Seneler önceydi, ben ev işleriyle uğraşırken yakın arkadaşım Gülbahardan bir telefon aldım. Beni bir anda işimin ortasında yakaladı; çünkü Gülbahar, kocası Murat’ın onu terk ettiğini haber vermişti. Murat, şehirdeki başka bir kadının yanına gitmiş, bu ise hiç beklenmeyen bir gelişmeydi. Hemen Gülbahar’ın evinde toplandık, bu dönüm noktasını küçük bir kutlamayla karşılamak istedik.
Gülbahar yıllarca Murat’la yaşamış, çetin bir evlilik geçirmişti. Murat oldukça kıskanç ve sahiplenici bir adamdı; Gülbahar’dan sürekli ilgi bekler, biraz memnuniyetsiz olursa soğuk davranır, hatta bazen sofrada tabakları fırlatırdı. Onun dengesiz halleri, evde haftalarca süren sessizliklere yol açardı.
Şimdi ise Gülbahar, bu zehirli ilişkiden kurtulmuş olmanın ferahlığını hissettiğini anlattı. Murat, başkalarının etkisinden çekindiği için ona arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi dahi yasaklamıştı. Artık bizimle daha çok görüşmek için sabırsızlanıyordu. O gün, masanın etrafında, herkes kocalarının kıskançlıklarından, üzerlerinde kurdukları baskıdan söz etti.
Kimse Muratın yeni kadını nasıl tanıdığını bilmiyordu; ama Murat, güya spor salonuna antrenmana gittiğini söyleyip oraya sıkça uğrardı. Arkadaşlardan biri, Muratın çocuklarının nafakasını ödemeye devam edip etmeyeceğini merak etti, Gülbahar ise polise gitmeyi düşünüyordu. O gece Gülbaharın evinde kalıp, demli çaylarımızı yudumlarken biten ilişkiler ve yaşanmış hayal kırıklıkları hakkında konuştuk.
Bir ay sonra Murat geri döndüğünde, Gülbahar onu kapıda buz gibi bir tavırla karşıladı. Murat, Seni yine eskisi gibi görmek ne güzel, herhalde dönmeme sevindin, dediğinde Gülbahar ona soğukkanlı bir şekilde döndü ve Kadınlar ne ister bilir misin? Sevgi ve saygı dedi. O an Gülbaharın içindeki gücü bulduğuna şahit oldum. Bir daha hayatının merkezine Muratı koymak istemiyordu. Murat ise yalnızca arkasından şaşkın şaşkın bakıp kaldı.




