Hiç aklıma gelmezdi, insanın kendi akrabalarının onu evinden göndereceği! Akrabalarım sanıyordu ki, sanki ailede kim dara düşerse, hemen cebimden destek olmalıyım. Çocukken bile gözümü bilgisayar ekranına dikmiş, Bir gün yazılımcı olacağım! diye kafama koymuştum. Hayalimden şaşmadım, liseyi bitirince soluğu şehir dışında, Ankarada aldım ve orada üniversiteyi okudum. Sabaha kadar kod yaz, sabah erkenden sınava koş derken bir baktım, gerçekten de yazılım sektöründe aranan eleman olmuvermişim. Maaşı anlatmaya gerek yok; hem yoğurt alıyorum, hem içine ceviz atıyorum!
Halimden memnundum; evlilik filan da gözümde yoktu, bağımsızlığımın tadını çıkarıyordum. Arada annemi de hiç ihmal etmedim; her ay destek oldum, yılda bir defa mutlaka Antalyaya tatile götürdüm. Ona minnettarım çünkü, hakkı ödenmez.
Ama ne olduysa, küçük kardeşim, Emir, üç ayda bir, beş ayda bir para istemeye başladı. Sözde iş bulamıyormuş Başta dert etmedim, Eh gencecik adam, kanatlarını açsın dedim. Ama zamanla işi abarttıkça abarttı. İyi niyetimi suistimal ettiğini fark ettim; sonunda artık ona dürüstçe, Emirciğim, hadi artık, kalk, çalış, azıcık para kazan, başkalarına dadanma dedim.
Niyetim, kıskançlık filan değildi; kardeşim de insan gibi ekmeğini taştan çıkarsın istedim. Tabii ben ret verince ortalık karıştı. Annem anında aradı: Bir bağırıyor, bir sitem ediyor Egoist olduğumdan, aileyi unuttuğumdan dem vuruyor. Şaka değil; bir de diğer akrabalar bana küstü. Her kafadan bir ses, dedikodu, laf sokmalar Utançtan gerçekten ülke değiştirme noktasına geldim.
Niye mi pişman değilim? Çünkü şu an yurtdışında keyfim yerinde, maaşım on numara, kafam rahat. Yine de annemi unutmuyorum; ona arada hâl-hatır soruyorum, gerektiğinde desteğimi de esirgemiyorum. Fakat aileden biraz kopmuş olduk, yapacak bir şey yok İşte bizim buralarda aile birliği böyleymiş!




