Nedense, birçok kadın 40 yaşını geçip bir ya da iki boşanma yaşadıysa, hayatından umudu kesmenin normal olduğuna inanıyor. Ben de aynı durumdayım. İki kez evlendim. İlk evliliğimi çok gençken yaptım; bu evlilikten bir kızım var. İkinci kez ise 30 yaşımdayken evlendim. Ne ilk, ne de ikinci evliliğim iki yıldan fazla sürdü. Hep bir şeyler eksikti erkeklerde.
İkinci evliliğimden sonra da bazı ilişkilerim oldu ama hiçbirisi evliliğe gitmedi. Şu an 45 yaşındayım ve tüm yaşadıklarıma rağmen hâlâ mutlu olabileceğime ve bana uygun bir ruh eşinin bir yerlerde var olduğuna inanıyorum. Neyse, hikayeye dönersek, geçen ay sokakta bir adamla tanıştım. Adı Kemal, 49 yaşında. Parkta yürüyordum; kendime özen gösteren, bakımlı bir kadınım. Sonra bir kafede oturup kahvemi yudumlamak istedim.
Kemal yanıma gelip tanışmak istedi. Elbette, hayalimdeki adam değildi ama oldukça düzgün ve bakımlı görünüyordu. Sohbet ettik, bana bir kahve daha ısmarladı. Tabii hemen sordum, “Evli misin veya bir ilişkin var mı?” O da biraz kaçamak cevap verdi. Belli ki bir şekilde bağlıydı birine. Yine de sohbetimiz güzeldi ve onu evime çağırdım, beraber çay içelim, dün yaptığım kekten yiyelim istedim. Şimdi diyeceksiniz ki, “Tanımadığın bir adamı eve çağırmak delilik.” Ama parkta birçok tanıdık tarafından görülmüştük, o yüzden kendimi güvende hissettim. Üstelik Kemal bana tehlikeli gelmedi.
Eve geldik, hole girdik, Kemal etrafa bakıp gülümseyerek,
Senin evin bayağı büyükmüş. Ama 15 yıldır bir tadilat yapılmamış gibi duruyor, dedi.
Ben de aldırmaz görünmeye çalıştım. Evet, en son tadilatı on yıl önce yapmıştım. Ama ev bana göre gayet iyi. Neden duvarlara, tavana yatırım yapayım ki, kendime yatırım yapmak varken? Bu yanlış bir bakış açısı mı?
Kemale çay ve kek getirdim, yedik, içtik; fakat o evimle ilgili şikayet etmeye başladı tekrar. Ben de ona direkt söyledim: “Ne önemi var evimin nasıl olduğunun? Neden beni kendi evine davet etmiyorsun?” O da birden sustu. Daha fazla konuşmadı. Evinin yolunu tuttu ve bir hafta sonra arayacağını söyledi.
Bir hafta boyunca ne aradı, ne sordu. Ne bir mesaj, ne bir arama. Ancak cumartesi gecesi, geç saatte Sana uğrayacağım, diye mesaj attı. Ben de ona, “Artık bana yardım etmen gerek, tadilata başlayacağız. Gelince duvar kağıdı kaplayacağız,” dedim espriyle. Hemen acil bir işi olduğunu hatırladı, gelecek hafta mutlaka haber vereceğini söyledi. Büyük ihtimalle evli bir adam ve zengin bir kadının peşinde. Ben bu tanıma uymuyorum. Önemli de değil. Esas olan, karşılıklı bir yol arkadaşlığıydı aramızda. Ben ise gerçek sevgimi bulacağıma eminim. Kadınlara da şunu söylemek isterim; bir erkek senin için hiçbir şey yapmıyorsa, o adama neden ihtiyacın olsun ki?




