Kızım bana artık onlara gitmememin daha iyi olacağını söyledi; çünkü varlığım, ailesini huzursuz ediyormuş. Bunu gayet sakin bir şekilde, sesi yükseltmeden, sanki çok sıradan bir şey konuşuyormuş gibi söyledi.
Onun mutfağında duruyordum. Elimde sabah erken kalkıp hazırladığım bir kutu ev yapımı börek vardı. Hep bir şeyler götürürüm yanlarına uğradığımda. Kimse istemediği için değil, öyle alıştığım için. Karşımda oturuyordu, kararlı bir hali vardı.
Son zamanlarda ben geldiğimde her şeyin değiştiğini, çocukların etrafımda dönüp durduğunu, eşinin farklı davrandığını ve kendisinin de kendi evinde misafir gibi hissettiğini söyledi. Anlattıklarına ciddi mi gerçekten diye içimden hep sorguladım, ona baktım. Seni kıracak bir şey yaptım mı? diye sordum.
Başını salladı, Hayır, mesele bu değil dedi. Sadece evde daha fazla huzur istiyormuş. Bazen annelerin de biraz geri çekilmesi gerektiğini ekledi. Onun söylediği bu cümleler aylarca kafamda yankılandı.
Eve dönene kadar hep aynı şeyi düşündüm. İnsan, ne zaman kendi çocuğu tarafından rahatsızlık kaynağına dönüşür? Kızmadım, tartışmadım. Sadece Anladım dedim. O günden sonra gitmeyi bıraktım. Beni kimse kovmadı aslında; ama bazen alışkanlıklardan çok insanın kendi onuru daha önemli oluyor.
Neredeyse üç hafta geçti. Pazar günleri mutfağım sessizdi. Eskiden tam bu günlerde onlar için bir şeyler hazırlar ve akşamüstü uğrardım. Şimdi ise yalnızca pencereye bakıp oturuyordum.
Bir akşam telefonum çaldı. Arayan kızım Zeynepti. Sesi yorgun geliyordu. Neden bu kadar zamandır gelmedin? diye sordu. Ona, bahsettiği huzuru sağlaması için ona zaman vermek istediğimi söyledim. Aramızda bir sessizlik oluştu.
Sonra beklemediğim bir şey söyledi. Ben gitmediğimden bu yana çocukların sürekli beni sorduklarını, onlara meşgul olduğumu söylediğini ama inanmadıklarını anlattı. Küçük oğlu Emir, Babaannem bana mı kırıldı? diye sormuş. Anlatırken sesi titredi biraz. Sonra, acaba yanlış mı yaptığını sorgulamaya başladığını söyledi. Ben evlerindeyken ev daha hareketli, ama aynı zamanda daha sıcakmış. Şimdi fark ediyor ki, huzur ve boşluk bazen birbirine çok benziyor.
Ne diyeceğimi bilemedim, dinledim sadece. Sonunda pazar günü gelip gelmeyeceğimi sordu; çocuklar beni görmek istiyormuş. Hâlâ karar verebilmiş değilim.
Kızgın olduğumdan değil, ama insan bir kere varlığıyla aileyi huzursuz ettiğini duyunca, aynı yere artık başka bir gözle bakıyor. Şimdi düşünüyorum; sizce doğru mu yaptım, kenara çekilmekle, yoksa bir anne böyle sözleri içinden yutmalı ve çocuğunun yanında olmaya devam etmeli mi?



