Günlüğümden bir sayfa:
Eşimle birlikte yaşadığımız on yıl boyunca onun dedesine ben baktım. Çocuklarımızla birlikte küçük bir kiralık dairede yaşıyorduk. O yıllarda, eşimin kız kardeşi Asuman, dedeninin apartmanında kalıyordu. Kimsenin dedeye bakmaya mecali ya da isteği yoktu; ne kayınvalidem ne de diğer torunları bu sorumluluğu aldı üstüne. Kendimi hep sıkışmış hissettim; üniversiteyi bitiremeyişimin nedeni hamileliğimdi ve ne doğru düzgün bir kariyerim oldu, ne de kendime ait bir hayatım.
Her gün birbirinin aynısıydı: Bir yanda dedenin bakımı, diğer yanda çocukların bakımı Bazen sabrım son damlasına kadar tükeniyordu.
Eşim evdeki sürekli sıkıntıdan kaçıyordu ve sık sık içki sofralarına takılıyordu. Çocuklu, evsiz bir adam olarak başkalarının gözünde cazip olmadığından, hep tekrar bana geri dönüyordu. Onu affettim; gerçi artık ona karşı bir şey hissetmiyordum ama bunu çocuklar ve yaşlı dede için yaptım, çünkü eve biraz para getirsin istiyordum. Asuman ise nadiren uğrardı; o da dede maaşı için veya kötü durumda olduğunu söyleyip para istemek için. Halbuki, ailesiyle gayet rahat yaşıyorlardı; onlar kira ödemek zorunda değildi, tatile bile çıkabiliyorlardı.
Dede beş yıl önce bana evin tapusunu bıraktı, gizlice: Sen benim gerçekte aileden saydığım tek kimsesin. Torunum biçare biri, evi ya annesine ya da kız kardeşine verir. O yüzden, senin çocukların, yani torunlarım, bu evde kalsınlar. Tüm emeklerinizin bir karşılığı olsun diye İleride hayatınızın elden gittiğini düşünüp bana beddua etmeyin, demişti.
Bunu ailede kimseye söylemedim. Dedenin sağlığı bozulunca, birden, hem kızı hem de torunu onu sık ziyaret etmeye başladılar. İşlerin nereye gittiğini anladıkları için birden bire sevgi gösterisine giriştiler. Fakat dede her şeyin farkındaydı, yalandan ilgilerine kanmadı.
Yaşlı adam öldükten sonra miras hemen paylaşılmaya çalışıldı. Kayınvalidem ve Asuman, eşimi evden feragat etmesi için ikna ettiler. Zaten Asuman orada oturuyordu. O da kabul etti, fakat kimse vasiyetten haberdar değildi.
Ertesi gün, eşim valizini topladı, başka bir kadının olduğunu ve sırf dedesi için benimle kaldığını söyleyerek çekip gitti. Sanki ruhumdan koca bir yük kalktı. Vasiyeti öğrenen kayınvalidem ve Asuman ise resmen savaşa başladılar, tehditler savurmaya başladılar.
Dinle beni, sana o daireyi asla bırakmayacağız! Dedenle nasıl ilgilendin, nasıl kandırıp evi üzerine aldın bilmiyoruz ama bu iş böyle kalmayacak. Sen tam bir dolandırıcısın, bunu mahkemede ispatlayacağız! Oğlumu da bırak, yeni güzel sevgilisiyle mutlu, seninle işi yok artık.
Ben de onlara, Biliyor musunuz, artık sizi çekmek zorunda değilim. Hepiniz hak ettiğiniz yeri bulun, dedim ve onları kapı dışarı ettim.
Lafları hiç umurumda olmadı. Artık kendi ayaklarımın üstünde durabiliyorum; işim var, çocuklarımla birlikte kendimize ait bir evimiz var ve en önemlisi, bu aileyle artık hiçbir bağım yok.
Acaba sen benim yerimde olsan ne yapardın?




