soğuk hava depolarına girmesi gerekiyordu. Tır, sebze halinde rampada durmuştu, yolu tamamen kapatmıştı.
Mahmut Bey, halin sahibi, kaputun çevresinde dolanıyordu. Mekanikçi, iki şoför ve davet edilen ustaya bakıyordu adam deri ceketli, bileğinde altın zincir parlıyordu.
Nedir durum, Serhat? Müdür ustayı omuzundan tuttu.
Motor sıkışmış, elektronik arızası var. Çekici lazım, komple söküp takmak gerek. En az on saat sürer.
Sözleşmem tehlikede! Bir kez aksarsa biterim!
Usta omuz silkip cebinden tütün çıkardı. Şoför telefonu kurcalamaya başladı. Mahmut Bey mekanikçiye, şoförlere, herkese bağırıyor; kontrol edemedikleri, hep ona kaldığı için birilerini suçluyordu.
Emine Hanım, uzak depodan elinde süpürgeyle geliyordu. Eski bir kaban, lastik çizmeler, derinle çizilmiş bir yüz. Bütün günü kasalıkları taşıyıp dışarıyı süpürmekle geçirmişti genç şoförler ona “süpürge profesörü” demeyi alışkanlık haline getirmişlerdi, alay ederek.
Kalabalığa yaklaşıp, sessizce kaputa baktı.
Mahmut Bey, bir bakayım, dedi kısık sesle. Beş dakika işi var.
Herkes birden dönüp bakınca Serhat ilk güldü, ardından diğer şoförler de ona katıldı.
Ne diyorsun Emine abla, kaputu süpürgeyle mi tamir edeceksin?
Mahmut Bey önce kaşlarını çattı, ama sonra içindeki acı, öfke ve birine patlama isteğiyle bir anda değişti. Doğrulup, sesini yükseltip herkes duysun diye:
Bak Emine Hanım, şöyle yapalım. Beş dakikada tamir edersen tır senin. Bu tırı üstüne devir edeceğim, sözüm söz. Ama tamir edemezsen, bekleme süresini maaşından keseceğim. Var mısın?
Kalabalık kahkahalarla patladı. Biri ıslık çaldı, kimisi telefonlarını çıkarıp video çekmeye başladı.
Şimdi zengin oluyorsun Emine abla!
Hadi profesör, göster hünerini!
Emine Hanım başını kaldırmadan kabul etti. Süpürgeyi yere koydu, ellerini kabanına sildi ve cebinden sapı çatlamış eski bir tornavida çıkardı.
Klemşeyi çıkarın, dedi sessizce.
Mahmut Bey hâlâ gülüyordu, Emine Hanım kaputun altına girene kadar. Serhat sigarasından dumanı kaçırarak izliyordu. Şoförler birbirlerine bakıyor; kimisi kadıncağıza acıyor, kimisi rezil olmasını bekliyordu.
Emine Hanım telaşsız ama dikkatli hareket ediyordu. Şarapnel izi ve makine yağıyla kaplı elleri kendiliğinden işliyordu: Bir bağlantıyı çekti, boruyu üfledi, kablolara parmak gezdirdi. Gençler telefonla çekiyor, fısıldayarak yorum yapıyordu.
Şoför, anahtarı çevir, diye seslendi Emine Hanım.
Şoför homurdandı ama dediğini yaptı. Anahtarı çevirdi. Motor bir iki denedi ve ardından pürüzsüz, güçlü şekilde çalıştı.
Ortada öyle bir sessizlik vardı ki, halin çatısına konan karganın sesi duyuluyordu. Bir dakika sonra kimse artık gülmüyordu.
Serhat sigarasını elinden düşürdü. Mahmut Bey ağzını açtı ama hiçbir şey söyleyemedi. Şoför tırın konsoluna bakıp inanamıyordu.
Tamamdır, dedi Emine Hanım, ellerini kabanına sildi. Bağlantı oksitlenmiş, boru tıkanmış. Bir dakikalık iş.
Elinde süpürgeyle dönüp gitmek üzereyken Mahmut Bey olduğu yerde taş gibi kaldı.
Dur. Sen bunu nasıl Nereden öğrendin?
Emine Hanım durdu, arkasını dönmeden:
Otuz yıl savunma fabrikasında çalıştım. Füze rampası tamir ederdim. Sonra fabrika kapandı, doksanlarda her şey dağıldı. Eşim rahmetli oldu, evimi arsızlar aldı belgeleri okudum, anlamadım o zaman. O zamandan beri böylesine sürünüyorum.
Depoya doğru bir adım attı. Mahmut Bey birden hızla, ama sert olmadan omuzundan tuttu.
Dur. Cidden soruyorum.
Emine Hanım döndü. Müdür ona, ilk defa bakıyormuş gibi bakıyordu.
Tırı sana veremem tabii. O an saçmalamışım, vallahi. Ama prim vereceğim söz verdim, tutacağım. Bir tek söyle neye ihtiyacın var?
Emine Hanım gözlerini kaldırdı. İlk kez müdürün yüzüne doğrudan baktı.
Paraya gerek yok, harcayacak yerim yok zaten. Ama işe gelince doğru dürüst bir atölye açın. Malzemeler eksik, makineler usulsüz, yağ değişmiyor, filtre tıkanmış Bugün şansına oldu, yarın böyle olmaz.
Mahmut Bey göz kırptı. Serhat arkasını dönüp sessizce çıktı. Şoförler araçlarına dağıldı.
Tamam, dedi müdür kısa bir şekilde. Atölye açacağız. Orada çalışırsın. Gerçek maaşla.
Emine Hanım başını salladı, süpürgeyi alıp depoya yürüdü. Aynı kambur, aynı sessizlikle yürüdü ama şimdi arkasında sessiz kalabalık vardı.
Bir hafta sonra halde bir atölye kuruldu gösterişli değildi, ama Emine Hanımın seçtiği araçlar vardı. Mahmut Bey harcadı, cömert davrandı. Belki vicdanı vardı, belki yıllardır ne kaybettiğini anlamıştı.
Artık Emine Hanım adıyla anılıyordu. Geçen ay “süpürge profesörü” diye dalga geçen genç şoförler sorularla ona geliyordu karbüratör arızası, debriyaj sorunu O kısa, öz anlatıyordu, ama her şey bir anda açıklığa kavuşuyordu.
Serhat-uStası artık hale uğramıyordu. Mahmut Bey sözleşmeyi yenilemedi hizmet gereksizdi. Serhat aradı, eski düzene dönelim istedi, ama müdür telefonu kapadı, dinlemedi.
Emine Hanım hâlâ aynı kabanla, aynı çizme ile geziyordu. Ama süpürgeyle değil, anahtarlarla. Yeni gelen gençlerden biri görünüşüne takılırsa, eski çalışanlar hemen uyarıyordu:
Ayıp etme. O kadın öyle şeyler gördü ki, hayal edemezsin.
Bir gün Mahmut Bey, atölyede Emine Hanım tamir yaparken kapıda durdu, o çalışkan ellere bakıp düşündü.
Emine Hanım, eğer o günü motoru çalıştırmasaydınız Kesin maaşınızdan keser, ciddiye alırdım. Anlıyor musunuz?
Emine Hanım işinden kafasını kaldırmadı. Bir parçayı temizleyip tezgaha koydu.
Anlıyorum. O gün öfkeliydiniz, korkuyordunuz. O an insanlar çeşit çeşit söz söyler. Benim kaybedecek bir şeyim yok zaten. Daha kötüsü olamaz.
Müdür biraz daha durdu, bir şey eklemek istedi ama söz bulamadı. Dönüp gitti.
Bazı insanlar yıllarca yan yana yürür ve birbirini göremez. Sadece ünvanlara, kıyafete, kime benzetildiğine bakar. O kişi ise yanında durur, bir şey istemez, yalnızca kendini göstermeye fırsat bekler. Emine Hanım fırsatını aldı. Ve beş dakika yetti insanların bakışı, kendi hayatı değişti. Sessizce, gösterişsiz Sadece, motoru çalıştırdı.



