Bir iş arkadaşım raporlarını bana yüklemeye çalıştı. Ben de isteğini müdüre ilettim: “Lütfen Meryem’e yardımcı olun, işi yetiştiremiyor.”

Bugün olanları yazmazsam içimde kalacak. Ofiste bir arkadaşım kendi raporlarını bana devretmeye çalışıyordu. Ben de onun isteğini yöneticimize ilettim, Yardımcı olun lütfen, Melek iş yükünün altında eziliyor diye.

Melek, yaklaşık bir buçuk yıl önce bizim ekibe katıldı. Güzel giyinen, düzenli çalışan bir kadın; ayrıca iki çocuk annesi. İlk zamanlar yardım talepleri gayet masumdu: Ahmeti doktora götürmem lazım, telefona sen bakabilir misin? veya Çocuğu kreşten erken alacağım, sistemde raporu yüklememe yardım et, bir iki tuşa basmak yeterli. Bizim ekipte herkes birbirine yardımcı olur, ben de Meleki desteklemenin doğru olduğunu düşünüyordum.

Ama yardım etmekle başkasının sürekli işini üstlenmek arasında ince bir çizgi var. Birkaç ay geçince, bir iki tuş diyerek başlayan yardımlar tam anlamıyla işler haline geldi. Melek bana akşam saat beş gibi mesaj atıp, Sen altıya kadar buradasın, benim küçük yine hastalandı diyordu. Bu, klasik bir psikolojik manipülasyon; kişinin vicdanına ve toplumdaki anneye verilen değere oynuyor. Bizde, annelik kutsal bir görev sayılır, Melek de bunu uzun süre ustaca kullandı. Ama sonunda hem zamanım hem enerjim tükenmeye başladı.

Melek, kendini hep koşuşturmacalı ve fedakâr bir kadın olarak gösteriyordu; hem evde hem işte savaşıyor havası veriyordu. Gerçekteyse aldığımız maaşlar aynıydı; tek fark, Melekin bazı işlerinin benim masamda birikmeye başlamasıydı. İlk kez nazikçe reddettiğimde, Senin çocukların yok, nasıl parçalandığını bilemezsin, tarzında pasif agresif bir tepkiyle karşılaştım. Bu, insanı tuzağa düşüren bir söylem; karşıdaki kişi senin gerekçelerini değersiz gösteriyor.

Sonunda, üç aylık dönem kapanışında sınırın tam ucuna geldim. Satış raporlarını toparlayıp tablo halinde sunmamız gerekiyordu; dikkat isteyen zahmetli bir iş. Saat 16:45te Melektan gelen mailde, ham verilerle birlikte şu not vardı: Kreşteki gösteri değişti, çıkmam gerek, raporu sen tamamla lütfen, sen zaten uzmanısın, sana on beş dakika sürer, ben çocuğu bırakamam. Yarına sana teşekkür ederim. O an anladım ki, yine kabul edersem önümüzdeki aylar boyunca özgür zamanımı feda edeceğim. Direkt hayır demek kırgınlık ve şikayet getirecekti, ben de başka bir yol buldum; isteği kişisel bir ricadan resmi bir iş sürecine çevirdim.

Sinirli bir cevap yazmadım. Bunun yerine, Melekin mailini ekibimizin müdürü Yalçın Beye ilettim, samimi bir metinle: Yalçın Bey, iyi günler. Melekin ilettiği bu mailde, ailevi nedenlerle iş yükünü diğer çalışanlara bırakıyor ve çalışma saatleri içinde yetiştiremiyor. Lütfen yardımcı olun; iş yükünü gözden geçirip, gerekiyorsa yarı zamanlı çalışmaya yönlendirin. Ben bugün kendi işlerimle tamamen doluyum, Melekin görevlerini alırsam kaliteyi koruyamam.

Göndere basarken içimde fırtınalar esti: Bu ispiyonlamak mı? Beni sevmeyecekler mi? Ama başkasının işini üstlenmekten bıkmıştım.

Cevap hızla geldi; Yalçın Bey, Melekin işlerinin kimde biriktiğinden habersizdi, ona göre her şey yolunda gidiyordu. Ertesi sabah Meleki odasına çağırdı. Ne konuştuklarını tam bilmiyorum ama Melek çıkınca yüzü kızardı, sessizleşti. Artık bana yeni görev veya yardımla ilgili hiçbir şey sormadı.

Bazıları, Daha anlayışlı olmalıydın, çocuklar her şeyden önemli, diyebilir. Kesinlikle önemli, ama başkasının sırtından iyilik yapmak istismar olur. Gerçekten zorlanan personel yönetime gider, uzaktan çalışma, esnek saat veya izin ister; gizlice başkalarını yorma yolunu seçmez.

Benim yaptığım bir intikam değildi; sadece sınırlarımı belirledim. İş dünyasında basit bir kural var: Sessizce başkasının işini yapınca, herkes bunun seni memnun ettiğini sanıyor. Melekin taleplerinin önü kesildi. Artık aramızda sadece resmi saygı var ve ekip normale döndü. Melek gerekli olduğunda işini kendi başına halledebiliyor.

Bugünden çıkardığım ders; kimseye sınırlarını göstermekten çekinmemeli. Ne kadar iyi niyetli olursan ol, başkası senin iyiliğini kendi işini yüklemek için kullanıyorsa, bir yerde dur demek gerekiyor. Yoksa hayat dolu dolu akıp giderken kendi zamanından ve huzurundan vazgeçmek zorunda kalıyorsun.

Rate article
Lifequest
Bir iş arkadaşım raporlarını bana yüklemeye çalıştı. Ben de isteğini müdüre ilettim: “Lütfen Meryem’e yardımcı olun, işi yetiştiremiyor.”